Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/2645 E. 2024/6774 K. – Tescil
Konu: Tescil
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/2645
- Karar No
- 2024/6774
- Karar Tarihi
- Konu
- Tescil
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1558 E., 2021/2718 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziosmanpaşa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/162 E., 2020/161 K. Taraflar arasındaki tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davacıların ve asli müdahilin davasının açılmamış sayılmasına, Hazinenin davasının kabulüne karar verilmiştir. Kararın asli müdahil vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince asli müdahil vekilinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asli müdahil vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacılar vekili; İstanbul ili Arnavutköy ilçesi Tayakadın köyünde bulunan doğusunda 1640 parsel sayılı taşınmaz, güneyinde Yassıören-Tayakadın caddesi, batısında mezarlık, kuzeyinde E-7 karayolu ile çevrili bulunan yaklaşık 18.000,00 m2 miktarlı taşınmazı davacıların 20 yıldan fazla süredir nizasız, fasılasız, malik sıfatıyla kullandıklarını, davaya konusu taşınmazın 20 yılı aşkın süredir davacı ... tarafından kullanılmakta iken taşınmazın yarısına karşılık gelen yaklaşık 9000,00 m2'lik kısmının 03.06.2005 tarihinde davacı ...'ye satıldığını ve zilyetliğin devredildiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davaya konu yaklaşık 18000 m2 miktarlı taşınmazın Türk Medeni Kanunu'nun 713 üncü maddesi gereğince davacılar adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Asli müdahil vekili, asli müdahilin 03.10.2001 tarihinde dava konusu taşınmazın bir kısmının zilyetliği ile tapuda 1638, 1639, 1640 parseller olarak kayıtlı taşınmazları satın aldığını, taşınmazı bu tarihten beri asli zilyet olarak bir bütün halinde 1640 parsele bitişik araziyle birlikte kullandığını, davacı adına tescilini talep ettikleri taşınmazın tescil harici kalmış taşınmaz olduğunu, kamu malı olmadığından zamanaşımı ile kazanılmaya müsait olduğunu, asli müdahilin külli halef olarak satın aldığı taşınmazın nizasız, kazasız, 1972 yılından beri malik sıfatıyla zilyedi olduğunu, dolayısıyla bölgenin imar planına konu olduğu 16.08.2012 tarihinden önce 20 yıllık sürenin dolduğunu, asli müdahilin malik olduğu 1638, 1639, 1640 parseller ile malik sıfatı ile zilyet olduğu dava konusu taşınmazın tamamını, taşınmazı satın aldığı öz amcası ...'ın Baklalı köyünde yaşayan ... .... adlı kişiye vefat ettiği yıla kadar ektirdiğini, vefat ile beraber ...'un ekip biçmesi için anlaştığını, ...'un daha sonra müvekkilinin zilyetliğindeki 1640 parselin devamı niteliğindeki kısmı aşarak kullandığı alanı genişlettiğini, ...'un kiracı olduğunu, asli zilyet olmadığını, dolayısıyla bir diğer davacı ...'ye yaptığı zilyetlik devir sözleşmesinin hakka dayanmadığından geçersiz olduğunu, asıl zilyedin müvekkili olduğunu belirterek, taleplerine konu alanla sınırlı olarak müvekkili adına tescilli 1640 parselin bitişiğindeki müvekkilinin zilyetliği altındaki net alanı bilirkişi incelemesi ile belirlenecek alanın müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Hazine vekili; dava konusu taşınmazın değerinin dava dilekçesinde düşük gösterildiğini, bu nedenle tespit edilecek gerçek değer üzerinden eksik harcın tamamlanması gerektiğini, Tayakadın Mahallesinde Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünce hazırlanmış 1980 tarihli 1/5000 ölçekli İstanbul Metropolitan Alan Nazım İmar Planının bulunduğunu, davacıların Kadastro Kanunu'nun 12 nci maddesi gereği süresinde kadastro tespitine itiraz etmediklerini ve hak düşürücü süre içerisinde dava açmadıklarını, bu nedenle her türlü talep ve dava haklarının zaman aşımına uğradığını, Medeni Kanunun 713 üncü maddesi gereğince olağanüstü kazandırıcı zaman aşımı yoluyla mülkiyet edinme şartlarının gerçekleşmediğini savunarak, davanın usul ve esastan reddine, Türk Medeni Kanunu'nun 713/6 ncı maddesi uyarınca taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili; davacının taşınmazdaki zilyetlik iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu, davaya konu taşınmazın orman sayılan araziye bitişik olduğunu, zilyetlik yolu ile iktisap edilecek taşınmazlardan olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... İdaresi vekili; dava konusu parselin orman olduğunun tespit edilmesi halinde tescil talebine yönelik davanın reddine, orman olmadığının tespit edilmesi halinde ise davalı idare aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili; davanın mahiyeti gereği araştırmaların yapılması gerektiğini belirterek, davanın hak düşürücü süreden, usul ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; dava konusu İstanbul ili Arnavutköy ilçesi Tayakadın Mahallesi sınırları içerisinde bulunan bir tarafı Tayakadın 1640 parsel ve çalılık-ağaçlık, bir tarafı Yassıören-Tayakadın yeni yolu kamulaştırma alanı, bir tarafı Yassıören-Tayakadın eski yolu ile çevrili, bilirkişi raporuna ekli krokide (A) ve (C) harfleri ile gösterilen 7648 m2 alanlı kadastro harici bırakılan taşınmazın, 1996 yılından sonra tarımsal amaçlı olarak kullanılmaya başlandığı, 2012 yılında dava konusu taşınmazın bulunduğu alanın imar planlarının yapıldığı, taşınmazda tarımsal faaliyetin başladığı 1996 yılı ile imar planlarının tescil edildiği 2012 tarihi arasında 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/1 inci maddesi uyarınca 20 yıllık kazanma şartlarının oluşmadığı, asli müdahilin imar-ihya ve zilyetlikle ilgili bir iddiasının bulunmadığı, taşınmazın bilirkişi raporu ile belirlenen değer üzerinden harcın ikmali için davacıya verilen süreye rağmen harcın ikmal edilmediği, dosyanın 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) 150 nci maddesi uyarınca işlemden kaldırılma tarihinden itibaren 3 aylık süre içerisinde davacılar veya asli müdahil tarafından yenileme dilekçesi verilmediği gibi 492 Sayılı Kanun'un 30 uncu maddesi uyarınca yatırılması gereken harcın da yatırılmadığı, davalı Hazine vekilinin süresinde yenileme talebi ile dosyanın yeniden işleme alınarak duruşma günü verildiği, davalı Hazine vekilinin cevap dilekçesi ile Türk Medeni Kanunu'nun 713/6 ncı maddesi uyarınca tescil talebi bulunduğu, Türk Medeni Kanunu'nun 713/4, 5 inci maddeleri uyarınca yapılması gereken ilanların yapıldığı gerekçesiyle davacılar ve asli müdahilin davasının açılmamış sayılmasına; Hazinenin davasının kabulüne, İstanbul ili Arnavutköy ilçesi Tayakadın Mahallesi 1640 parsel sayılı taşınmazın bitişiğinde bulunan fen bilirkişisi Ayhan Yıldız'ın 24.05.2019 tarihli raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 6291 m² ve (C) harfi ile gösterilen 1357 m2'nin Hazine adına kayıt ve tesciline karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi hükmüne karşı, asli müdahil vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince, dosya içeriği ve toplanan delillerden, davanın 10.000,00-TL dava değeri üzerinden harç ödenmek suretiyle açıldığı, asli müdahale dilekçesinde dava değeri bildirilmemekle birlikte 10.000,00-TL üzerinden asli müdahale harcının yatırıldığı, keşfen dava konusu taşınmazın değeri tespit edildikten sonra davacı tarafa harç ikmali için makul süre verildiği, davacı tarafça harç ikmali yapılmadığından dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilip, yasal süresi içerisinde harç ikmali yapılarak yenilenmeyen davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, sunulan bilirkişi raporunda gerek davacının dava ettiği uyuşmazlık konusu yerin, gerekse asli müdahilin dava ettiği uyuşmazlık konusu yerin ayrı ayrı değerinin belirlendiği, her ne kadar İlk Derece Mahkemesince davacı tarafa harç ikmali için kesin süre verilmiş ise de asli müdahilin de aslen davacı taraf olduğu ve dava ettikleri uyuşmazlık konusu kısmın tamamlama harcının yatırılması gerektiğini bilmesi gerektiği, keza dosyanın işlemden kaldırıldığı süre içerisinde de Mahkemeye bir dilekçe ile müracaat edilip dava ettikleri kısım yönünden eksik harcı ikmal ettiklerini bildirip, tarafları yönünden davanın yenilenmesinin talep edilmesine engel bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçe ile asli müdahil yönünden de davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle asli müdahil vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar asli müdahil vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asli müdahil vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz eden asli müdahilden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,21.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.