Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1479 E. 2026/3828 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1479
- Karar No
- 2026/3828
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2015/19 E., 2018/40 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalılar ... ve arkadaşları vekili ile ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kayseri ili .... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında yapılan kadastro sırasında, vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle temyize konu 1 48... , 143, 2 47... parsel sayılı taşınmazlardan, 1 48... ve 247 parsel sayılı taşınmazlar ... adına; 143 sayılı parsel, paylı olarak ... ve paydaşları adına; 254 parsel sayılı taşınmaz davalı ... adına tespit edilmiştir. 2. Davacılar ... ve ... asıl ve birleşen dosyalardaki dava dilekçelerinde; babaları ...'tan miras yoluyla gelen hakka, satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, taşınmazların tespitlerinin iptali ile mirasçılar adına tapuya tescillerini talep etmiştir. 3. Yargılama sırasında ... satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, 1 48... parsel sayılı taşınmaz yönünden, ... ise miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak 1 48... parsel sayılı taşınmaz yönünden davaya katılmışlardır. II. CEVAP Davalılar cevap dilekçelerinde; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda 08.12.2003 tarihli ve 1988/18 Esas, 2003/14 Karar sayılı kararı ile müdahil ...'ın talebinin reddine, 1 48... parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağındaki tespit gibi tesciline, 1 48... , 2 47... parsel sayılı taşınmazların kadastro tutanaklarındaki malikler yönünden tespitlerinin iptali ile ... mirasçıları adına karar yerinde yazılı hisselerle tescillerine, 1 48... parselde ...'a ait 2/14 pay ile ...'e ait 1/14 payın iptali ile ... mirasçıları adına karar yerinde yazılı hisselerle tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... tarafından hükmün tavzihi talep edilmiş, tavzih talebinin reddine dair ek karara karşı davacı ... tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 23.09.2014 tarihli ve 2014/4923 Esas, 2014/10419 Karar sayılı ilamı ile "...Her ne kadar davacı ... oğlu 1957 doğumlu ... tarafından tavzih isteminin reddine dair ek kararın temyizen bozulması istenilmiş ise de mahkemece oluşturulan gerekçeli karar başlığında davacı ... oğlu ... adına yer verilmediği gibi karar başlığında ölü ... mirasçıları olarak adlarına yer verilen kişilerin davacı ... oğlu ... çocukları dahi olmadığı, bu hatanın bir sonucu olarak esas hükmün davacı ... oğlu ... adına tebliğ de edilmediği anlaşılmış olup, bu halde adına hüküm tebliğ edilmeyen davacı açısından esas kararın kesinleştiğinden söz edilemeyeceğine göre davacı ... oğlu ...'un temyiz dilekçesinin tavzih isteminin reddine dair ek kararın değil, esas hükmün temyizine yönelik kabul edilmesi ile Mahkemenin 28.04.20 11... /18, 2003/14 Esas, Karar sayılı ek kararı ortadan kaldırılarak yapılan temyiz incelemesinde; 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesinde hüküm içeriğinde davanın taraflarına yer verileceği düzenlediği gibi Kadastro Mahkemesi tarafından verilen kararların infazının mümkün olması yasal bir zorunluluktur. Somut olayda; davacılar ... ve ... tarafından dava konusu taşınmazların tespitlerine itiraz edilmiştir. Yargılama sırasında sunulan vekalet örneği ile duruşma tutanağındaki açıklamaya göre davacı ... ve ... oğlu 1957 doğumludur. Yargılamanın devamı sırasında dava konusu 1 48... parsel sayılı taşınmaz açısından ... dava konusu taşınmazın babası ...'a ait olduğunu öne sürerek davaya katılmıştır. Dosya kapsamında bulunan nüfus kayıtlarının incelenmesinde davacı ... oğlu 1957 doğumlu olmasına rağmen katılan davacı ...'un miras bırakanı ... ... oğlu 1326 doğumludur. Bu kimlik bilgilerine göre davacı ... ile katılan davacı ...'un babası ... aynı kişi değildir. Buna rağmen mahkemece davanın tarafları konusunda hata yapılmak suretiyle karar başlığında davacı ... olarak katılan davacı ...'un miras bırakanı ...'un mirasçılarının adına yer verilmiş, gerçekte davacı olan ... adına gerekçeli karar başlığında yer verilmemiştir. Öte yandan katılan davacı ...'un dava konusu taşınmazın babası ... mirasçıları adına tescilini talep ettiği, ancak davacı ...'un dava dilekçesinde taşınmazın ... mirasçıları adına tescilini istediği hususu hükme gerekçe yapılmış ise de bu husus dahi hatalı olup; katılan davacı ...'un miras bırakanı ... davacı ... olmadığı gibi, davacı ... oğlu 1957 doğumlu ... ...'un mirasçısı olmasına rağmen katılan davacının babası ... oğlu ... ...'un mirasçısı olmayıp ... terekesine karşı üçüncü kişi konumundadır. Mahkemece bu husus gözden kaçırılarak ve yukarıda açıklanan gerekçeye dayanılarak dava konusu 1 48... , 2 47... parsel sayılı taşınmazların tamamı ile 1 48... parsel sayılı taşınmazın 3/14 payına tekabül eden kısmı ... mirasçıları adına tesciline karar vermiş ise de gerekçede açıklanan maddi olgu ile hüküm birbirine uygun düşmemiş olup dayanılan gerekçe ile oluşturulan hüküm birbiri ile çelişkili hale getirilmiştir. Kaldıki ... mirasçısı ... mirasçıları yararına tescil kararı verildiği belirtilerek ismi sayılan kişiler dahi İbrahim oğlu ...'un mirasçıları olmayıp katılan davacı ...'un miras bırakanı ... oğlu ... mirasçılarıdır. Bu durumda hüküm ile gerekçe bölümünün birbiri ile çeliştiği kuşkusuz olup bu husus dahi mutlak bozma nedenidir. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297. maddesi hükmüne uygun olarak davanın tüm tarafları ile ölü olanların mirasçıları açık olarak belirlenmeli ve karar başlığında açık kimlik bilgileri ve de sıfatları ile mirasçıları karışmayacak şekilde doğru olarak gösterilmeli, hükümle çelişkisiz gerekçe oluşturularak gerekçe kısmında tarafların tüm talep ve iddiaları dosya kapsamına ve tarafların sıfatlarına uygun olarak değerlendirilmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek bir karar verilmesi gereklidir. Mahkemece bu olgular dikkate alınmadan karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi hükmün infazında tereddüt doğuracak şekilde tesciline karar verilen dava konusu taşınmazların pay ve payda eşitliği sağlanmadan yazılı şekilde karar verilmesi dahi isabetsiz, davacı ...'un temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün bozulmasına, bozma nedenine göre sair yönlerin incelenmesine şimdilik yer olmadığına..." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Dava kadastro tespitine itiraza ilişkindir. Kayseri ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan dava konusu 1 48... parsel, 1 48... parsel, 1 48... parsel, 1 48... parsel, 1 48... parsel sayılı taşınmazların kadastro çalışmaları sırasında 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 11.maddesine göre davalılar adına tarla vasfı ile tespit gördüğü, kadastro tespitine ilişkin ilanların 14.07.19 88... .08.1988 tarihleri arasında yapıldığı, dolayısıyla davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır. Davacılar dava konusu taşınmazların miras malı olduğunu, dava konusu taşınmazların kök muris ...'dan intikal ettiğini, dava konusu 1 48... parsel sayılı taşınmazın maliki ...'dan kök murislerince satın alındığını, 1 48... parsel sayılı taşınmazın vergi kaydındaki maliki olan ...'dan murislerinin satın aldığını, uzun yıllardır tasarruflarında olduğunu belirtmişlerse aşamalarda yapılan keşiflerde ve dosya kapsamında mevcut delillerle bu parsellere yönelik iddialarını ispat edemedikleri anlaşılmıştır. Mahkememizce 18.04.2018 tarihinde yapılan keşif ile Yahyalı Kadastro Mahkemesince 08.08.2001 tarihli keşifte beyanı alınan mahalli bilirkişiler ve tanıklar beyanlarında dava konusu 1 48... parsel sayılı taşınmazın müdahil davacı ...'un babası ...'un zilyetliğinde bulunduğunu, onun namına ve hesabına tarlasında icarcı olarak ekin ekip biçtiklerini, dava konusu taşınmazda ..., ... ve mirasçılarının tasarrufuna hiç şahit olmadıklarını belirtmişlerdir. Her ne kadar vergi kayıtlarında dava konusu taşınmaz ... adına kayıtlı bulunsa da dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıklar vergi kayıtlarının dava konusu 1 48... parsel sayılı taşınmaza uyduğunu ancak dava konusu taşınmazda ...'un ve ...'un zilyetliğini görmediklerini, ...'un ...'un kardeşi olduğunu beyan etmişlerdir. ... dava konusu 254 parselde zilyetlik kurmadığına göre zilyetlikle birleşmeyen vergi kaydına değer verilemeyeceğinden vergi kaydında malik görünen ... adına yapılan kadastro tespitinin hatalı olduğu kanaatine varılmıştır. Tapusuz taşınmazlarda teslimin zilyetliğin devri ile hüküm ifade edeceği ve hiç kimsenin sahip olduğundan fazlasını devredemeyeceği ilkeleri dikkate alınarak kadastro tespiti öncesi davacıların murisinin ...' tan dava konusu yeri satın almış olduğunun iddiadan öteye geçmediği değerlendirilmiş, beyanlar ve deliller doğrultusunda ... dava konusu 254 parselde zilyetlik kurmadığına, zilyetliği hiç devretmediğine, müdahil davacı ...'un dip murisi ...'un zilyetliği mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarıyla doğrulandığına göre tüm dosya kapsamındaki deliller dikkate alınarak 1 48... parsel yönünden davacıların davasının reddine, müdahil davacı ...'un davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir. Dava konusu 1 48... parsel ile 1 48... parsel sayılı taşınmazların ise evveliyatta davacıların kök murisi ... zilyetliğinde ve tasarrufunda olduğu, vergi kayıtlarının dava konusu taşınmaza aynen uyduğu, vergi kayıtlarında her ne kadar davacıların kök murisi ...'un kızkardeşi ... malik olarak görünse de dava konusu her iki taşınmazda da ...'ın hiç zilyet olmadığı, bu iki parselin birlikte kullanıldığı, ... ile kızkardeşi ...'ın ... mevkiindeki başka taşınmazı bu taşınmazla takas ettiği yönündeki keşiflerde dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanları dikkate alınarak bu parseller yönünden 3402 sayılı kanunun 14. maddesindeki zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının davacılar yönünden gerçekleştiği kanaatiyle davacıların davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir. Dava konusu 1 48... parsel sayılı taşınmaza ait ... numaralı vergi kaydında malik olarak görünen ...'nın zilyetliğinin 08/08/2001 tarihli keşifte beyanları alınan mahalli bilirkişi beyanlarıyla tespit edildiği, komşu taşınmaza uygulanan vergi kaydında dava konusu taşınmazın sınır komşusu olarak malikinin ... olarak göründüğü, bu haliyle dava konusu taşınmazda tespit maliki ...'nin zilyetliğinin komşu taşınmaz dayanak vergi kaydıyla da doğrulandığı, dava konusu taşınmaz hakkında davacıların ileri sürdükleri murisleri ... tarafından satın alınma savının ispat edilemediği, mahalli bilirkişi beyanlarında bu sava karşılık dava konusu yerin ... tarafından ...'ya verildiğinin belirtildiği anlaşıldığından davacıların bu taşınmaz yönünden sübut bulmayan davalarının reddine karar vermek gerekmiştir. Dava konusu 1 48... parsel hakkında davacıların ... ve ...'ın hisselerini belirterek bu kişilere dava açtıkları, dolayısıyla kadastro tespit tutanağının kesinleşmediği, yapılan keşiflerde beyanları alınan mahalli bilirkişilerce dava konusu taşınmazın evveliyatta ...., ... zilyetliğinin olduğunun belirtildiği, ... ait hissenin kimsesiz ölmesiyle annesi ...'a, ondan da ... 'nün üvey kardeşi ... 'a geçtiği, ... 'ın da dava konusu yeri oğlu ...'a devrettiği, ...'ın da ... 'den intikal eden bu hisseyi ... isimli kişiye sattığı, halihazırda ... 'ın dava konusu taşınmazda devraldığı kısmın etrafını tel örgüyle çevirerek meyve bahçesi olarak kullandığı, ... zilyetliğinin müdahil davacının babası tarafından müdahil davacıya intikal ettirildiği, ... hissesinin halihazırdaki zilyedi ... 'ın davada taraf olmadığı, keşiflerde beyanları alınan mahalli bilirkişi beyanlarına göre ...'ın dayandığı zilyetliğin varlığı nedeniyle 3402 sayılı kanunun 14. maddesindeki zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarını sağladığı anlaşıldığından müdahil davacı ...'ın davasının kabulüne, yine keşiflerde beyanları alınan mahalli bilirkişilerin tespit malikleri ... ve ...'ın zilyetliklerine değil ancak bu iki hissedarın yerine davacılar murisi ...'un zilyetliğine şahit olduklarını, ...'un dava konusu yeri ekip sürdüğünü belirttikleri bu haliyle 3402 sayılı kanunun 14. maddesindeki zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarını sağladığı anlaşıldığından davacıların 1 48... parsel yönünden davalarının kabulüne karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...." gerekçesiyle davacıların davasının kısmen kabulüne kısmen reddine, müdahil davacı ...'un davasının kabulüne, müdahil davacı ...'ın davasının kabulüne, 1 48... ve 247 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile ... mirasçıları adlarına payları oranında tapuya tesciline, 1 48... parsel sayılı taşınmazda ... adına kayıtlı 1/14 hissenin ve ... adına kayıtlı 2/14 hissenin kadastro tespitlerinin iptali ile bu hisselerin ... mirasçıları adlarına payları oranında tapuya tesciline, 1 48... parsel sayılı taşınmazda ... adına kayıtlı 4/14 hissenin kadastro tespitinin iptali ile bu hissenin müdahil davacı ... adına tapuya tesciline, bakiye kalan kısmın tespit gibi tapuya tesciline, davacıların 1 48... parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın reddine ve taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline, davacıların 1 48... parsel sayılı taşınmaz yönünden davasının reddine, müdahil ...'un davasının kabulüne, 1 48... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile taşınmazda harita teknikeri fen bilirkişisi 02.05.20 18... .06.2018 tarihli bilirkişi ve bilirkişi ek raporlarında (A) harfi ile gösterilen 1.361, 76... kısımda Yahyalı Sulh Hukuk Mahkemesinin 2000/131 Esas, 2000/145 Karar sayılı veraset ilamında belirtilen paylara göre ... (... ve ... oğlu, 1326 doğumlu) mirasçıları lehlerine kamulaştırma tarihi olan 02.03.1987 tarihine kadar mülkiyet hakkının tespitine, bu kısmın paftasında yol olarak gösterilmesine, (B) harfi ile gösterilen 574, 24... kısmın Yahyalı Sulh Hukuk Mahkemesinin 2000/131 Esas, 2000/145 Karar sayılı veraset ilamında belirtilen paylara göre ... (... ve ... oğlu, 1326 doğumlu) mirasçıları adlarına tapuya tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri 1. Davalılar ... ve diğerleri vekili temyiz dilekçesinde; müvekillerinin murisi ... adına kadastro tespiti yapılan 1 48... , 1 43... parsel sayılı taşınmazlar hakkında davacılar lehine verilen kararın Yargıtayın yerleşik içtihatlarına aykırı olduğunu, eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiğini, taşınmazların murisleri ... adına olan vergi kaydı kapsamında olduğunun sabit olduğunu, dosyada yeterli delil bulunmadan davacılar lehine karar verildiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul, kanuna ve Yargıtayın yerleşik içtihatlarına aykırı olduğunu, eksik inceleme neticesinde karar verildiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir. 1. Dava konusu 1 48... , 2 47... parsel sayılı taşınmazlar yönünden temyiz itirazları incelendiğinde; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında açıklanan parseller yönünden temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 2. Dava konusu 1 48... parsel sayılı taşınmaz yönünden temyiz itirazları incelendiğinde; Dosya kapsamı incelendiğinde asli müdahil ... tarafından ... adına tespit edilen 4/14 hisse yönünden açılan davanın 08.12.2003 tarihli ilk kararla reddine karar verildiği, bu aleyhe hükmün müdahil davacı tarafından temyiz edilmediği ve taraf yönünden kesinleştiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde bozma sonrası yapılan yargılama neticesinde müdahilin davasının kabulüne ve söz konusu hissenin iptali ile müdahil adına tespit ve tesciline karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR Yukarıda (B-1) nolu bentte açıklanan nedenlerle 1 48... , 1 30... parsel sayılı taşınmazlar yönünden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, (B-2) nolu bentte açıklanan nedenlerle 1 48... parsel sayılı taşınmaz yönünden temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,03.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.