Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/1573 E. 2026/2562 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1573
Karar No
2026/2562
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3062 E., 2025/1225 K.. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/448 E., 2020/246 K.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar bir kısım davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının maliki olduğu İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mevkii 1 14... parselde kayıtlı 3 katlı binanın davalılardan ...’e ait bitişik taşınmazdaki hafriyat çalışmaları esnasında gerekli tedbirlerin alınmaması nedeniyle zarar gördüğünü, belediyece düzenlenen statik raporda bu hafriyat çalışması nedeniyle 3 katlı yapının giriş merdiveni, giriş cephesi duvarlarında ve taşıyıcı olmayan iç duvarlarda kısmen çatlamalar gözlendiği, güvenlik önlemi alınıncaya kadar can ve mal güvenliği açısından tahliye edilmesi ve gereken tedbirlerin alınması gerektiğinin belirtildiğini, 04.04.2011 tarihinde delil tespiti yaptırdığını, toplam 235.000,00 TL’lik zarar olduğunun belirlendiğini, binanın mühürlenmesi ve içinde oturulamayacak durumda olması nedeniyle davacının binayı tahliye ettiğini ve 2014 yılı sonunda hasarlı bu binayı yıktırdığını, davalılardan ...'in taşınmaz maliki olarak, ... Şirketinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesine göre yüklenici olarak, yapı denetim firması ... yapı denetimi hakkındaki kanun uyarınca, davalı ... Şirketinin ise, yüklenicinin taşeronu olarak sorumlu olduklarını ileri sürerek; davalıların inşaat hafriyatı yapılırken davacıya ait komşu taşınmaza zarar vermeleri nedeniyle 235.000,00 TL’nin olay tarihinden itibaren faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. ... Yapı Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taleplerinin zamanaşımına uğradığını, açılan ceza davasında davalı hakkında beraat kararı verildiğini, olayda taşınmazın ana müteahhidi olan, inşaat ruhsatını alan, ilgili diğer izinleri alan ve kat karşılığı inşaat sözleşmesini yapan davalılardan ... Şirketinin sorumlu olduğunu, davacının ilgili taşınmazda hissedar olduğunu, taşınmazın tamamının maliki olmadığını, dava konusu yerin davacının isteği ile yıktırıldığını, bu nedenle herhangi bir tespit de yapılamayacağını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taleplerinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davaya konu taşınmazda 1999 depreminden sonra hiç kimsenin oturmadığını, bilirkişi raporundaki bina ile ilgili aylık 2.000,00 TL fahiş kira kaybı belirlendiğini, bu miktarın haksız olduğunu, inşaatı ... Yapı Şirketinin yaptığını, sorumluluk varsa bile ... Yapı Şirketinin sorumlu olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. 3. Davalı ... Şirketinin cevap dilekçesinde; taraflarına husumet yöneltilemeyeceğini, davalılardan ...'in şirketin sahibi olduğunu ve şirketin taraf olmasını gerektirecek bir durumun olmadığını, söz konusu parselin ...'e ait olduğunu, taşınmaz ile davalı şirketin bir ilgisinin bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 4. Davalı ... Yapı Denetim Şirketi ise davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 29.06.2020 tarihli ve 2015/448 Esas, 2020/246 Karar sayılı kararında; taşınmazın 1/2 hissesinin davacıya ait olduğu, zarara sebebiyet verdiği iddia edilen taşınmazın davalı ... adına tam hisseyle kayıtlı olduğu, yapılan keşifte davacıya ait binanın yıkılıp üzerine bodrum+ zemin+ 5 normal katlı yeni bina yapılmış olduğu, davacıya ait olan binanın yıkılıp yerine yeni bina yapılması nedeniyle davacının binasında oluştuğunu iddia ettiği zarar ve ziyanın miktarının dava tarihi itibariyle bilirkişilerce tespitinin yapılamadığı, dosya arasındaki Eyüp 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/23 Değişik İş sayılı dosyasında yapılan keşif sonrasında düzenlenen bilirkişi raporunun ilgili tüm taraflara tebliğ edilmediği ve varsa rapora itirazların değerlendirilmesi sürecinin tamamlanmamış olduğu, bu nedenle raporun dikkate alınamayacağı gerekçesi ile ispat edilemeyen davanın reddine karar vermiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 29.06.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 24.01.2022 tarihli kararı ile davacı vekilinin 2014 yılı sonunda davacının hasarlı yapıyı yıktırdığını beyan ettiği, bu davanın ise söz konusu binanın yıktırılmasından sonra açıldığı, davacının, dava tarihi itibarıyla yıkılmış binanın onarım ve iyileştirme masrafları için açtığı bu davada, binanın onarımı ve iyileştirilmesini istemesinin artık fiilen söz konusu olamayacağı, davacının bu davada onarım ve iyileştirme masrafları dışında bir tazminat-alacak talebinin bulunmadığı, kaldı ki yeniden yapılan binayı davacının bizzat yaptığı, masraf ettiği iddiasının da bulunmadığı, bu durumda, davadaki iddia ve talepler dikkate alındığında, dava tarihi itibarıyla yıkılmış olan binanın onarım ve iyileştirme masrafları talepli bu davada, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle hükmün kaldırılmasına, yeni hüküm kurularak davanın usulden reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 24.01.2022 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesince verilen 12.10.2022 tarihli kararla; "davacının, inşaat hafriyatı yapılırken taşınmazına verdiklerini iddia ettiği ve tespit dosyasında belirlenen 235.000,00 TL’lik zararın davalılardan tahsilini istediği anlaşılmakla, davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu, zira davacı; dosya kapsamında yer alan ... Belediyesinin 31.03.2011 tarihli statik raporundan da anlaşılacağı üzere, İmar Kanunu'nun 39. ve 40. maddesi uyarınca binanın tehlike arz ettiğinin belirlenmesi üzerine 04.04.2011 tarihinde delil tespiti yaptırmış, tespit dosyasında alınan raporlarla da sabit olduğu üzere tespitin yapıldığı 05.04.2011 tarihi itibariyle binanın boşaltılıp mühürlendiği de belirlenmiştir. Bu durumda bölge adliye mahkemesince, davacı talebinin taşınmazında meydana gelen zararın TMK’nın 738. maddesi çerçevesinde giderilmesi istemine ilişkin olduğu dikkate alınarak, dava konusu taşınmazlara ilişkin mimari projeler ve diğer tüm bilgi ve belgeler ile bahsi geçen ceza dosyası getirtildikten sonra, dosya kapsamında yer alan tespit dosyasındaki bilirkişi raporlarının da irdelenmesi, alanında uzman ayrı bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak davacının 2014 yılı sonunda yıktırdığını belirttiği binada meydana geldiğini iddia ettiği zararın TBK’nın 52. madde hükmü de gözetilerek belirlenmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırıdır" gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bozma kararı sonrası, Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararda özetle; davacıya ait binanın herhangi bir mühendislik hizmeti alınmadan yapıldığı, bu durumun zararın artmasında etkili olduğu gerekçesiyle, zarar miktarından takdiren indirim yapılarak, davanın kısmen kabul ve kısmen reddi ile; 200.000,00 TL'nin olay tarihi olan 31.03.2011 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... mirasçıları ile ... Şirketi vekili temyiz dilekçesinde; a. Davalı ... Şirketinin olayla ilgisi olmadığından taraf sıfatı bulunmadığını, b. Davacı tarafın talebi ile Eyüp 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/23 Değişik İş sayılı dosyasından delil tespiti yapıldığını, ancak bu dosyadan taraflarına cevap ve savunma hakkı tanınmadığını bu nedenle delil tespiti dosyasının delil vasfı bulunmadığını, Bölge Adliye Mahkemesinin bu dosyayı nazara alarak hüküm kurmasının hatalı olduğunu, c. Müvekkilinin gerekli önlemleri aldığını, Mahkemece tarafların kusur durumu belirlenmeden karar verildiğini, d. Davacıya ait yapının mevzuata aykırı şekilde yapılan, kaçak ve ruhsatsız bir yapı olduğunu, bu nedenle tazminattan indirim yapılması gerektiğini, e. Zarar ve sorumluluk oluşmuş olsa dâhi, bu zarardan inşaat yapımını üstlenen diğer davalı ... yapının sorumlu olduğunu, müvekkillerinin sorumluluğu bulunmadığını ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... Şirketinin vekili temyiz dilekçesinde; a. Davacının haksız fiil sorumluluğuna dayandığını, olay tarihinin 2011 yılı olduğunu, bu durumda davacı taleplerinin zamanaşımına uğradığını, Mahkemece bu itirazlarının dikkate alınmadığını b. Davalı müvekkilinin alt taşeron olduğunu, kat karşılığı inşaat sözleşmesin yapan ve ruhsatı alan tarafın diğer davalı ... Şirketi olduğunu, bu nedenle müvekkilinin zarardan sorumlu tutulmaması gerektiğini, c. Davacının, dava konusu binanın hissedarı olduğunu, bu nedenle hisse oranı üzerinden karar verilmesi gerektiğini, d. Davacıya ait yapının ruhsatsız ve kaçak yapı olduğunu, e. Bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığını, f. Binanın 1999 depreminde zarar gördüğünü, zaten boş olduğunu, çok eski olduğundan belediye tarafından mühürlendiğini, Mahkemece bu konularda araştırma yapılmadığını ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; komşu taşınmazda yapılan hafriyat çalışmaları nedeniyle, davacıya ait 3 katlı yapıda meydana gelen zararın tazmini istemine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar ... mirasçıları vekili ve ... Yapı Şirketinin vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davalı ... Şirketinin vekilinin temyiz itirazları yönünden yapılan değerlendirmede ise; taraf sıfatı (husumet ehliyeti), dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı, tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının, tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. Taraf sıfatı, dava şartı değildir. Zira bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı ancak davanın esası incelendikten sonra tespit edilebilir ve bu durumda dava ret veya kabul ile sonuçlanır. Diğer bir ifadeyle bir davada taraflardan birinin, aktif ya da pasif husumet ehliyetinin (davacı veya davalı sıfatının) olmadığı belirlenirse, artık uyuşmazlığın esastan çözülmesine geçilmeden, davanın sıfat yokluğundan reddi gerekir. Taraf sıfatı, davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya Mahkemece resen nazara alınması gerekli hukuki bir durumdur. Somut olayda; davacı vekili, davalı ...'e ait komşu parselde yapılan hafriyat çalışmaları sırasında müvekkiline ait binada çatlaklar oluştuğunu, bu hususun Eyüp 3. Asliye Hukuk Mahkemisinin 2011/23 Değişik İş sayılı dosyasında yapılan tespit ile sabit olduğunu ileri sürerek, oluşan zarardan tüm davalıların sorumlu olduğu gerekçesiyle huzurdaki davayı açmış, davalılardan ... Taahhüt Sanayi Ticaret Limited Şirketi ise yapılan inşaat ile ilgisi olmadığını, zarardan sorumlu olmadığını, bu nedenle taraf sıfatı bulunmadığını savunmuş, bir kısım davalılar ise binanın eskiden hasarlı olduğunu, davanın reddini savunmuşlardır. Dosya kapsamında bulunan belgelerden; davacıya ait hasarlı binanın 5 No.lu parselde bulunduğu, zarara sebebiyet veren inşaatın komşu 3 No.lu parselde yapıldığı ve parsel malikinin davalı ... olduğu, 25.02.2011 tarihli yapı ruhsatında da yapı sahibi ve yapı müteahhidinin ... olduğu, davalılardan ... Yapı Şirketinin ile yapılan "Sözleşme" başlıklı belgede, yapı sahibi ...'in işveren, ... Yapı Şirketinin de yüklenici sıfatı ile sözleşmeyi imzaladığı, yine diğer davalı ... Yapı Denetim Şirketinin yapı denetiminden sorumlu olduğu anlaşılmaktadır. Davalılardan ...'e ait 3 No.lu parselde yapılan imalat çalışmaları nedeniyle, davacıya ait komşu 5 No.lu parseldeki binada oluşan zararın 31.03.2011 tarihinde gerçekleşmiş olduğu ve davalılardan ... Şirketinin bu tarihte zarara yol açan inşaat faaliyetine etkisi olacak sıfatının olmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla; davalılardan ... Şirketinin davada pasif husumetinin bulunmadığı, bu davalı yönünden sıfat yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, tüm davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalılar ... mirasçıları ile ... Yapı Şirketinin temyiz itirazlarnının reddine, 2. Davalılardan ... Şirketi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harçlarının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,07.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2026/1573, K. 2026/2562, T. 07.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2026-1573-e-2026-2562-k-b7ae64d7e86f