Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/2169 E. 2026/2216 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2169
- Karar No
- 2026/2216
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/715 E., 2025/3258 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/113 E., 2022/341 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ... ve davalı ... ... arasında ... Tapu Müdürlüğünde 10.03.2016 tarihli ve 1250 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde ölünceye kadar bakma sözleşmesi düzenlendiğini, davacının sözleşmede bakım alacaklısı olarak edimini yerine getirdiğini, sözleşmeyle ... Köyü 1 09... parsel, 1 09... parsel, ... Köyü 1 14... parsel, ... Köyü 1 27... ve 34 parsel, 1 32... parsel, 1 67... , 85... parsel sayılı taşınmazları bakım borçlusu ... ...'ye temlik ettiğini, ancak 15 ay sonra bakım borçlusu ... ...'nin vefat ettiğini, sözleşmeye konu taşınmazların intikalinin merhum bakım borçlusunun mirasçılarına yönelik gerçekleştirdiğini, bakım borçlusunun bakım alacaklısı müvekkilinden önce vefat etmesinin somut olayda sözleşmedeki borcunu bir seferde gerçekleştiren bakım alacaklısının edimi ile bakım borçlusunun edimi arasında büyük bir nispetsizlik ve haksız bir orantısızlığı meydana getirdiğini, merhum bakım borçlusunun üzerine düşen bakım borcunu gerektiği özeni göstermeden ifa ettiğini, bakım ediminin devredilmezliğini ihlal ettiğini, bakım borçlusunun kendi ailesi vasıtasıyla sadece müvekkiline yemek götürerek ve müvekkili ile ihtiyaçlarına yüzeysel bir alaka göstererek münasebet kurduğunu, yaz ve bahar ayları boyunca müvekkilinin evinde bakılmadığını ileri sürerek ölünceye kadar bakma sözleşmesi çerçevesinde fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı tutularak davalılar adına tescil edilen taşınmazların tapusunun iptali ile davacı adına tesciline, mümkün olmaması hâlinde taşınmazların bedelinin davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının taleplerinin tamamen haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacının davalı ...'nin kayınpederi, diğer davalıların dedesi olduğunu, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin davacı ile oğlu ... ... arasında düzenlendiğini, ... ...'nin vefat ettiğini, ...'nin eşi ...'nin 35 yıl kadar önce ... yaklaşık 60 yaşındayken vefat ettiğini, ...'nin bakımının sözleşmenin yapılmasından 30 yıl önce başladığını, 60 yaşında bir erkeğin elinden hiçbir işin gelmeyeceğini, davacının her işini gelininin yaptığını, davacının tüm ihtiyaçları ile ... ... ve davalıların ilgilendiğini, davaya konu taşınmazlardan 1 09... parsel ve 424 parsel sayılı taşınmazların ... ...'nin parası ile alındığını, eşinin vefatından sonra ...'nin diğer iki çocuğunu da alarak ... ...'nin yanına taşındığını, davacının ilerleyen yaşı ile birlikte hastalıklarının arttığını, davalıların gerekli tüm tedaviyi yaptırdığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bakım borçlusu ...'ın bakım alacaklısı ...'yı kendisi ölünceye kadar bakıp gözettiği, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirdiği, bakım borçlusu ...'ın ölümü ile bakım alacaklısı ...'nın kendi isteği ile diğer oğlunun yanına taşındığı gerekçesiyle davacıların tüm taleplerinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 19.02.2024 tarihli kararıyla; bakım borçlusunun ölümünden sonra 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 618. maddesinde düzenlenen 1 yıl içerisinde bakım alacaklısı davayı açmadığından bakım alacaklısı olarak bakım borçlusunun ölümü nedeniyle sözleşmenin feshi ile verdiğini aynen geri isteme olanağı bulunmadığı, dinlenen davacı tanıkları ve özellikle tanık ...'ın beyanına göre murisin kendisine bakılmadığı yönünde beyanının bulunduğu, tüm dosya kapsamına göre gerek bakım borçlusu ... gerekse onun vefatından sonra mirasçılarının bakım alacaklısı ...'ya ahlaki yükümlülüğü aşan boyutta bir bakım edimi yerine getirmedikleri, bu hâliyle muris ...'nın sağlığında bakım edimini yerine getirmediği gerekçesiyle yapılan ölünceye kadar bakma sözleşmesinin iptali ile sözleşmeye konu taşınmazların adına tesciline yönelik açtığı davayı açmakta haklı nedeni bulunduğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi hatalı olduğundan davacılar vekilinin istinaf talebinin kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 19.02.2024 tarihli kararının süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 13.01.2025 tarihli ilâmı ile; bakım alacaklısının ölüm nedeniyle sözleşmeyi bozması (feshetmesi) hâlinde bakım borçlusuna verdiği malı aynen mirasçılarından geri istemesine yasal olanak olmadığı, bu durumda 6098 sayılı Kanunun 618. maddesinde açıkça belirtildiği üzere sadece borçlunun iflası hâlinde, iflas masasından isteyebileceği miktara eşit bir para talep edilebileceği, her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde davacı tanıkları ile özellikle ...'ın beyanına değinmiş ise de tanık ...'ın beyanının yalnızca bakım alacaklısı ... ...'dan duyumuna dayandığı, bakıma ilişkin görgüye dayalı tanıklığının olmadığı, diğer davacı tanıklarının bakım alacaklısı ...'nın diğer çocukları olduğu ve her ne kadar bakım alacaklısı yargılama devam ederken ölmüş ise de davanın başından itibaren menfaatleri bulunduğu, sonrasında da davacı konumuna geldikleri, buna karşılık, davalı tanıklarının komşular ve çalışan olduğu ve beyanlarının görgüye dayalı olduğu, davalı tanıklarının bakım alacaklısı ...'ya davalılar murisi bakım borçlusu ...'ın ve vefatından sonra davalıların baktığını beyan ettikleri değerlendirildiğinde bakım görevinin yerine getirildiğinin sabit olduğu, ancak dava açılmakla 6098 sayılı Kanunun 618. maddesi gereğince irat bağlanması gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; muris ... ile davalılar murisi ... ... arasında 03.06.2016 tarihinde ölünceye kadar bakım sözleşmesi kapsamında dava konusu 9 parça taşınmazın bakım edimi karşılığı ... ...'ye devredildiği, ... ...'nin 09.06.2020 tarihinde bakım alacaklısı davacı ...'nın 16.02.2022 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı davacılar ile davalı ... dışındaki davalıların kaldığı, davacı tanığı ...'ın bakıma ilişkin görgüye dayalı tanıklığının olmadığı, diğer davacı tanıklarının ise bakım alacaklısı ...'nın diğer çocukları olduğu ve yargılama sırasında ...'nın vefatıyla davanın başından beri menfaatleri bulunup sonrasında davacı konumuna geldikleri, dinlenen davalı tanıklarının komşu ve çalışan olup görgüye dayalı bilgilerinin olduğu ve bakım alacaklısı ...'ya davalıların murisi bakım borçlusu ... ve vefatından sonra da davalıların baktığını beyan ettikleri ve böylece bakım görevinin yerine getirilmiş olduğunun anlaşıldığı ancak 6098 sayılı Kanunun 618. maddesi gereğince davacı tarafa dava tarihi ile muris davacı ...'nın ölüm tarihine kadar irat bağlanmasının hakkaniyetli olacağı, davalıların da ...'nın mirasçı oldukları dikkate alınarak onların miras payına isabet eden kısım düşüldükten sonra bakiye kısmın hüküm altına alınmasına karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı ...'nin sözleşmeye uygun olarak bakılmadığını, bakım borçlusunun bakım alacaklısı müvekkilden önce vefat etmesinin edimler arasında büyük bir nispetsizlik, haksız bir orantısızlık meydana getirdiğini, temlik edilen malın tüm mameleke oranı, bunun makul karsılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığının tespitinin gerektiğini, isticvap beyanları göz ardı edilerek, davacı tanıkları hükme esas alınmayarak hatalı hüküm kurulduğunu, bilirkişinin bakıcı alacağını hesaplarken bakım alacaklısının yaşam süresi doğrultusundaki ihtiyaçları, sağlık, giyim vb. harcama ve diğer gider kalemlerinin hesaba katılmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verildiği hâlde harçların müvekkillerine yüklenmesinin, davacı yan lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin, müvekkilleri lehine nisbi vekâlet ücreti yerine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesinin, davalıların davacı tarafa yargılama masrafı ödemeye mahkum edilmesinin, istinaf masraflarından sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, irat bedelinin yüksekliğine ilişkin itirazlarının dikkate alınmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ölünceye kadar bakma sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalılara yükletilmesine, Davacılar tarafından temyiz karar harcı tam yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.