Yargıtay · 8. Ceza Dairesi

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2025/1604 E. 2026/3912 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Ceza Dairesi
Esas No
2025/1604
Karar No
2026/3912
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/221 E. 2016/479 K. HÜKÜMLÜ : ... SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma SUÇ TARİHLERİ : 28.09.2015, 05.01.2016 İNCELEME KONUSU KARAR : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 29.02.2016 tarihli iddianamesi ile hükümlü hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191/1. ve 53. maddeleri uyarınca açılan dava ile yapılan yargılama neticesinde Kayseri 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.04.2016 tarihli kararı ile 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 09.05.2016 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği, anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 20.01.2025 tarihli ve 2024/9376 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.02.2025 tarihli ve KYB-2025/11052 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 16/06/2021 tarihli ve 2020/18965 esas, 2021/7640 karar sayılı ve anılan Dairenin 21/06/2021 tarihli ve 2020/21397 esas, 2021/7865 karar sayılı ilâmları ile benzer diğer ilâmlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye usulüne uygun tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, anılan kararın infazına başlanmış olmasının hatta tedbirin infazının tamamlanmasının bir önem arz etmediği, 7201 sayılı Kanun'un 10/2. madde ve fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, Somut olayda, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 13/11/2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının, sanığın bilinen son adresine doğrudan "mernis" şerhi ile 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca mahalle muhtarına 25/11/2015 tarihinde teslim edilmek suretiyle tebliğ edildiği kabul edilerek tedavi ve denetimli serbestlik tedbirlerine başlandığı, kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın şüphelinin mernis adresine doğrudan 7201 sayılı Kanun’un 21/2. maddesine göre tebliğ edilmesi nedeniyle tebliğ işleminin usule aykırı olduğu, bu durumda erteleme kararının kesinleşmediği ve denetim süresinin de başlamayacağı, anılan kararın infazına başlanmış olması hatta tedbirin infazının tamamlanması bir önem arz etmediği cihetle, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden kamu davanın durmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 28.09.2015 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 13.11.2015 tarihli ve 2015/42563 soruşturma, 2015/519 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, dördüncü fıkrası uyarınca erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği,

B. Şüphelinin 05.01.2016 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemine ilişkin Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/6367 sayılı soruşturma dosyasının, 2015/42563 sayılı soruşturma dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği, C. Şüphelinin tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine uymaması ile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kaldırıldığı, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 29.02.2016 tarih, 2015/42563 soruşturma, 2016/2906 Esas, 2016/2419 sayılı iddianamesi ile Kayseri Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, D. Kayseri 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.04.2016 tarihli ve 2016/221 Esas, 2016/479 Karar sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191/1, 62... . maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 09.05.2016 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği, Anlaşılmıştır. E. 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Kanun'un 191. maddesinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu kararla birlikte verilecek olan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik herhangi bir kanun yolu öngörülmemiş ise de; kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik 5237 sayılı Kanun'un 191/2. maddesinin ikinci cümlesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, bu durumda sanığa, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır." şeklindeki düzenleme gereği, "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, Sanık hakkında Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 13.11.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararda itiraz kanun yoluna başvuru sürenin ne zaman başlayacağı ve itiraz kanun yoluna başvurulmadığı taktirde kararın kesinleşeceğinin açıkça gösterilmediği, sanığa anılan karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru hakkı tanınmadığı, bu nedenle kararın kesinleşmediği, kararın kesinleşmemesi nedeniyle, tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine uymadığından veya erteleme kararını ihlal ettiğinden söz edilemeyeceği, kovuşturma şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından; mahkemesince, 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, "kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı Kanun'un 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi yönünden kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağına ilişkin Adalet Bakanlığından görüş istenilmesine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Gerekçe bölümünde tespit edilen husus yönünden kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dava dosyasının, Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına oy birliğiyle TEVDİİNE, 17.03.2026 tarihinde karar verildi.

...

Atıf: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2025/1604, K. 2026/3912, T. 17.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-ceza-dairesi-2025-1604-e-2026-3912-k-5ed64ca9785a