Yargıtay · 8. Ceza Dairesi
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2025/14742 E. 2026/3918 K. – Suç Uydurma
Konu: Suç Uydurma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/14742
- Karar No
- 2026/3918
- Karar Tarihi
- Konu
- Suç Uydurma
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/573 E., 2023/353 K. HÜKÜMLÜ : ... SUÇ : Suç uydurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Gaziantep 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.07.2023 tarihli kararı ile hükümlü hakkında suç uydurma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'un (5237 sayılı Kanun) 271/1, 62. maddeleri uyarınca 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün itiraz edilmeksizin 10.10.2023 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun’un (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 18.11.2025 tarihli ve 2024/22320 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.12.2025 tarihli ve KYB-2025/145873 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.12.2025 tarihli ve KYB-2025/145873 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “1-Sanığın yokluğunda verilen Gaziantep 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.03.2018 tarihli ve 2017/206 Esas, 2018/193 sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararının, doğrudan sanığın mernis adresine 25.05.2018 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi gereğince tebliğ edilerek kesinleştirildiği anlaşılmış ise de; Anılan Kanun'un 10/2. madde ve fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, aynı Kanun'un 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bilâ tebliğ iade edilmesi halinde, anılan Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, mercii tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği nazara alındığında, Sanığın yokluğunda verilen kararın 21.09.2017 tarihli duruşmada bildirdiği son adres yerine doğrudan mernis adresine gönderilmesi suretiyle yapılan tebligatın usulsüz olduğu, hükümlünün başka bir suretle karardan haberdar olduğuna ilişkin herhangi bir belgenin bulunmadığı gibi dosya kapsamından da bu yönde bir tespit yapılamadığı cihetle, tebligat işleminin usule aykırı olması karşısında, esasen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmediği ve denetim süresinin başlamadığı, dolayısıyla denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlediği gerekçesiyle açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanamayacağı gözetilmeksizin, yazılı şekilde sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde, 2-Kabule göre, Daha önce hapis cezasına ilişkin hükümlülüğü bulunmayan sanık hakkında tayin olunan kısa süreli hapis cezasının, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50/3. maddesindeki “Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir” hükmü uyarınca aynı maddenin 1. fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE Hükümlü hakkında 15.03.2018 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının duruşmada bildirdiği son adres yerine doğrudan Mernis adresine yapılması suretiyle yapılan tebligatın usulsüz olduğu ancak hükümlünün 19.06.2018 tarihli dilekçesi ile kendisine yapılan tebligatın usulsüz olduğunu ve karara itiraz ettiğini bildirmesi ile öğrenme ile itirazın süresinde kabul edilerek yapılan incelemede Gaziantep 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.08.2018 tarihli, 2028/326 D. İş sayılı kararı ile itirazın reddedildiği ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 02.08.2018 tarihinde kesinleştiği belirlenmekle; Hükümlü hakkında isnat olunan inceleme dava dosyasında atılı suçun suç uydurma suçu olduğu ve 5237 sayılı Kanun'un 271/1. maddesi uyarınca;
" İşlenmediğini bildiği bir suçu, yetkili makamlara işlenmiş gibi ihbar eden ya da işlenmeyen bir suçun delil veya emarelerini soruşturma yapılmasını sağlayacak biçimde uyduran kimseye üç yıla kadar hapis cezası verilir." Şeklinde düzenlendiği, 5271 sayılı Kanun'un 251. maddesi uyarınca basit yargılama usulünün ise; "(1) Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir." Şeklinde düzenlendiği anlaşılmıştır. Hükümlü hakkında suç uydurma suçunun yukarıda izah edilen hükümler gözetildiğinde basit yargılama usulüne tabi olmadığı anlaşılmakla bu suç yönünden basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilmesi, Kabule göre ise; Hükümlü hakkında basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verildiği ve yargılamanın bu usule uygun yapılmış olmasına rağmen 5271 sayılı Kanun'un 251/3. maddesi uyarınca cezasından indirim yapılmadığı anlaşılmakla, Belirlenen bu hususlar yönünden de kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağına ilişkin Adalet Bakanlığından görüş istenilmesine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR Gerekçe bölümünde tespit edilen husus yönünden kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dava dosyasının, Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, oy birliğiyle, 17.03.2026 tarihinde karar verildi.