Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/2614 E. 2025/4416 K. – Kadastro Tespiti
Konu: Kadastro Tespitine İtiraz
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2614
- Karar No
- 2025/4416
- Karar Tarihi
- Konu
- Kadastro Tespitine İtiraz
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/57 E., 2024/498 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Boyabat Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/7 E., 2023/14 K. Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının, davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Çorum ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında, 3402 sayılı Kanun’un Geçici 8. madde kapsamında yapılan kadastro çalışması sonucunda, 179 ada 61 parsel sayılı 2530,38 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, ... oğlu ... tarafından kullanılmakta olduğu belirtilerek tarla vasfıyla Hazine adına; 179 ada 62 parsel sayılı 2.408,99 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, ... oğlu ... tarafından kullanılmakta olduğu belirtilerek tarla vasfıyla Hazine adına; 179 ada 63 parsel sayılı 2.461,57 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, ... oğlu ... tarafından kullanılmakta olduğu belirtilerek tarla vasfıyla Hazine adına; 179 ada 64 parsel sayılı 2.523,74 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, ... oğlu ... tarafından kullanılmakta olduğu belirtilerek tarla vasfıyla Hazine adına ve 179 ada 65 parsel sayılı 10.177,02 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, ... oğlu ... tarafından kullanılmakta olduğu belirtilerek, tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; Çorum ili ... ilçesi ... köyü 179 ada 61, 62, 63, 64 ve 65 parsel sayılı taşınmazların, nizasız ve fasılasız zilyetlik şartlarını taşıyan davacı ... adına tespiti yapılması gerekirken, kadastro tespiti sırasında Hazine adına yazılmış olduğunu, söz konusu taşınmazların davacı tarafından kullanılmakta olduğunu ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazların davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Dahili davalılar beyan dilekçeleri ile; davaya konu 179 ada, 61, 62, 63, 64 parsel sayılı taşınmazların davacının kullanımında olduğunu, miras yolu ile gelen diğer taşınmazlarla birlikte zilyetliklerinin davacıya devir ve teslim edildiğini, davacının zilyetliğinde tartışma bulunmadığını, davada davacının iddialarını kabul ettiklerini beyan etmişlerdir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... dava konusu taşınmazlardan 179 ada 65 parsel sayılı taşınmazın davacı ... tarafından 17.08.2015 tarihli 'Taşınmaz Mal Zilyetlik Satış Senedi' ile ...'dan, ...'nın da aynı taşınmazı 04.08.2015 tarihli 'Taşınmaz Mal Zilyetlik Satış Senedi' ile ...'dan satın aldığı, dava konusu taşınmazın ...'un babası ...'a ait iken satış yolu ile davacıya intikal ettiği, dava konusu taşınmazlardan 179 ada 61, 62, 63 ve 64 parsellerin davacı ...'in babası ... tarafından 16.09.1989 tarihli 'Tapusuz Tarla Zilyetliği Devir ve Teslim Senedi' ile ...'dan satın alındığı, taşınmazın öncesinin ...'un babası ...'dan geldiği, satış senedi ile davacının babası ...'e intikal ettiği, dava konusu 179 ada, 61, 62, 63, 64 parsel sayılı taşınmazların tespit sırasında dahili davalılar ..., ..., ... ve ... adına tespit edildiği, dava konusu 179 ada, 61, 62, 63, 64 parsellerin tespit maliklerinin davaya dahil edildiği, dahili davalılar tarafından sunulan yazılı beyan dilekçeleri ile davaya konu 179 ada, 61, 62, 63, 64 parsel sayılı taşınmazların davacının kullanımında olduğunu, miras yolu ile gelen diğer taşınmazlarla birlikte zilyetliklerinin davacıya devir ve teslim edildiğini, davacının zilyetliğinde tartışma bulunmadığını, davada davacının iddialarını kabul ettiklerini beyan ettikleri, Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararından önce aldırılan teknik bilirkişi heyeti raporuna göre dava konusu 179 ada, 61 - 62 - 63 - 64 - 65 parseller yönüyle parsel alanlarının tamamının orman olmadığı, dava konusu parsellerin tamamının 1952 yılından önce tarımsal amaçlı kullanılmaya başlanıldığı, 1955 - 1968 - 1990 ve 2005 yıllarında kullanımında ve vasfında değişiklik olmadığı, tarla vasfında kullanıldığının bildirildiği, Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararından önce aldırılan ziraat mühendisi bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazların çevre taşınmazlarla birlikte değerlendirildiğinde ve sınırları üzerindeki bitki örtüsü incelendiğinde uzun yıllardır tarım yapıldığının anlaşıldığı, taşınmazların sınırlarının tam belli olduğunun bildirildiği, dava konusu taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı, ayrıca Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup, zilyetlikle kazanılamayacak kamu malı niteliğinde veya kamu hizmetine tahsis edilmiş yerlerden olmadığı, tespit tarihinde dava konusu taşınmazın kültür ve tarım arazisi niteliğinde tarla vasfında tespit edildiği, dava konusu taşınmazın esasen tespit tarihindeki niteliği de dikkate alındığında imar ve ihyaya muhtaç olmadığı, dava konusu taşınmazın zilyetlikle iktisabının mümkün olduğu, aksi halde dava konusu taşınmazın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/1. maddesi ve 3402 sayılı Kanun'un 14 ve 17. maddeleri uyarınca imar ihya edilmek ve nizasız, fasılasız ve malik sıfatı ile 20 yıl zilyetlikle iktisaba elverişli yerlerden olduğunun anlaşıldığı, dava konusu taşınmazlardan 179 ada 65 parseli satın aldığı 2015 yılından itibaren tespit tarihine kadar davacının 15 yıl zilyet ettiği, mahalli bilirkişi ve davacı tanık beyanlarına göre dava konusu taşınmazın davacı tarafından 25-30 yıldan beri tarla olarak kullanıldığı, hava fotoğraflarına göre ise 1952 yılı öncesinden beri tarımsal faaliyette kullanıldığının tespit edildiği, dava konusu taşınmazın önceki zilyetlerinin kullanımı da eklendiğinde eklemeli zilyetlik ile taşınmazı kazandırıcı zamanaşımı ile iktisap koşullarının oluştuğu, dava konusu 179 ada 61, 62, 63, 64 parsel sayılı taşınmazları da davacının zilyet ettiği, her ne kadar taşınmazlar davacının babası ... tarafından 1989 yılında satın alınmış ise de, sağlığında dava konusu taşınmazların zilyetliğini devir ve teslim ettiği, taşınmazların zilyetliğinin fiilen davacıda olduğu, mahalli bilirkişi ve davacı tanık beyanlarına göre, dava konusu 179 ada, 61, 62, 63, 64 parsel sayılı taşınmazların davacının babası ... tarafından zilyetliklerinin sağlığında oğlu davacı ...'e devir ve teslim etiği, dava konusu taşınmazların 25-30 yıldan beri davacı kullanımında olduğu, dava konusu taşınmazların davacı tarafından kullanımına davacının babası, kardeşleri ve amcaları tarafından her hangi bir müdahale olmadığı, davacı ...'den önce aile büyüklerine ait olan taşınmazların taksim sonucu önce babası ...'e kaldığı, ... tarafından da oğlu ...'in fiili kullanımına bırakıldığı, davacı ... tarafından 25-30 yıldan beri dava konusu taşınmazların kullanımında olduğu, tapusuz taşınmazlarda bağışın şekle tabi olmadığı, mahkemece dava konusu 179 ada, 61, 62, 63 ve 64 parsel sayılı taşınmazların davacıya babası ...' in sağlığında bağış yapıldığının değerlendirildiği, dava konusu taşınmazların imar ihya faaliyetinin dosyada mevcut teknik bilirkişi heyeti raporuna göre 1952 yılından önce tamamlandığı, dava konusu taşınmazların tamamının orman olmadığı, ziraat mühendisi bilirkişi raporuna göre dava konusu taşınmazlarda uzun yıllardır tarımsal faaliyet yapıldığı, dahili davalılar, mahalli bilirkişi ve davacı tanık beyanlarına göre tespit tarihinden geriye doğru davacının dava konusu yeri nizasız, fasılasız ve malik sıfatı ile 25-30 yıldır tarımsal faaliyetlerde kapsamında tarla vasfı ile zilyet ettiği, mahalli bilirkişi beyanları, davacı tanık beyanları ve dahili davalıların yazılı beyanları ile teknik bilirkişi raporu ve ziraat mühendisi bilirkişi raporunun örtüştüğü, dava konusu taşınmazlarda 1952 yılından beri tarımsal faaliyet yapıldığı, davacı tarafından ise tespit tarihinden 25-30 yıl öncesinden beri tarımsal faaliyet yapıldığı, kazandırıcı zamanaşımı için gerekli 20 yılı eklemeli zilyetlik olmaksızın davacının kendi başına bağımsız olarak tamamladığının anlaşıldığı ..." gerekçesiyle, davanın kabulüne ve Çorum ili ... ilçesi ... köyü, 179 ada 61 - 62 - 63 - 64 ve 65 parsel sayılı tarla vasfındaki taşınmazların kadastro tespitinin iptali ile karar kesinleştiğinde davacı ... oğlu ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükme karşı, davalı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "... uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmiş olduğu, orman bilirkişisi ve fotogrametri bilirkişinin 1952, 1955, 1968, 1975, 1990, 2005 tarihli hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelenmesi sonucu 1952 yılından tespit tarihine kadar taşınmazların ekonomik amaca uygun şekilde kullanıldıklarının bildirildiği, ziraat bilirkişi raporu, dinlenilen mahalli bilirkişi, tanık ve tespit bilirkişi beyanları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Mahkemece adına tescil kararı verilen davacı yararına 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği, davacı tarafa 3402 sayılı Kadastro Kanun'un 31/son maddesi gereğince maktu olarak takdir edilen vekalet ücretinde bir isabetsizlik bulunmadığı ..." gerekçesiyle, istinaf isteminin 6100 sayılı Kanun'un 353/(1)-b.1 maddesi gereği esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davalı Hazine vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların 6831 sayılı Kanun'un 2/b maddesi uyarınca Hazine adına tespiti yapılarak orman sınırı dışına çıkarıldığını, davacıların nizasız ve fasılasız malik sıfatı ile zilyetliğinin söz konusu olmadığını, bu kullanımlarının da kesintiye uğradığını ve tek başına bir kullanımının olmadığını, fiili kullanımının ispat edilemediğini, keşif ve beyanların davacı iddialarını ispatlar nitelik ve içerikte olmadığını, Mahkemece yapılan tespitin hatalı olduğunu, tanık anlatımları ve diğer delillerle açılan dava ve taleplerin ispat edilemediğini ileri sürerek, hükmün bozulmasını talep etmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.