Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1817 E. 2026/4578 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1817
Karar No
2026/4578
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 1985/667 E., 2013/10 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamlarına uyularak ve davalar birleştirilerek verilen karar davalı - davacı Hazine vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; kural olarak, hükmü temyiz etme hakkı, davanın taraflarına ve aleyhine hüküm kurulan üçüncü kişilere ait olup, hükmü temyiz eden davalı ... 92, 3 94... parsellerin, davalı-davacı Hazine 953 parselin tespit maliki olmadığı gibi, bu taşınmazlar aleyhine açılmış bir davaları veya davaya müdahaleleri de bulunmadığından, bu taşınmazlara ilişkin olarak dosyada taraf sıfatlarının bulunmadığı ve temyiz istemine konu hükümle aleyhlerine bir karar da verilmediği anlaşıldığından, davalı ... vekilinin 92, 3 94... parsellere ilişkin hükme, davalı - davacı Hazine vekilinin 953 parsele ilişkin hükme yönelik temyiz taleplerinin reddine, dava konusu diğer taşınmazlara yönelik temyiz taleplerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, Muş ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 74 parsel sayılı 190.000,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, beyanlar hanesinde ... işgalinde olduğu belirtilerek, tapu kaydı nedeniyle Hazine adına; 92 parsel sayılı 11.500,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı nedeniyle Hazine adına tespit edildikten sonra, ... ve diğerlerinin itirazı üzerine kadastro komisyonunca, tapu öncesi kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... ve müşterekleri adına; 394 parsel sayılı 55.200,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı nedeniyle ... ve müşterekleri adına; 772 parsel sayılı 52.500,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı nedeniyle Hazine adına tespit edildikten sonra ...' ın itirazı üzerine kadastro komisyonunca, tapu öncesi kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... ve müştereği adına; 761, 762, 764, 766, 767, 768, 770, 776, 778, 7 83... parsel sayılı muhtelif yüzölçümündeki taşınmazlar Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmişlerdir. 2. Davacı ... vekili Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; Toprak Tevzinin 559, 572, 575, 577, 578, 579, 580, 582, 588, 5 93... parsel sayılı taşınmazları (761, 762, 764, 766, 767, 768, 770, 776, 778, 783, 785 kadastro parselleri) hakkında, 16.04.1956 tarihli ve 19 sıra numaralı tapu kaydı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine: Toprak Tevzinin 859 parsel sayılı taşınmazı (74 kadastro parseli) hakkında ise, 03.05.1962 tarihli ve 11 sıra numaralı tapu kaydı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, Hazine adına kayıtlı toprak tevzi tapu kayıtlarının iptalini talep etmiş ve Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tapu iptali ve tescili davası, dava konusu taşınmazlar hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. 3. Asli müdahil ... müdahale dilekçesinde; davacı ... 'in 74 parsel sayılı taşınmaz için dayandığı 16.04.1956 tarihli ve 19 sıra numaralı tapu kaydının 1/2 hissesinin murisleri adına kayıtlı iken paylarının ketmedilerek intikal gördüğünü ileri sürerek, Hazine adına kayıtlı toprak tevzi tapu kaydının iptali ile payları oranında adlarına tescilini talep etmiştir. 4. Davacı Hazine vekili her bir parsel için ayrı ayrı açtığı dava dosyalarına sunduğu dava dilekçelerinde; Muş ili ... ilçesi ... köyü 92, 3 94... parsel sayılı taşınmazlar hakkında tapu kaydına dayanarak, tespitin / komisyon kararının iptali ile taşınmazların Hazine adına tescilini talep etmiştir. 5. Kadastro Mahkemesinde dava konusu parsel tutanakları ile aktarılan dava dosyası ve bilahare 92, 3 94... parsel sayılı taşınmazlar hakkında açılan kadastro tespitine itiraza ilişkin dava dosyaları birleştirilerek yargılamaya devam edilmiştir. II. CEVAP Davalılar, cevap dilekçesi sunmamışlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. Davaların birleştirilmesi öncesinde İlk Derece Mahkemesinin dava konusu 92 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki 11.09.1992 tarihli ve 1989/454 Esas, 1992/97 Karar sayılı kararı ile, davanın reddine ve taşınmazın payları oranında ..., ... ve ... mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiştir. 2. Davaların birleştirilmesi öncesinde İlk Derece Mahkemesinin dava konusu 394 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki 27.10.1998 tarihli ve 1989/631 Esas, 1998/198 Karar sayılı kararı ile, davanın kabulüne ve taşınmazın davacı Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin 92 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki yukarıda (III.1) numaralı bentte belirtilen 11.09.1992 tarihli ve 1989/454 Esas, 1992/97 Karar sayılı kararına karşı davacı Hazine tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 07.07.1995 tarihli ve 1995/4996 Esas, 1995/8016 Karar sayılı ilamıyla, "... derdest olduğu anlaşılan ve taşınmaza sınır oluşturan 90 sayılı parselle ilgili dava ile bu davanın birleştirilip birleştirilemeyeceğinin mahkemece irdelenmesi, gerektiğinde birleştirilmesi, taşınmazın güney sınırını oluşturan 106 sayılı parselin mera olarak sınırlandırılmak suretiyle tespitinin kesinleştiğinin dikkate alınması, ondan sonra taşınmazın bulunduğu çalışma alanında tahsisli mera olup olmadığının sorulup saptanması, varsa getirtilip uygulanması, dava konusu taşınmazın mera tahsis kaydı kapsamında kalıp kalmadığının uygulama yapılarak belirlenmesi, teknik bilirkişiye keşfi uygulamayı gösteren harita çizdirilmesi, taşınmazın öncesinin kamu malı niteliğinde mera olup olmadığı, taşınmazın çevresinde bulunan 90 sayılı parsel ve bu parselin çevresindeki parsellerle ilgili dava dosyalarında toplanan deliller ve karara çıkan dosyalarda belirlenen hükümler dikkate alınarak tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre bir hüküm kurulması ..." gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin 394 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki yukarıda (III.2) numaralı bentte belirtilen 27.10.1998 tarihli ve 1989/631 Esas, 1998/198 Karar sayılı kararına karşı davalı Abdülkadir Yıldız tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 27.12.2001 tarihli ve 2001/11225 Esas, 2001/11208 Karar sayılı ilamıyla, "... Mahkemece taraflardan komşu köylerden tanık göstermelerinin istenmesi, tespitin dayanağı tapu kaydının haritası olup olmadığının merciinden sorulması, komşu köylerden bilirkişi temini yoluna gidilmesi, daha sonra sağ olmaları halinde belirtme tutanağında imzası bulunan bilirkişiler, muhtar ve ihtiyar heyeti ile kadastro tutanak bilirkişileri, önceki keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve teknik ve uzman ziraatçı bilirkişiler hazır bulundurulmak suretiyle yeniden keşif yapılarak komşu parsel tutanak ve dayanağı kayıtlardan da yararlanılarak tespitin dayanağı tapu kayıtları ve belirtmelik tutanağında açıklanan 19 37... ve 150 tahrir numaralı vergi kayıtlarının taşınmazı ve yöreyi bilen elverdiğince yaşlı ve yansız kişilerden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca gereği gibi yerine uygulanması, batı ve güneydeki komşu parsel dayanağı vergi kayıtlarının davalılar dayanağı tapu ve vergi kayıt malikleriden ...'i sınır okuduğunun, ayrıca doğuda özel isimle belirtilen later yoluna sınır teşkil eden davalıların başka taşınmazları olup olmadığı araştırılarak, varsa aynı kayıtların onlara da revizyon görüp görmediğinin değerlendirmede nazara alınması, böylece taşınmazın bir bölümü ya da tamamının kayıtların kapsamında kalıp kalmadığının duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi, taşınmazın kısmen ya da tamamen davalı tarafın dayanağı tapu kaydının kapsamı dışında kaldığının anlaşılması halinde taşınmazın öncesinin ne olduğu, kamu orta malı niteliğindeki meradan kazanılıp kazanılmadığı, meradan kazanılmadığının anlaşılması halinde kim ya da kimlerin zilyet olduğu, zilyetliğin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürüldüğü biçimi maddi olaylara dayalı olarak bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı sorulup saptanması, beyanlar arasında aykırılık olduğunda giderilmeye çalışılması, tutanakların toplu olarak okunmadan imzalandığına dair beyanı karşısında davalılardan ...'in belirtme tutanağındaki beyanının sehve dayalı olup olmadığı üzerinde durulması, bu beyanının müşterek mülkiyet hükümlerinin geçerli olduğu hallerde diğer müşterek malikleri, iştirak halinde mülkiyet durumunda ise diğer iştirakçileri ve davalı ... 'i bağlamayacağı düşünülerek, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesine göre davalılar yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması, ziraatçı bilirkişiden taşınmazın toprak yapısı, kullanım durumu, öncesinin meradan kazanılıp kazanılmadığı, mera değilse komşu mera parselleri ile aralarında ayırt edici yapay ya da doğal sınırlar bulunup bulunmadığı konusunda teknik verilere dayalı gerekçeli rapor alınması, teknik bilirkişiye bilirkişi ve tanık beyanlarına göre kayıtlarda geçen sınır yerlerini yansıtır keşfi izlemeye elverişli geniş kapsamlı rapor ve kroki düzenlettirilmesi, ondan sonra toplanan deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi ..." gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, davaların birleştirilmesi sonrası yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla, "... Davacı ... ile asli müdahilin 761, 762, 764, 766, 767, 768, 770, 772, 776, 778, 7 83... parseller için 16.04.19 56... numaralı tapu ve geldi kaydına dayanarak dava açtıkları, tapu kaydının mevki ve 4 sınırı itibariyle dava konusu tüm parselleri kapsayacak ve hatta başka parselleri de içine alacak şekilde uyduğu, miktar olarak uymasa da, sınırlarının tamamı taşınmaza uyduğundan miktar olarak uymamasının dikkate alınmadığı, her ne kadar Hazine adına 1963 tarihli her parsel için tapu kayıtları mevcut olsa da davacıların dayanak tapu kayıtlarının daha eski tarihli olduğu, Hazine tapu kaydının oluşumundan evvel zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğu; davacı ... 'in 74 parsel için 03.05.19 62... numaralı tapu kaydına istinaden dava açtığı, tapu kaydının mevki ve 4 sınırı itibarıyla dava konusu taşınmaza uyduğu, miktar olarak uymasa da, sınırlarının tamamı taşınmaza uyduğundan miktar olarak uymamasının dikkate alınmadığı, her ne kadar Hazine adına 1963 tarihli tapu kaydı mevcut olsa da davacının dayanak tapu kaydının daha eski tarihli olduğu, Hazine tapu kaydının oluşumundan evvel zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğu; davacı Hazine tarafından 92 parsel için açılan davada, davalı ... 'in 92 parsel için 22.02.19 36... numaralı tapu kaydına dayanarak davanın reddini talep ettiği, tapu kaydının mevki ve 4 sınırı itibariyle dava konusu taşınmaza uyduğu, miktar olarak uymasa da, sınırlarının tamamı taşınmaza uyduğundan miktar olarak uymamasının dikkate alınmadığı, her ne kadar Hazine adına 1963 tarihli tapu kaydı mevcut olsa da davacının dayanak tapu kaydının daha eski tarihli olduğu, Hazine tapu kaydının oluşumundan evvel zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğu, ziraat bilirkişisi raporlarından da taşınmazın mera vasfında olmadığı ve meradan açma olmadığının anlaşıldığı; davacı Hazine tarafından senetsizden ... ve ... adına tespit edilen dava konusu 394 parsele Hazine tapusu bulunduğu gerekçesi ile dava açıldığı, her ne kadar hazine adına 1963 tarihli tapu kaydı mevcut olsa da Hazine tapu kaydının oluşumundan evvel zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğu, ayrıca taşınmazın mera ve meradan açma olmadığının ziraatçi bilirkişi raporu ile belgelendiği ..." gerekçesiyle, temyize konu davalı - davacı Hazine'nin 92, 3 94... parsellere ilişkin açtığı davaların reddine, davacı ... ve asli müdahil ... tarafından 761, 762, 764, 766, 767, 768, 770, 776, 778, 7 83... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin açılan davanın kabulüne, davacı ... tarafından 74 parsel sayılı taşınmaza ilişkin açılan davanın kabulüne, 92 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile payları oranında ..., ... mirasçıları ve ... mirasçıları adına tapuya tesciline, 394 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile 2520/5040 payın, payları oranında ... mirasçıları, 2520/5040 payın payları oranında ... mirasçıları adına tapuya tesciline, 772 parsel sayılı taşınmazın ...'nin satış nedeniyle parselle ilgisi kalmadığından, ...ın ise parselle hiçbir bağlantısı bulunmadığı tutanak ve mahalli bilirkişi beyanlarından anlaşılmakla kadastro tespitinin iptali ile 2520/5040 payın, payları oranında ... mirasçıları, 2520/5040 payın payları oranında ... mirasçıları adına tapuya tesciline, 761, 762, 764, 766, 767, 768, 770, 776, 778, 7 83... parsel sayılı taşınmazlarda 2520/5040 payın, payları oranında ... mirasçıları, 2520/5040 payın, payları oranında ... mirasçıları adına tapuya tesciline, 74 parsel sayılı taşınmazın payları oranında ... mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri 1. Davalı - davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; bozma gereklerinin yerine getirilmediğini, tutanak bilirkişilerinin dinlenmediğini, sadece tanık beyanı ile yetinilerek hüküm kurulduğunu, verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; tapu ve vergi kayıtlarının sağlıklı şekilde uygulanmadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların tarafların dayandığı tapu kayıtlarının kapsamında kalıp kalmadığı, kalmadığı takdirde taşınmazların özel mülkiyete konu olabilecek taşınmazlardan olup olmadığı ve öyleyse zilyetlikle edinme koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır. 1. Dava konusu 394 parsel sayılı taşınmaz yönünden; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, tespite esas olan davalıların dayanağı 22.07.1963 tarihli ve 91 sıra numaralı tapu kaydının dava konusu taşınmaza uyduğunun anlaşılmasına, komşu 3 91... parsel sayılı taşınmazların dayanağı vergi kayıtlarının dava konusu taşınmaz yönünü tespit maliklerinin murisi ... olarak okumasına ve bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı - davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 2. Dava konusu 92 parsel sayılı taşınmaz hakkında verilen hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince, yargılama sırasında davalı tarafça dayanılan 22.02.1936 tarihli ve 14 sıra numaralı tapu kaydının dava konusu taşınmaza uyduğu, bu tapu kaydının 1963 tarihli Hazine tapu kaydından daha eski tarihli olduğu, ayrıca Hazine'nin tapu kaydının oluşumundan evvel zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğu ve taşınmazın mera vasfında olmadığı gerekçesiyle, davacı Hazine'nin davasının reddine karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; İlk Derece Mahkemesince mahallinde yapılan keşifte, davalı tarafı dayanağı tapu kaydının hudutları tek tek okunmak suretiyle yerel bilirkişi ve tanıktan sorulmamış, fen bilirkişi raporunda ise tapu kaydı hudutları harita üzerinde gösterilmeden, soyut şekilde tapu kaydının mevki ve hudutları itibariyle dava konusu taşınmazı kapsadığının belirtilmesiyle yetinilmiştir. Ayrıca, fen bilirkişisinden, toprak tevzi haritası ile kadastro paftasını çakıştırılmış halde gösteren krokili rapor alınmamış ve taşınmazın davacı Hazine'ye ait 03.12.1963 tarihli ve 443 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadığı da belirlenmemiştir. Öte yandan; davalı taraf, yargılama sırasında sunduğu dilekçe ile bir kısım vergi kayıtlarına da dayanmış, ancak hangi taşınmaz için hangi vergi kaydına dayandıkları açıklatılmamış ve mahallinde yapılan keşifte de uygulanmamıştır. Bununla birlikte, dava konusu taşınmazın sınırında kesinleşmiş 106 sayılı mera parseli bulunduğu halde, ziraat mühendisi bilirkişisinden, taşınmazın komşu mera parselinden ne şekilde ayrıldığını açıklayan, fotoğraflarla desteklenmiş denetime elverişli rapor alınmadığı gibi, taşınmazların kullanım süresi ile niteliğinin belirlenmesinde en önemli delil hava fotoğraflarının incelenmesi olduğu halde bu yönde de yeterli araştırma yapılmamış ve bu yolla yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının doğruluğu denetlenmemiştir. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, taşınmazın bulunduğu yöreye ait toprak tevzii çalışmaları neticesi oluşan tapu kaydının oluştuğu 1963 yılından ve tespit tarihi olan 1984 yılından 15-20-25 yıl öncesine ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı Harita Genel Müdürlüğü'nden tarihleri açıkça yazılmak suretiyle istenilerek dosyaya konulmalı; bundan sonra mahallinde, yöreyi iyi bilen, yaşlı, tarafsız, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından aynı ve komşu köyden seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile 3 ziraat mühendisi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi ve fen bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşif sırasında davalılar dayanağı tapu kaydı ile davalılara açıklattırıldıktan sonra varsa dayandıkları vergi kaydı mevki ve hudutları tek tek okunarak yerel bilirkişiler yardımı ile zemine uygulanmalı, yerel bilirkişilerce bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, ayrıca yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazın evveliyatının ne olduğu, ilk olarak ne zaman ve nasıl zilyet edilmeye başlandığı ve zilyetliğin ne şekilde sürdürüldüğü, komşu mera parselinden ne şekilde ayrıldığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanlar arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemince giderilmeye çalışılmalı; mahkeme hakimi tarafından taşınmazın fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğu, komşu mera parselinden ne şekilde ayrıldığı yönündeki gözlemi ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmeli, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelemesi yaptırılmak ve temin edilebilen en eski tarihli uydu fotoğrafları da değerlendirilmek suretiyle, dava konusu taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin, arazinin ekonomik amacına uygun olarak zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesine çalışılmalı; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; taşınmazın kadastro paftasındaki konumu bilgisayar programı aracılığıyla ölçekleri eşitlenmek suretiyle uydu ve hava fotoğraflarına aktarılmalı; ziraat mühendisi bilirkişi heyetinden dava konusu taşınmazın önceki ve şimdiki niteliği, kamu orta malı mera olup olmadığı ya da meradan açılıp açılmadığı, taşınmaz üzerinde ekonomik amaca uygun bir zilyetlik bulunup bulunmadığı, bulunmakta ise hangi tarihten beri ve hangi tasarruflar ile sürdürüldüğü, dava konusu taşınmaz ile komşu taşınmazlar arasında toprak yapısı ve bitki örtüsü bakımından fark bulunup bulunmadığı, komşu mera parselinden ne şekilde ayrıldığı, aralarında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı hususlarında bilimsel verilere dayalı gerekçeli rapor alınmalı ve rapora taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş, komşu taşınmazlar ile aralarındaki sınırları gösterecek şekilde renkli fotoğraflarının eklenmesi istenilmeli, fen bilirkişisine davalı dayanağı tapu kayıtlarında varsa vergi kayıtlarında tarif edilen sınır yerleri, denetime elverir şekilde düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, kayıtlarının uyup uymadığı komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla da denetlenmeli, ayrıca toprak tevzi haritası ve kadastro paftasının ölçekleri eşitlenip çakıştırılmak suretiyle dava konusu taşınmazın her iki haritadaki konumlarını gösterir şekilde rapor ve kroki düzenlettirilmeli; davalı tapu kaydının dava konusu taşınmaza uymadığı, Hazine adına oluşan toprak tevzi tapu kaydının ise uyduğu ve taşınmazın evveliyatının mera olmadığı belirlendiği takdirde, Hazine'ye ait tapu kaydının oluştuğu 1963 tarihine kadar 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14. ve 46/1. maddelerinde sözü edilen zilyetlikle kazanım koşullarının davalılar lehine gerçekleşip gerçekleşmediği saptanmalı, bu halde belgesizden edinim miktarı yönünden toprak tevzi tarihi olan 1963 yılı itibariyle 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun (766 sayılı Kanun) lehe hükümleri dikkate alınmalı, bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılmaksızın karar verilmesi isabetsiz olup, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir. 3. Dava konusu 772 parsel sayılı taşınmaz hakkında verilen hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince, davacı ... ile asli müdahilin, 772 parsel hakkında 16.04.1956 tarihli ve 19 sıra numaralı tapu ve geldi kaydına dayanarak dava açtıkları, tapu kaydının dava konusu taşınmaza uyduğu, bu tapu kaydının 1963 tarihli Hazine ait tapu kaydının daha eski tarihli olduğu, ayrıca Hazine'nin tapu kaydının oluşumundan evvel zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, davacı Hazine'nin davasının reddine, taşınmazın payları oranında ... mirasçıları ile ... mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş ise de, verilen karar dosya kapsamına uygun olmadığı gibi, yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm kurmak için yeterli olduğunu söyleyebilme imkanı da bulunmamaktadır. Şöyle ki; dava konusu 772 parsel sayılı taşınmaz, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde belirtilenin aksine, davacı ... 'in açtığı aktarılan davanın konusu olmayıp, davacı Hazine tarafından tespit malikleri ... ve ... aleyhine açılan kadastro tespitine itiraz davasının konusudur. Dolayısıyla, bu parsele yönelik davada İlk Derece Mahkemesince resen malik belirlenmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır. Ayrıca; fen bilirkişisinden, toprak tevzi haritası ile kadastro paftasını çakıştırılmış halde göstere krokili rapor alınmadığı gibi, taşınmazın davacı Hazine'ye ait 03.12.1963 tarihli ve 282 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadığı da belirlenmemiştir. Öte yandan; dava konusu taşınmazın sınırında kesinleşmiş ... köyünün 657 sayılı mera parseli bulunduğu halde, ziraat mühendisi bilirkişisinden, taşınmazın komşu mera parselinden ne şekilde ayrıldığını açıklayan, fotoğraflarla desteklenmiş denetime elverişli rapor alınmadığı gibi, taşınmazların kullanım süresi ile niteliğinin belirlenmesine en önemli delil hava fotoğraflarının incelenmesi olduğu halde İlk Derece Mahkemesince bu yönde yeterli araştırma ve inceleme de yapılmamış ve bu yolla yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının doğruluğu denetlenmemiştir. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle; taşınmazın bulunduğu yöreye ait toprak tevzii çalışmaları neticesi oluşan tapu kaydının oluştuğu 1963 yılından ve tespit tarihi olan 1984 yılından 15-20-25 yıl öncesine ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı Harita Genel Müdürlüğü'nden tarihleri açıkça yazılmak suretiyle istenilerek dosyaya konulmalı; bundan sonra mahallinde, yöreyi iyi bilen, yaşlı, tarafsız, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından aynı ve komşu köyden seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile 3 ziraat mühendisi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi ve fen bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazın evveliyatının ne olduğu, ilk olarak ne zaman ve nasıl zilyet edilmeye başlandığı ve zilyetliğin ne şekilde sürdürüldüğü, komşu mera parselinden ne şekilde ayrıldığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanlar arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemince giderilmeye çalışılmalı; mahkeme hakimi tarafından taşınmazın fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğu, komşu mera parselinden ne şekilde ayrıldığı yönündeki gözlemi ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmeli, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelemesi yaptırılmak ve temin edilebilen en eski tarihli uydu fotoğrafları da değerlendirilmek suretiyle, dava konusu taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin, arazinin ekonomik amacına uygun olarak zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesine çalışılmalı; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; taşınmazın kadastro paftasındaki konumu bilgisayar programı aracılığıyla ölçekleri eşitlenmek suretiyle uydu ve hava fotoğraflarına aktarılmalı; ziraat mühendisi bilirkişi heyetinden dava konusu taşınmazın önceki ve şimdiki niteliği, kamu orta malı mera olup olmadığı ya da meradan açılıp açılmadığı, taşınmaz üzerinde ekonomik amaca uygun bir zilyetlik bulunup bulunmadığı, bulunmakta ise hangi tarihten beri ve hangi tasarruflar ile sürdürüldüğü, dava konusu taşınmaz ile komşu taşınmazlar arasında toprak yapısı ve bitki örtüsü bakımından fark bulunup bulunmadığı, komşu mera parselinden ne şekilde ayrıldığı, aralarında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı hususlarında bilimsel verilere dayalı gerekçeli rapor alınmalı ve rapora taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş, komşu taşınmazlar ile aralarındaki sınırları gösterecek şekilde renkli fotoğraflarının eklenmesi istenilmeli, fen bilirkişisine toprak tevzi haritası ve kadastro paftasının ölçekleri eşitlenip çakıştırılmak suretiyle dava konusu taşınmazın her iki haritadaki konumlarını gösterir şekilde rapor ve kroki düzenlettirilmeli; davacı Hazine adına oluşan toprak tevzi tapu kaydının dava konusu taşınmaza uyduğu ve taşınmazın evveliyatının mera olmadığı belirlendiği takdirde, Hazine'ye ait tapu kaydının oluştuğu 1963 tarihine kadar 3402 sayılı Kanun'un 14. ve 46/1. maddelerinde sözü edilen zilyetlikle kazanım koşullarının davalılar lehine gerçekleşip gerçekleşmediği saptanmalı, bu halde belgesizden edinim miktarı yönünden toprak tevzi tarihi olan 1963 yılı itibariyle 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun lehe hükümleri dikkate alınmalı, bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılmaksızın karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi; kabule göre de, bu taşınmaza yönelik açılmış bir davaları bulunmadığı halde tespit malikleri yerine, ... mirasçıları ve ... mirasçıları adına tescil hükmü kurulması da doğru olmadığından, kararın bozulması gerekmiştir. 4. Dava konusu 761, 762, 764, 766, 767, 768, 770, 776, 778, 7 83... parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince, davacı ... ile asli müdahilin, bu parseller hakkında 16.04.1956 tarihli ve 19 sıra numaralı tapu ve geldi kaydına dayanarak dava açtıkları, tapu kaydının dava konusu taşınmaza uyduğu, bu tapu kaydının 1963 tarihli Hazineye ait tapu kaydından daha eski tarihli olduğu, ayrıca Hazine'nin tapu kaydının oluşumundan evvel zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, davacı ... ve asli müdahil ...'ın davasının kabulüne karar verilmiş ise de, verilen karar usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; davalı Hazine'ye ait toprak tevzi çalışmaları sonucu oluşan tapu kayıtlarının, dava konusu taşınmazlara uyduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmaza uyduğu kabul edilen davacının dayandığı tapu kaydının değerlendirilmesine gelince, her ne kadar bu tapu kaydı mahallinde yapılan keşifte yöntemince uygulanıp kapsamı belirlenmemiş ise de, gerek dosya içerisinde yer alan Tapu Müdürlüğünün yazı cevapları, gerekse Malazgirt Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 08.10.1982 tarihli 1981/7 Esas 1982/65 Karar sayılı kesinleşen karar içeriğinden, tapu kaydın geldisi olan 1936 tarihli ve 15... sıra numaralı kayıtlarda tapu kaydının asıl miktarının 91.930 metrekare iken tahrifat sonucu 901.930 metrekareye çıkartıldığı anlaşılmakta olup, hudutları itibariyle değişir sınırlı olması nedeniyle miktarıyla geçerli olan bu kayıt, miktarından fazla olarak 777, 779, 7 80... parsel sayılı taşınmazlara revizyon görmüştür. Buna göre; İlk Derece Mahkemesinin, davacının dayandığı 16.04.1956 tarihli ve 19 sıra numaralı tapu kaydına itibar etmesi doğru olmamıştır. Bu itibarla; dava konusu taşınmazlar, toprak tevzi sonucu oluşan Hazineye ait tapu kayıtlarının kapsamında kaldığına göre, tapu kayıtlarının oluştuğu 1963 tarihi itibariyle zilyetlikle edinme koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi gerekmekte olup, dava konusu taşınmazlara ilişkin belirtmelik tutanaklarının incelenmesinde, miktar fazlasının 1950'de meradan açıldığı ifade edilmesine ve taşınmazların sınırında 759, 760, 765, 769, 775, 782, 786, 951 sayılı kesinleşmiş mera parselleri bulunduğunun anlaşılmış olmasına rağmen, ziraat mühendisi bilirkişisinden, taşınmazların komşu mera parselinden ne şekilde ayrıldığını açıklayan, fotoğraflarla desteklenmiş denetime elverişli bir rapor alınmadığı gibi, taşınmazların kullanım süresi ile niteliğinin belirlenmesinde en önemli delil hava fotoğraflarının incelenmesi olduğu halde bu yönde de yeterli araştırma yapılmamış ve bu yolla yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının doğruluğu denetlenmemiştir. Öte yandan; davacı yargılama sırasında sunduğu dilekçe ile bir kısım vergi kayıtlarına dayanmış olup İlk Derece Mahkemesince, hangi taşınmaz için hangi vergi kaydına dayandığı açıklatılmadığı gibi, bu vergi kayıtları yapılan keşifte de sorulup uygulanmamıştır. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle; taşınmazın bulunduğu yöreye ait toprak tevzii çalışmaları neticesi oluşan tapu kaydının oluştuğu 1963 yılından 15-20-25 yıl öncesine ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı Harita Genel Müdürlüğü'nden tarihleri açıkça yazılmak suretiyle istenilerek dosyaya konulmalı; bundan sonra mahallinde, yöreyi iyi bilen, yaşlı, tarafsız, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından aynı ve komşu köyden seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile 3 ziraat mühendisi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi ve fen bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve keşif sırasında davacı tarafın yaptığı açıklamaya göre varsa davacı tarafın dayandığı vergi kayıtları mevki ve hudutları tek tek okunarak yerel bilirkişiler yardımı ile zemine uygulanmalı, yerel bilirkişilerce bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, ayrıca yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazların evveliyatının ne olduğu, ilk olarak ne zaman ve nasıl zilyet edilmeye başlandığı ve zilyetliğin ne şekilde sürdürüldüğü, komşu mera parselinden ne şekilde ayrıldığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanlar arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemince giderilmeye çalışılmalı; Mahkeme hakimi tarafından taşınmazların fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğu, komşu mera parselinden ne şekilde ayrıldığı yönündeki gözlemi ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmeli, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelemesi yaptırılmak ve temin edilebilen en eski tarihli uydu fotoğrafları da değerlendirilmek suretiyle, dava konusu taşınmazların önceki ve şimdiki niteliğinin, arazinin ekonomik amacına uygun olarak zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesine çalışılmalı; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; taşınmazın kadastro paftasındaki konumu bilgisayar programı aracılığıyla ölçekleri eşitlenmek suretiyle uydu ve hava fotoğraflarına aktarılmalı; ziraat mühendisi bilirkişi heyetinden dava konusu taşınmazların önceki ve şimdiki niteliği, kamu orta malı mera olup olmadığı ya da meradan açılıp açılmadığı, taşınmazlar üzerinde ekonomik amaca uygun bir zilyetlik bulunup bulunmadığı, bulunmakta ise hangi tarihten beri ve hangi tasarruflar ile sürdürüldüğü, dava konusu taşınmazlar ile komşu taşınmazlar arasında toprak yapısı ve bitki örtüsü bakımından fark bulunup bulunmadığı, komşu mera parselinden ne şekilde ayrıldıkları, aralarında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı hususlarında bilimsel verilere dayalı gerekçeli rapor alınmalı ve rapora taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş, komşu taşınmazlar ile aralarındaki sınırları gösterecek şekilde renkli fotoğraflarının eklenmesi istenilmeli, fen bilirkişisine varsa vergi kayıtlarında tarif edilen sınır yerleri, denetime elverir şekilde düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, kayıtların uyup uymadığı komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla da denetlenmeli, taşınmazların evveliyatının mera olmadığı belirlendiği takdirde, Hazine'ye ait tapu kaydının oluştuğu 1963 tarihine kadar 3402 sayılı Kanun'un 14. ve 46/1. maddelerinde sözü edilen zilyetlikle kazanım koşullarının davacı, asli müdahil ve diğer mirasçılar lehine gerçekleşip gerçekleşmediği saptanmalı, belgesizden edinim miktarı yönünden toprak tevzi tarihi olan 1963 yılı itibariyle 766 sayılı Kanun'un lehe hükümleri dikkate alınmalı, birbirine bitişik dava konusu taşınmazların tek parça halinde kullanılıp kullanılmadıkları da bu Kanun çerçevesinde değerlendirilmeli, bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılmaksızın karar verilmesi isabetsiz olup, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir. 5. Dava konusu 74 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mahkemesince, davacı ...'in, 74 parsel hakkında 03.05.1962 tarihli ve 11 sıra numaralı tapu kaydına istinaden dava açtığı, tapu kaydının mevki ve 4 sınırı itibariyle dava konusu taşınmaza uyduğu, miktar olarak uymasa da, sınırlarının tamamı taşınmaza uyduğundan miktar olarak uymamasının dikkate alınmadığı, her ne kadar Hazine adına 1963 tarihli tapu kaydı mevcut olsa da davacının dayanak tapu kaydının daha eski tarihli olduğu ve Hazine tapu kaydının oluşumundan evvel zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiş ise de, verilen karar usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; toprak tevzi çalışmaları sonucu oluşan davalı Hazine'ye ait tapu kaydının dava konusu taşınmaza uyduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmaza uyduğu kabul edilen davacının dayandığı 03.05.1962 tarihli ve 11 numaralı tapu kaydının değerlendirilmesine gelince, mahallinde yapılan keşifte, davacının dayandığı tapu kaydının hudutları tek tek okunmak suretiyle yerel bilirkişi ve tanıktan sorulmamış ve fen bilirkişi raporunda da tapu kaydı hudutları harita üzerinde gösterilmeden, soyut şekilde tapu kaydının mevki ve hudutları itibariyle dava konusu taşınmazı kapsadığının belirtilmesiyle yetinilmiştir. Kaldı ki; tapu kaydının iktisap sebebi bölümüne göre, bu tapu kaydının, Malazgirt Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 17.11.1959 tarihli 1959/8 Esas 1959/97 Karar sayılı kararı sonucu oluştuğu anlaşılmakta olup, söz konusu tapu kaydının oluşumuna esas mahkeme kararı getirtilmemiş ve tapunun dayanak krokisinin bulunup bulunmadığı araştırılmamış ve ayrıca, davacının dayandığı tapu kaydının "tepe" sınırı itibariyle değişir sınırlı olup ancak miktarı ile geçerli olabileceği de düşünülmemiştir. Bununla birlikte; dava konusu taşınmaza ilişkin belirtmelik tutanağında miktar fazlasının 1950'de meradan açıldığı ifade edilmesine rağmen, ziraat mühendisi bilirkişisinden, taşınmazların komşu mera parselinden ne şekilde ayrıldığını açıklayan, fotoğraflarla desteklenmiş denetime elverişli bir rapor alınmadığı gibi, taşınmazların kullanım süresi ile niteliğinin belirlenmesinde en önemli delil hava fotoğraflarının incelenmesi olduğu halde bu yönde de yeterli araştırma yapılmamış ve bu yolla yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının doğruluğu denetlenmemiştir. Öte yandan; davacı yargılama sırasında sunduğu dilekçe ile bir kısım vergi kayıtlarına dayanmış olup İlk Derece Mahkemesince, hangi taşınmaz için hangi vergi kaydına dayandığı açıklatılmadığı gibi, bu vergi kayıtları yapılan keşifte de sorulup uygulanmamıştır. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, 03.05.1962 tarihli ve 11 sıra numaralı tapu kaydının oluşuma esas Malazgirt Sulh Hukuk Mahkemesinin 17.11.1959 tarihli 1959/8 Esas 1959/97 Karar sayılı kararı ile varsa kararın dayanağı krokisi Mahkemesinden getirtilmeli, taşınmazın bulunduğu yöreye ait toprak tevzii çalışmaları neticesi oluşan tapu kaydının oluştuğu 1963 yılından 15-20-25 yıl öncesine ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı Harita Genel Müdürlüğü'nden tarihleri açıkça yazılmak suretiyle istenilerek dosyaya konulmalı; bundan sonra mahallinde, yöreyi iyi bilen, yaşlı, tarafsız, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından aynı ve komşu köyden seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile 3 ziraat mühendisi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi ve fen bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve keşif sırasında davacı tarafın dayandığı tapu kaydı ve varsa haritası yöntemince uygulanıp, kapsamı öncelikle 3402 sayılı Kanun'un 20/A maddesi gereğince haritasına göre belirlenmeli; tapu kaydının krokisinin olmaması ya da uygulama kabiliyetinin bulunmaması halinde ise kaydın sınırlarına itibar edilmeli, bu amaçla tapu kaydı ve davacı tarafın yaptığı açıklamaya göre varsa dayandığı vergi kaydı mevki ve hudutları tek tek okunarak yerel bilirkişiler yardımı ile zemine uygulanmalı, yerel bilirkişilerce bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, ayrıca yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazın evveliyatının ne olduğu, ilk olarak ne zaman ve nasıl zilyet edilmeye başlandığı ve zilyetliğin ne şekilde sürdürüldüğü, evveliyatının mera olup olmadığı sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanlar arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemince giderilmeye çalışılmalı; mahkeme hakimi tarafından taşınmazın fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğu, komşu mera parselinden ne şekilde ayrıldığı yönündeki gözlemi ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmeli, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelemesi yaptırılmak ve temin edilebilen en eski tarihli uydu fotoğrafları da değerlendirilmek suretiyle, dava konusu taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin, arazinin ekonomik amacına uygun olarak zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesine çalışılmalı; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; taşınmazın kadastro paftasındaki konumu bilgisayar programı aracılığıyla ölçekleri eşitlenmek suretiyle uydu ve hava fotoğraflarına aktarılmalı; ziraat mühendisi bilirkişi heyetinden dava konusu taşınmazın önceki ve şimdiki niteliği, kamu orta malı mera olup olmadığı ya da meradan açılıp açılmadığı, taşınmaz üzerinde ekonomik amaca uygun bir zilyetlik bulunup bulunmadığı, bulunmakta ise hangi tarihten beri ve hangi tasarruflar ile sürdürüldüğü, dava konusu taşınmaz ile komşu taşınmazlar arasında toprak yapısı ve bitki örtüsü bakımından fark bulunup bulunmadığı hususlarında bilimsel verilere dayalı gerekçeli rapor alınmalı ve rapora taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş şekilde renkli fotoğraflarının eklenmesi istenilmeli, fen bilirkişisinden davacı dayanağı tapu kaydının uygulanabilir haritası bulunduğu takdirde kadastro paftası ile çakıştırılarak kapsamının belirlenmesi istenmeli, uygulanabilir haritası bulunmadığı takdirde tapu kaydında varsa vergi kayıtlarında tarif edilen sınır yerleri, denetime elverir şekilde düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, kayıtlarının uyup uymadığı komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla da denetlenmeli, davacı tapusu dava konusu taşınmaza uyduğu takdirde değişir sınırlı olması nedeniyle miktarıyla geçerli olduğu gözetilmeli, taşınmazın evveliyatının mera olmadığı anlaşıldığı takdirde, miktar fazlası yönünden, davacı tapu kaydının uymaması halinde ise taşınmazın tamamı yönünden Hazine'ye ait tapu kaydının oluştuğu 1963 tarihine kadar 3402 sayılı Kanun'un 14. ve 46/1. maddelerinde sözü edilen zilyetlikle kazanım koşullarının davacı taraf lehine gerçekleşip gerçekleşmediği saptanmalı, bu halde belgesizden edinim miktarı yönünden toprak tevzi tarihi olan 1963 yılı itibariyle 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun lehe hükümleri dikkate alınmalı, bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılmaksızın karar verilmesi isabetsiz olup, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR Yukarıda (V.B.1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı - davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile dava konusu 394 parsel sayılı taşınmaz yönünden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Yukarıda (V.B.2) numaralı bentte yazılı nedenlerle temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının, dava konusu 92 parsel sayılı taşınmaz yönünden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,Yukarıda (V.B.3) numaralı bentte yazılı nedenlerle temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının, dava konusu 772 parsel sayılı taşınmaz yönünden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yukarıda (V.B.4) numaralı bentte yazılı nedenlerle temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının, dava konusu 761, 762, 764, 766, 767, 768, 770, 776, 778, 7 83... parsel sayılı taşınmazlar yönünden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yukarıda (V.B.5) numaralı bentte yazılı nedenlerle temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının, dava konusu 74 parsel sayılı taşınmaz yönünden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,24.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/1817, K. 2026/4578, T. 24.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-1817-e-2026-4578-k-66cec8940871