Yargıtay · 8. Ceza Dairesi

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2022/4963 E. 2024/9424 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Ceza Dairesi
Esas No
2022/4963
Karar No
2024/9424
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/606 Esas, 2021/1146 Karar SUÇ : Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I.HUKUKİ SÜREÇ A. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığının 19.11.2019 tarihli iddianamesiyle; sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 216 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama suçundan cezalandırılması, zincirleme suç hükümlerinin uygulanması ve hak yoksunluklarının uygulanması istemiyle kamu davası açılmıştır. B. Tunceli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.03.2020 tarihli ve 2019/644 Esas, 2020/147 Karar sayılı kararıyla; sanığın, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir. C. Tunceli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.03.2020 tarihli ve 2019/644 Esas, 2020/147 Karar sayılı kararı Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmiştir. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 22.10.2021 tarihli ve 2020/606 Esas, 2021/1146 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Cumhuriyet savcısının temyiz istemi; sanığın halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama suçundan cezalandırılması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü 1.Dava konusu olay; sanığın, Facebook isimli sosyal medya hesabından ''Hayırlı cumalar'' başlığıyla paylaştığı resim altındaki yorum kısmına, takkeli ve sakallı olarak dua eden bir kişinin resmi üzerine ''Gurban olurum senin p***. Ahzab-37'' şeklinde aşağılama içeren ibareleri Kur'ân-ı Kerîm'de bulunan Ahzab suresine benzeterek paylaşmak; gelinlik giyen kadın ile yarı çıplak erkeklerin bulunduğu fotoğrafın altına aslı Nisa Suresi 3 üncü Ayet olan ibareleri, ayet içeriğini de değiştirerek ''Herif Suresi-3'' şeklinde aşağılama kastıyla paylaşmak; ''... dümende cewap weremedi.hayrullah abi bişeyler diyor'' ibareleriyle paylaştığı yorumda ''... babamızın boyu 41 metreydi. Bir rivayete göre Hz. Havvayı hira dağına yaslayıp ***tir.'' şeklindeki ifadeyi Hz. ... ve Hz. ...'nın isimlerini vererek aşağılama kastıyla paylaşmak ve alkol bulunan bir bardak ile yemek masasını paylaştığı fotoğraftaki arapça yazılar altında ''şüphesiz biz onu buzlu su ile sulandırın diye yarattık'' şeklinde paylaşım yapmak suretiyle halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama suçunu işlediği iddiasına ilişkindir. 2. İlk Derece Mahkemesince; sanığın paylaşımlarının kamu barışını bozmaya elverişli olmadığı şeklindeki gerekçeyle sanığın beraatine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular konusunda, Bölge Adliye Mahkemesince, isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE A. Yargılama konusu halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama suçu zarar suçu niteliğinde olmayıp tehlike suçudur. Dolayısıyla kamu barışının bozulma ihtimali suçun işlenmesi için yeterlidir. Başka bir deyişle; suçun tamamlanması için kamu barışını bozmaya yönelik açık ve yakın bir tehlike ya da zarar olması gerekmez. Nitekim; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi E.S – Avusturya Kararı'nda, "... ulusal yetkili makamların kendi ülkelerinde dini barışı hangi ifadelerin bozabileceğini değerlendirmek için daha iyi bir konumda oldukları ve bu anlamda geniş bir takdir yetkisine sahip oldukları...." ifade edilmiştir. Bu açıklamalar ışığında; sanığın "olay ve olgular" bölümünde detaylandırılan herkese açık şekilde yaptığı paylaşımlarında özellikle İslam dininin en önemli değerlerinden olan Kur'ân-ı Kerîm'in ayetlerini aşağılar şekilde değiştirerek yazması ve Hz. ... ile Hz. ...'nın isimlerini kullanarak küfretmesi hususları kamu barışını bozmaya elverişli olup şikayetçi de bu paylaşımlardan rahatsız olarak şikayette bulunmuştur. Bu itibarla; sanığın, 5237 sayılı Kanun'un 216 ncı maddesinin üçüncü fıkrası, 218 inci maddesi ve 43 üncü maddeleri gereğince mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle sanık hakkında kurulan hüküm hukuka aykırıdır. B. Bozma nedenine göre; atılı suçun cezasının üst sınırının 1 yıl 6 ay hapis cezası olması gözetildiğinde; Dairemizin 2020/2463 Esas sayılı dosyasında 01.10.2020 tarihli kararla, somut norm denetimi yoluyla iptal istemli başvuru üzerine Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin "01.01.2020 tarihi itibariyle... hükme bağlanmış ve kesinleşmiş dosyalarda ....basit yargılama usulü uygulanmaz" bölümündeki hükme bağlanmış" ibaresinin 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 38 inci maddesine aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. Maddi ceza hukukuna ilişkin hükümler içeren basit yargılama usulünün "hükme bağlanmış dosyalarda" uygulanmasını engelleyen 5271 sayılı Kanun'un geçici 5 inci maddesinin (d) bendindeki "hükme bağlanmış" ibaresinin basit yargılama usulü yönünden Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi nedeniyle temyiz davasına konu dosyalarda lehe hükümler içeren 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanması imkanının doğması ve bu konuda mahkemesince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması, nedenleriyle sanık hakkında kurulan hüküm hukuka aykırı görülmüştür. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Cumhuriyet savcısının temyiz istemi yerinde görüldüğünden Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 22.10.2021 tarihli ve 2020/606 Esas, 2021/1146 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Tunceli 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.12.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2022/4963, K. 2024/9424, T. 09.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-ceza-dairesi-2022-4963-e-2024-9424-k-0a4eb08dbd5b