Yargıtay · 8. Ceza Dairesi
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2021/2700 E. 2023/7676 K. – Parada Sahtecilik
Konu: Parada Sahtecilik
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/2700
- Karar No
- 2023/7676
- Karar Tarihi
- Konu
- Parada Sahtecilik
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/10 E. 2016/67 K. SUÇ : Parada sahtecilik HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 21.12.2015 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında parada sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 197 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava açılmıştır. 2. Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.03.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında parada sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun'un 197 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği; 1. Yeterli neden olmadan cezanın teşdiden verildiğine, 2. Hakkında takdiri indirim nedenleri uygulandığı halde hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulanmayarak takdirde hataya düşüldüğüne, 3. 5237 sayılı Kanun'un 50 nci ve 51 inci maddelerinin uygulanmamasının hak ve nesafet kurallarına aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Dava konusu olay, sanığın piyasaya sürmek amacıyla sahte para muhafaza ettiği iddiasına ilişkindir. 2. 02.10.2015 tarihli kolluk tutanağı ile hakkında sahte para piyasaya süreceği yönünde ihbar bulunan sanığın bir kıraathane çıkışında durdurulmak istendiği sırada önce kaçmaya başladığı, yakalandığında da üzerinden beyaz bir peçete içerisinde aynı seri nolu 20 adet 100,00 TL ve yine aynı seri nolu 20 adet 200,00 TL'lik banknotlar ele geçirildiği belirlenmiştir. 3. T.C. ... Bankası İstanbul Şubesinin 19.10.2015 tarihli Sahte Banknot / Efektif / Değerli Kağıt İnceleme ve Değerlendirme raporları ile B028 303 455 seri numaralı 20 adet 100,00 TL ve A342 734 147 seri numaralı 20 adet 200,00 TL'lik banknotların sahte olduğu, aldatma kabiliyetinin olduğu, yapılışındaki özen ve ustalık derecesi nedeniyle sahte olduğunun ilk bakışta herkes tarafından kolaylıkla anlaşılamayacağı, para destesi veya paketi içinde yer alması durumunda sahte olduğunun ilk bakışta herkes tarafından kolaylıkla anlaşılmasının mümkün olmadığı, uzmanlarca veya veznedarlar gibi para işinin bir parçası olan insanlarca sahte olduğunun anlaşılacağı belirlenmiştir. 4. Sanığın savunmasında atılı suçlama ile ilgili ikrarda bulunduğu belirlenmiştir. IV. GEREKÇE A. Cezanın Alt Sınırdan Uzaklaşılarak Tayin Edilmesi Yönünden 5237 sayılı Kanun'un "Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi" başlıklı 3 üncü maddesinin, inceleme konusu ile ilgili olan birinci fıkrası; "(1) Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur. ..." Aynı Kanun'un "Cezanın belirlenmesi" başlıklı 61 inci maddesinin, inceleme konusu ile ilgili olan birinci fıkrası; "(1) Hakim, somut olayda; a) Suçun işleniş biçimini, b) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları, c) Suçun işlendiği zaman ve yeri, d) Suçun konusunun önem ve değerini, e) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını, f) Failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını, g) Failin güttüğü amaç ve saiki, Göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler. .." Yukarıda yazılı madde metinleri, cezanın belirlenmesinde, temel kurallar olup suçun hangi şekilde işlendiği, kullanılan araçların neler olduğu, zarar ve tehlikenin ağırlığı ile kusurun oranı tespit edilerek hâkim cezayı belirler. Hukuka aykırı olan fiilin ortaya çıkardığı haksızlık durumu derecelendirmeye tabi tutulabilir. 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi kapsamında belirtilen tüm unsurlar bir bütün olarak değerlendirilerek, işlenen suç ile orantılı olacak şekilde bir ceza veya güvenlik tedbirine hükmolunur. Hâkime tanınan yetki, alt ve üst sınırlar dahilinde cezayı belirlemektir. Ölçülülük ilkesi gereğince değerlendirmeyi bu sınırlar dahilinde yapacak olup, dosyadaki delilleri değerlendirerek, kişiye en uygun yaptırıma karar verirken, amaç sanığı cezasızlaştırmak, yalnızca lehine olan hükümleri uygulamak değildir. Dosya bir bütün olarak ele alınır ise o aşamada ceza bireyselleştirilebilir. Aksi halde her durumda aynı ceza ve güvenlik tedbirine başvurulur. Hâkime kanun ile verilen takdir yetkisi sınırsız değildir. Hâkime cezanın bireyselleştirilmesinde takdir yetkisinin tanınmasının sebebi, suça ilişkin en uygun cezanın verilebilmesini sağlamaktır. Dava konusu olayda, "suçun işleniş biçimi, ele geçirilen sahte paranın miktarının fazla olması nedeni ile ortaya çıkan tehlikenin büyüklüğünün fazla olması, suç konusunun önem ve değerinin, sanığın güttüğü saik ve amacı" göz önünde bulundurularak sanık hakkında temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. B. Lehe Hükümlerin Uygulanmaması Yönünden Sanığa tayin olunan cezanın miktarı ve güncel adli sicil kaydı gözetildiğinde, 5237 sayılı Kanun'un 50 nci, 51 inci ve 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddelerinde düzenlenen lehe hükümlerin uygulanmadığına ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiştir. C. Diğer Yönlerden 1. Kolluk tutanağı, sanığın ikrarı, ... Bankası raporu ve dava dosyası kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, sanığın piyasaya sürmek amacıyla sahte para temin edip üzerinde muhafaza ettiğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.03.2016 tarihli kararında sanık tarafından ileri sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.10.2023 tarihinde karar verildi.