Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/3955 E. 2024/6916 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/3955
- Karar No
- 2024/6916
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2408 E., 2023/1685 K. DAVA TÜRÜ : Vakıf yöneticilerinin vakfa verdikleri zararın tahsili DAVA TARİHİ : 27.01.2020 KARAR/HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 20. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/34 E., 2021/196 K. Taraflar arasında İstanbul Anadolu 20. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme davacı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı ... vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dava dilekçesinde, davalıların ... Vakfı yöneticileri olduğu, Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre kurulan vakfın denetim görevinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 11 inci maddesi gereğince teftiş ve denetim görevinin Vakıflar Genel Müdürlüğüne verildiği, idarece davalı vakfın 27.12.2012-31.12.2018 arası dönemi kapsayan denetim raporu ile vakfın zarara uğrattıklarının kesin olarak belirlendiği, Türk Dünyası Koordinasyon Vakfı yöneticileri olan davalıların vakfı zarara uğratmaları nedeniyle vakıf adına tescil edilmesi gerektiği halde satılan Kartal ilçesi ... Mah. ... Cad. 676 ada, 88 parselde kayıtıl 3.kat 53 numaralı bağımsız bölümün 2018 yılı değeri olan 154.507,89 TL'den az olmamak kaydıyla dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili istenmiştir. İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın hiçbir zaman bahse konu vakıf adına tescil görmediği, taşınmazın tapu maliki olan dava dışı kişi tarafından yine dava dışı kayıt malikine 02.12.2013 tarihinde satıldığı, bunun gelen tapu kaydı ve resmi senedinden de anlaşıldığı, ortada davalıların bir kusurunun bulunmadığı, dava dışı kişinin malik olduğu taşınmaz üzerinde davalıların tasarruf haklarının da olmadığı, kusuru olmayan davalıların bu tür bir davada sorumluluklarına hükmedilmesinin mümkün olamayacağı gerekçesi ile ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir. Davacı ... vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; taşınmazın satışında davalılara atfedilecek bir kusur bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile davacı ... vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Davacı ... vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepler tekrar edilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. 04.06.1958 tarihli ve 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince, maddi olayları açıklamak taraflara ve ileri sürülen olayları hukuken nitelemek ve uygulanacak Kanun hükümlerini tespit etmek ve uygulamak görevi hakime aittir. Nitekim 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 33 üncü maddesinde hâkimin, Türk hukukunu re'sen uygulayacağı belirtilmiştir. Bu ilke gereği açılan davayı nitelemek ve açılmış bir dava hakkında doğru hukuk kurallarını bulup uygulamak hâkime düşen bir görevdir. Dava, denetim makamı olan ... tarafından davalı vakıf yöneticileri aleyhine açılan vakıf yöneticilerinin vakfa verdikleri zararın tahsili istemine ilişkindir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 101 inci maddesinde, vakfın, gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan tüzel kişiliğe sahip mal topluluğu olduğu, aynı kanunun 102 inci maddesinde ise vakıf kurma iradesinin, resmi senetle veya ölüme bağlı tasarrufla açıklanacağı, vakfın, yerleşim yeri mahkemesi nezdinde tutulan sicile tescil ile tüzel kişilik kazanacağı, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun (5737 sayılı Kanun) 3 üncü maddesine göre yeni vakıf, Mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi ile 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre kurulan vakıflar olarak tanımlandıktan sonra, aynı Kanun'un 5 nci ve 67 nci maddelerinde ise yeni vakıfların Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre kurulup ve faaliyet gösterecekleri, yönetim organının vakıf senedine göre oluşturulacağı hükme bağlanmıştır. Vakıflarla ilgili açılan davalarda yetkili mahkeme belirlenirken 6100 sayılı Kanun'da iki ayrı düzenlemenin dikkate alınması gerekmektedir. Kesin yetki kuralının öngörüldüğü 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 14/2 nci maddesinde, özel hukuk tüzel kişilerinin, ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı olmak kaydıyla, mevcut bir ortağına veya üyesine karşı veya bir ortağın yahut üyenin bu sıfatla diğerlerine karşı açacakları davalar için, ilgili tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili olduğu bu özel ve sınırlı hal dışında kesin yetki kuralının mevcut olmadığı, maddede düzenlenen yetkinin, kesin nitelikte olup kamu düzenine ilişkin olduğundan Mahkemece yargılamanın her safhasında re'sen dikkate alınması gerekmektedir. Kesin yetki kuralı dışındaki genel yetkili mahkeme ise, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 9 uncu maddesini karşılayan 6100 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinde düzenlenmiş buna göre; yetkili mahkeme davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Ayrıca aynı Kanun'un 19/4 üncü maddesine göre de yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hale gelir. Hakim doğrudan (re'sen) yetkisizlik kararı veremez. 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 51 inci maddesinde; tüzel kişinin yerleşim yerinin, kuruluş belgesinde başka bir hüküm bulunmadıkça işlerinin yönetildiği yer olduğu hükme bağlanmıştır. Dava konusu vakıf, 5737 sayılı Vakıflar Kanunun "tanımlar" başlıklı 3 üncü maddesi gereği mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin yürürlük tarihinden sonra kurulmuş "yeni vakıf"tır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 106 ncı maddesi gereği vakıf senedinde vakfın yerleşim yerinin gösterilmesinin zorunlu olduğu, dosyada bulunan vakıf senedinin 3 üncü maddesine göre davalıların yöneticisi oldukları ... Vakfı merkezinin İstanbul (İstanbul Adliyesi yargı çevresinde) olduğu anlaşılmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114 üncü maddesi gereği yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması dava şartı olup, dava şartlarının 115 inci madde gereği yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerekir. Yine aynı Kanunun 19 ncu maddesi gereği yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorunda olduğu hükme bağlanmıştır. Bu durumda İlk Derece Mahkemesince, vakfın merkezi olan İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinin vakıf üyeliğinden kaynaklanan davada kesin yetkili olması sebebi ile yetkisizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasına girilip hüküm kurulması doğru görülmediğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.