Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/1541 E. 2025/5482 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1541
Karar No
2025/5482
Karar Tarihi

MAHKEMESİ:Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2013/202 E., 2023/6 K. KARAR : Asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne, kısmen reddine

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı ... Tüzel Kişiliği vekili ve davacı ... İdaresi vekili ile davalı ... Tüzel Kişiliği vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında, ... ili ... ilçesi ...köyü çalışma alanında bulunan 1 59... parsel sayılı 2.302.086,49 m² yüzölçümündeki taşınmaz mera niteliğinde; ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan .... parsel sayılı 2.594.212,50 m² yüzölçümündeki taşınmaz mera niteliğinde; .... parsel sayılı 2.554.117,62 m² yüzölçümündeki taşınmaz mera niteliğinde; .... parsel sayılı 225.220,61 m² yüzölçümündeki taşınmaz mera niteliğinde ve .... parsel sayılı 969.099,56 m² yüzölçümündeki taşınmaz orman niteliğinde tespit edilmiştir.

Asıl davada davacı ... Tüzel Kişiliği vekili Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; davalı köy muhtarlığının, davacı köyün ... Tepesinin zirvesi, zirvenin kuzeyinde zirveye yakın dana ağılı, aynı hizada kom harabeleri, çatal derenin ... üst başına yakın 300 metre mesafede ... ve ... harabeleri ile yarım daire çizen alana girerek tecavüz ettiğini, davacı köyün söz konusu alanı 1936'dan beri mera ve biçenek olarak kullandığını, dava konusu alana 1991 yılında ... köyünün tahsisli yaylaları olduğundan bahisle müdahale ettiğini, bu köy aleyhine açtıkları davanın mahkemenin 1991/32 Esasına kaydedildiğini ve dava derdest iken anılan köy tecavüzden vazgeçtiğinden davanın müracata bırakıldığını, davacı köy muhtarlığının aynı yere ilişkin ... köyü ile ... köyü arasındaki 1995/106 Esas numaralı davadan haberdar olduğunu ve asli müdahillik talebinde bulunulduğunu, ancak mahkemenin 01.10.1997 tarihli ve 1997/65 Karar sayılı kararı ile müdahillik talebini reddettiği gibi davacı köyün ayrıca dava açmakta muhtariyetine karar verildiğini, kararın Yargıtay 14. Hukuk Dairesinden de geçerek kesinleştiğini, davacı köy ile davalı köy muhtarlığının sınır olmadığını, her iki köy sınırı arasında Akyar köyü yaylasının olduğunu beyan ederek, davalı köyün davacı köyün merasına müdahalesinin men'ine karar verilmesini talep etmiştir.

Birleşen 2008/175 Esas sayılı dosyanın davacısı Orman İdaresi vekili Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... köyünde bulunan .... parsel sayılı taşınmazın mera olarak tespit edildiğini, ancak taşınmazın orman olduğunu beyan ederek, davalılar adına olan tapunun iptali ile taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Birleşen 2008/176 Esas sayılı dosyanın davacısı Orman İdaresi vekili Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... köyünde bulunan .... ve 207 parsel sayılı taşınmazların mera olarak tespit edildiğini, ancak taşınmazların orman olduğunu beyan ederek, davalı adına olan tapunun iptali ile taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... Tüzel Kişiliği vekili cevabında; davalı köyün iddia edildiği şekilde karşı tarafa ait herhangi bir araziye müdahalesinin olmadığını, davacı köyün 1936 yılından beri niza konusu yeri tasarruf ettiği iddiasının gerçek olmadığını, zira 1978 yılından beri ... köyü ile davalı olduklarını, nizalı yerlere davacı köyün teşebbüsleri olsa 19 yıllık süre içerisinde onları da davaya dahil edebileceklerini, 1936'lı yılından beri ...köylülerinin iddia ettikleri sınırlar içerisinde en ufak tasarruflarının olmadığını, davalı köyün usul ve kanunlara uygun şekilde düzenlenmiş resmi köy hudutnamesi olduğunu, ... köyü ile nizalarında bu hudutnameye dayandıklarını, muhataplarının davayı kaybettiğini ve hükmün Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi tarafından onandığını, hudutnamenin Mahkeme kararıyla bir kez daha pekiştiğini, davacı köyün de köy hudutnamesi olduğunu, ancak bu köye tahsis edilmiş herhangi bir yayla/mera olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

... Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, 15.06.2012 tarihli ve 1998/110 Esas, 2012/65 Karar sayılı kararla verilen, davanın reddine, ... ilçesi ...köyü 1 59... parsel sayılı taşınmazın Kadastro Kanunu'nun 16/B maddesi gereğince mera olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına; ... ilçesi ... köyü .... parsel sayılı taşınmazın Kadastro Kanunu'nun 16/B maddesi gereğince mera olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına; ... ilçesi ... köyü .... parsel sayılı taşınmazın Kadastro Kanunu'nun 16/B maddesi gereğince mera olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına; birleşen 2008/175 Esas ve 2008/176 Esas sayılı dosyalar yönünden davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 150/4 üncü maddesi gereğince açılmamış sayılmasına dair hükmün, davacı ... vekili ve davalı ... vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 05.03.2013 tarihli ve 2012/14608 Esas, 2013/3125 Karar sayılı ilamıyla; ".... Somut olayda, dava konusu taşınmazların kadastro tutanağı yargılama sırasında düzenlenmiş olup, bu dava nedeniyle tutanakla kesinleşmemiş olduğundan görevsizlik kararı verilmesi gerektiği, kamu düzeninden olan ve re’sen gözetilmesi gereken görev konusu bir yana bırakılarak çekişmenin esasının incelenmesinin doğru görülmediği ...." gerekçesiyle bozulması üzerine ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.07.2013 tarihli ve 2013/142 Esas, 2013/214 Karar sayılı kararıyla görevsizlik kararı verilerek dosya Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.

İlk Derece (Kadastro) Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; dava konusu parsellerin kullanım durumlarının, meraya müdahale talepleri ile aidiyetlerinin tespiti Kadastro Mahkemesinin görev alanı dışında olduğundan bu husustaki taleplerin ayrı ayrı reddine; ... ilçesi ...köyü 1 59... parsel sayılı taşınmazın Kadastro Kanunu'nun 16/B maddesi gereğince mera olarak sınırlandırılmasına ve mera özel siciline kaydına; birleşen 2008/175 Esas ve 2008/176 Esas sayılı dosyalardaki davaların kabulü ile görevsizlikle mahkemeye gelen dosyada bozma sonrası 19.12.2013 tarihli celsede ... İşletme Müdürlüğü temsilcisinin tescil talebini yinelemesine istinaden ... ili ... ilçesi ... köyü .... ve 2 sayılı orman parsellerine tecavüz eden 08.02.2012 tarihli ek rapor (...) ile gösterilen 77.279,84 m²si .... parsel içinde olacak şekilde tespit edildiğinden bu koordinatlı ve taralı alanın, (...) harfi ile gösterilen 29.663,09 m²lik kısmın ise .... içinde olacak şekilde tespit edildiğinden bu koordinatlı ve taralı alanın ve (Z) harfi ile gösterilen 239.942,135 m²lik kısmının da .... parsel içinde olacak şekilde tespit edildiğinden iş bu koordinatlı ve taralı (...-Y-Z) kısımların kadastro tespitlerinin iptali ile adadaki son parsel numaraları verilerek orman vasfı ile Hazine adına tesciline; ... ilçesi ... köyü .... parsel sayılı taşınmazın Kadastro Kanunu'nun 16/B maddesi gereğince mera olarak sınırlandırılmasına ve mera özel siciline kaydına karar verilmiş; hüküm, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.

1. Davacı ... Tüzel Kişiliği vekili 20.07.1998 tarihli dava dilekçesiyle, sınırlarını dilekçesinde belirttiği ve davacı köyün kullanımında olduğu iddia ettiği meraya elatmanın önlenmesini istemiştir. Yargılama sırasında 27.10.2009 tarihinde mahallinde yapılan keşif sonrası fen bilirkişilerin düzenledikleri 24.12.2009 tarihli raporda, dava dilekçesinde gösterilen sınırların davacı köy sınırları içerisinde kalan 1 59... parsel ile davalı köy sınırları içerisinde kalan .... , .... ve 210 parsel sayılı taşınmazları kapsadığı belirtilmiş olup, 09.03.2007 tarihinde düzenlenen kadastro tutanağında .... parsel sayılı taşınmazın orman olarak tespitinin yapıldığı ve taşınmazın davalı olması nedeniyle tutanağın kesinleşmediği yazıldığı halde İlk Derece Mahkemesince, .... parsel sayılı taşınmaz yönünden bir değerlendirme yapılmadığı ve bu taşınmaza ilişkin olarak olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, 6100 sayılı Kanun'un 297/2 nci maddesi uyarınca, her bir talep hakkında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hüküm tesis etme yükümlülüğünün bulunduğu gözetilerek, .... parsel sayılı taşınmaz hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, bu yönde hüküm kurulmaması usul ve kanuna aykırı olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

2. İlk Derece Mahkemesince, gerekçeli kararın gerekçe kısmında dava konusu .... parsel sayılı taşınmazın tamamının mera olarak sınırlandırılmasına karar verildiği belirtilmesine rağmen; kısa karar ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında; " b) ... (...) ile gösterilen 77.279,84 m²'si .... parsel içinde olacak şekilde tespit edildiğinden bu koordinatlı ve taralı alanın, ... kadastro tespitlerinin iptali ile adadaki son parsel numaraları verilerek orman vasfı ile Hazine adına tespit ve tesciline, c) ... ilçesi ... köyü .... parsel sayılı taşınmazın Kadastro Kanunu'nun 16/B maddesi gereğince mera olarak sınırlandırılmasına ve mera özel siciline kaydına," şeklinde hüküm kurulduğu, böylelikle hüküm fıkrası ile gerekçeli karar arasında çelişki ve tereddüt yaratıldığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere; 6100 sayılı Kanun'un 294 üncü maddesi gereğince; Mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi herhalde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. 6100 sayılı Kanun'un 297/2 nci maddesi gereğince hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. 6100 sayılı Kanun'un 298/2 nci maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine kanuni olanak da yoktur. Kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141 inci maddesi ile 6100 sayılı Kanun'un yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca, bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi kanun ile hakime yükletilmiş bir görevdir. Bu durum karşısında; İlk Derece Mahkemesince, az yukarıda açıklandığı üzere ve 10.04.1992 tarihli ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da benimsendiği gibi kısa karar ile bağlı kalınmadan, kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki giderilecek ve infazda tereddüt yaratmayacak şekilde, yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden, çelişkili olarak kurulan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

3. Ayrıca; davacı ... İdaresi vekilinin, birleşen 2008/176 Esas sayılı dosyada, .... ve 210 parsel sayılı taşınmazların orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesini istediği, yargılama neticesinde ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.06.2012 tarihli ve 1998/110 Esas, 2012/65 Karar sayılı kararı ile birleşen 2008/175 Esas ve 2008/176 Esas sayılı dosyalar yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği ve davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmediğinden bu kararın kesinleştiği dikkate alınmadan, .... ve 210 parsel sayılı taşınmazlar hakkında yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA,

Bozma nedenine göre taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına;

İstek halinde peşin harcın temyiz eden davacı ... Tüzel Kişiliğine ve davalı ... Tüzel Kişiliğine ayrı ayrı iadesine,

Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

10.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/1541, K. 2025/5482, T. 10.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2023-1541-e-2025-5482-k-fb9a05a358ec