Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4209 E. 2026/2123 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4209
- Karar No
- 2026/2123
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2388 E., 2024/1542 K. SAYISI : 2018/220 E., 2022/87 K..
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ...... ili ...... ilçesi ....... Mahallesi çalışma alanında yapılan tapulama çalışmaları sonucunda, 2109 parsel sayılı 26.630,00 m² yüzölçümlü taşınmazın, 08.09.1951 tarihli ve 19 numaralı tapu kaydına istinaden tarla vasfıyla dava dışı ........ adına 26.09.1963 tarihinde tespit gördüğü ve 20.06.1967 tarihinde tespit gibi tapuya tescil edildiği, aynı gün satış işlemi ile ...... devir edilen 2109 parsel sayılı taşınmazın, 1988 yılında yapılan imar uygulaması sonucu ifraz edildiği ve davaya konu 68 07... parsel sayılı 262,00 m² yüzölçümlü taşınmazın da bu parselden oluştuğu, dava konusu taşınmazın 15.03.1990 tarihli satış işlemi ile davacıların murisi ........ devredildiği ve murisin vefatıyla 15.04.2019 tarihinde ...... mirasçılarına intikal ettiği, yörede 6831 sayılı Orman Kanunu'na (6831 sayılı Kanun) göre yapılan ve 22.12.1980 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu ve 1744 sayılı Kanuna göre 2/B çalışmalarında dava konusu taşınmazın zabıt tutanaklarına göre "Kağıthane Devlet Ormanı IV" sınırları içerisinde kaldığı, ancak orman kadastro haritası tersim edilirken OS.36 ve OS.37 noktalarının hatalı tersim edildiği ve orman kadastro paftasında taşınmazın bir kısmının tahdit dışında gösterildiği, yörede 2000 yılında başlanan ve 2004 yılında ilan edilerek kesinleşen 3302 sayılı Kanuna göre yapılan 2/B çalışmalarında taşınmazın orman dışına çıkarılmadığı, 2006 yılında 4999 sayılı Kanun'a göre yapılan teknik hataların düzeltilmesi çalışmasında, zabıt tutanakları ile pafta arasındaki uyumsuzluğun tespit edilmesi üzerine, haritanın zabıt tutanaklarına uygun olarak düzeltildiği ve dava konusu taşınmazın tamamının orman tahdit sınırı içerisinde gösterildiği, 2012 yılında 4999 sayılı Kanun kapsamında ve 2017 yılında 6292 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) kapsamında yapılan çalışmalarda dava konusu taşınmazın orman sınırları içerisinde kaldığı anlaşılmıştır. 2. Davacı ... ve ... vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın tapulu olduğunu, murislerinden müvekkilerine miras kaldığını, taşınmazın yörede yapılan çalışmalar neticesi orman sınırları içerisine alındığını, ancak taşınmazın şehir merkezinde bulunduğunu, üzerinde orman olarak değerlendirilmesini gerektiren bitki örtüsünün bulunmadığı gibi toprağının da orman toprağı vasfında olamadığını belirterek, taşınmazın orman tahditine alınmasına yönelik işlemin iptaliyle taşınmaz üzerine konulmuş şerh varsa kaldırılmasını, taleplerinin kabul edilmemesi halinde aynı değerde olan başka bir yerden arazi verilmesini yada nakdi olarak zararlarının tanziminine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; ........ ilçesi .... (.......) Mahallesinde arazi tapulamasının 1966 yılında yapıldığını, yörede 1978 yılında 6831 sayılı Kanun'un 1. maddesi uygulaması ile 6831 sayılı Kanun'un 1744 sayılı Kanunla değişik 2. madde uygulama çalışmaları yapılarak ekip kararlarının 06.11.1980 tarihinde, komisyon itiraz inceleme karar ve tutanaklarının ise 22.12.1980 tarihinde ilan edilerek kesinleştiğini, itiraz konusu 6292 sayılı Kanun'un 11. maddesine göre orman kadastro haritalarındaki teknik hataların düzeltilmesi işleminin, 3116 sayılı Orman Kanunu'ndan itibaren yapılan orman tahdidi ve aplikasyon çalışmalarının tekrar araziye uygulanarak aplikasyon, ölçü, çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan yüzölçümü ve fenni hataların düzeltilmesi niteliğinde olduğunu, 6292 sayılı Kanun gereği yapılan düzeltme çalışmalarında eski orman tahdit ve tutanaklarının araziye doğru olarak uygulandığını, öteden beri Devlet ormanı olan ve orman tahdit sınırları içerisinde tespit edilen dava konusu taşınmazın özel mülkiyete tabi olmasının mümkün olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile aldırılan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın kesinleşen orman kadastrosunda orman sınırları içerisinde olduğunun tespit edildiği, 6292 sayılı Kanun uygulamasında herhangi bir teknik hatanın bulunmadığı, davacıların terditli taleplerinin Mahkemenin görevi kapsamında kalmadığı gerekçesiyle 6292 sayılı Kanun gereğince yapılan kadastro çalışmasının düzeltilmesi davasının reddine, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğüne yöneltilen davanın pasif husumet yokluğundan usulden reddine ve terditli talepler yönünden ise Mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyada bulunan kadastro tutanağı, tapu kaydı, orman tahdidine ilişkin bilgi ve belgeler ile mahkemece aldırılan bilirkişi raporlarından; dava konusu edilen İstanbul ili ........ ilçesi ....... Mahallesi 68 07... parsel sayılı taşınmazın, 1967 yılında yapılan tapulama çalışmalarında oluşmuş olan 2109 parsel sayılı taşınmazın İmar uygulaması neticesinde ifrazen oluştuğu, yörede ilk orman kadastro çalışmasının 6831 sayılı Kanun'a göre 1978 yılında yapıldığı, zabıt tutanaklarına göre dava konusu taşınmazın orman tahdit sınırları içerisinde kaldığı, ancak orman kadastro haritası tersim edilirken OS.36 ve OS.37 noktalarının hatalı tersim edildiği ve orman kadastro paftasında taşınmazın bir kısmının tahdit dışında gösterildiği, 2006 yılında 4999 sayılı Kanun'a göre yapılan teknik hataların düzeltilmesi çalışmasında, zabıt tutanakları ile pafta arasındaki uyumsuzluğun tespit edilmesi üzerine, haritanın zabıt tutanaklarına uygun olarak düzeltildiği ve dava konusu taşınmazın tamamının orman tahdit sınırı içerisinde gösterildiği, davacının istinaf dilekçesinde, yapılan orman kadastro çalışmalarının ikinci kadastro niteliğinde olduğunu ve hükümsüz olduğunu ileri sürmüş ise de orman kadastrosu ve genel arazi kadastrosu işlemleri, tabi oldukları kanun, hukuki konuları ve doğurdukları sonuç itibariyle birbirinden farklı olduğu, genel kadastrodan sonra yapılan orman kadastrosunun 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/1. maddesi anlamında 2. kadastro olarak kabul edilemeyeceği, davacının terditli talebi yönünden ise, davanın 6292 sayılı Kanun çalışmalarına ilişkin askı ilan süresi içerisinde açıldığı ve taleplerin yenilik doğurucu hak niteliğinde olduğu, Kadastro Mahkemesinin görevi kapsamında kalmadığı, verilen kararın usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; yapılan işlemin ikinci kadastro niteliğinde olduğunu ve hükümsüz olup yok hükmünde sayılması gerektiğini, 3402 sayılı Kanun'un 12. maddesi gereği müvekkilinin 20 yıldan uzun süredir malik sıfatıyla zilyet olduğundan tapuya güven ilkesi gereği bu kazanımının korunması gerektiğini, hava fotoğrafları dosyaya kazandırılmadan hazırlanan ve hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik inceleme ile düzenlendiğini, 6831 sayılı Kanun'un Ek 18. maddesi kapsamında işlem yapılması gerektiğini belirterek, Bölge Adliye Mahkemesinin kararının kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesinin bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların kesinleşmiş orman tahdit sınırları içerisinde bulunup bulunmadığı ve 6292 sayılı Kanun'un 11. maddesine göre yapılan orman kadastro haritalarındaki teknik hataların düzeltilmesi çalışmalarında bir hata bulunup bulunmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 31.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.