Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/6377 E. 2026/1920 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6377
Karar No
2026/1920
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1442 E., 2025/899 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : (Kapatılan) ... 14. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2021/204 E., 2023/16 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkiline 23.02.2013 tarihli harici satış sözleşmesiyle 29 45... parsel sayılı taşınmazda yapılmakta olan inşaattan 62 numaralı numaralı bağımsız bölümü satmayı taahhüt ettiğini, müvekkilinin satış bedelini ödediğini, dairenin teslim tarihinin 23.08.2015 olmasına rağmen henüz teslimin ve tapuda devrin gerçekleşmediğini iddia ederek davalı adına kayıtlı taşınmazda 62 numaralı bağımsız bölüme ait arsa payının iptali ile davacı adına tesciline ve bağımsız bölümün davacıya teslimine, sözleşmedeki teslim tarihi olan 23.08.2025 tarihinden itibaren mahrum kalınan rayiç kira bedeli ile 23.02.2016 tarihinden itibaren gecikme tazminatının ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline olmazsa dava konusu bağımsız bölümün rayiç bedelinin belirlenerek kira bedeli ve gecikme tazminatıyla birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davacı vekili 20.10.2022 tarihli bedel arttırım dilekçesiyle; asli talebinin reddedilmesi veya sözleşmenin geçersiz sayılması hâlinde dava konusu taşınmazın bilirkişi raporu ile belirlenen rapor tarihindeki değeri olan 1.142.560,00 TL ile rayiç kira bedeli ve gecikme tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile birlikte davalıdan tahsiline, mümkün değilse davalıya ödenen satış bedelinin güncel değeri olan 588.860,19 TL ile munzam zararın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, sözleşmenin 10. maddesi koşullarının oluşmadığını, kaldı ki bu madde gereği davacının ancak ödediği bedeli isteyebileceğini, projenin mücbir sebepler nedeniyle tamamlanamadığını, gecikme tazminatı ve kira bedellerinin istenemeyeceğini, faiz isteminde bulunulamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapının tamamlanmadığı, bağımsız bölümün fiilen teslim edilmediği, kat mülkiyeti kurulmadığı, iskan ruhsatı alınmadığı, taşınmazın tescil ve teslime uygun olmadığı bu nedenlerle tapu iptali ve tescil isteminin reddine karar verilmesi gerektiği, davacının müspet zararının tazminini isteyebileceği, davacının müspet zararının dava konusu bağımsız bölümün rayiç değeri olduğu gerekçesiyle davacının tapu iptali ve tescil, kira alacağı ve gecikme tazminatı taleplerinin reddine, terditli tazminat talebinin kısmen kabulü ile 547.347,65 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 1. Tüketici ile düzenleme şeklinde satış vaadi sözleşmesi yapmak yerine adi yazılı taşınmaz satış sözleşmesi yapılmasının davalı Şirketin ağır kusurunu ve kötüniyetini açıkça ortaya koyduğunu, 2. Davacının tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davalının ise yükümlülüklerini yerine getirmediğini, inşaatı yarım bıraktığını usulsüz kredi kullandığını, inşaat ruhsatını almadan davacı ile satış sözleşmesi yaptığını, taşınmazın tapu kaydına takyidatlar konulmasına sebebiyet verdiğini, davalının kusurlu hareketlerinin sonucuna davacının katlanmasını beklemenin hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, 3. Mahkemece dava konusu taşınmazda keşif yapılarak sözleşmeye konu bağımsız bölüme isabet edecek arsa payının hesaplanması ile tapu iptali ve tescil isteminin kabul edilmesi gerektiğini, 4. Asli talebin kabul edilmemesi hâlinde terditli talebin kabul edilmesi gerektiğini, tazminat isteminin dayanağının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 112. maddesi olduğunu, davacı alacaklının uğradığı tüm zararların tazmin edilmesinin uygun olacağını, 5. Mahkemece verilen kararın müspet zarar kavramına aykırılık teşkil ettiğini, müspet zararın kuşkusuz kâr mahrumiyetini de kapsayacağını, davacının kira bedeli mahrumiyeti ve gecikme tazminatı isteminin taraflar arasında yapılan sözleşme gereğince kabul edilmesi gerektiğini, 6. Sözleşme gereğince davacının davalıya ödediği 185.000,00 TL karşılığının hiçbir güncel değer ve ekonomik şartlar dikkate alınmadan dava tarihindeki rayiç bedelin 547.347,65 TL olarak tespitinin bilimsellikten uzak olduğunu, hükme esas teşkil eden bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını, 7. Munzam zarar ile ilgili talebinin bulunduğunu, paranın değerinin ciddi şekilde azalması sebebiyle davacının uğradığı munzam zararın da birlikte hesaplanması gerektiği hâlde yapılmamış olmasının bozmayı gerektirdiğini, 8. Eldeki davanın davalı bakımından ticari nitelik taşıdığını, dolayısıyla yasal faiz yerine ticari faize hükmedilmesi gerektiğini, 9. Davacı aleyhine nispi vekâlet ücreti takdir edilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, 10. Mahkemece bilirkişi raporuna itirazının değerlendirilmediğini ileri sürerek hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; harici satım sözleşmesinden kaynaklı tapu iptali ve tescil ile tazminat, olmazsa alacak istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Davacı tüketici harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/6377, K. 2026/1920, T. 10.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-6377-e-2026-1920-k-332c08e2b8e9