Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/586 E. 2025/4907 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/586
Karar No
2025/4907
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/659 E., 2024/2290 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 7. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/334 E., 2022/512 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında ..... Noterliğinin 19.03.2014 tarihli ve .... yevmiye sayılı ''Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi'' imzalanmak suretiyle davalın Antalya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 56 77... parsel, 56 63... ve 6 parseller, 37 63... parsel, 56 64... parsel, 40 39... parsel, 56 63... , 8, 9 parseller, 200 05... , 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10 parseller, 200 06... , 2, 3, 4, 5, 6 parseller, 200 07... , 2, 3, 4, 5 parseller, 200 10... parsel, 56 70... parsel, 56 79... parsel, 200 14... parsel, 38 42... parsel, 125 10... parsel, 38 38... parsel, 56 63... , 3, 4 parsel sayılı taşınmazlardaki paylarını satış vaadi sözleşmesi kapsamında satış vaadini kabul eden müvekkiline sattığını, taşınmazların bedeli olarak 550.000,00 TL'nin nakden ve tamamen davacı tarafından ödenmesine rağmen davalının satmayı vaat ettiği payların tapusunu müvekkiline vermekten kaçındığını, davalının satmayı vaadettiği taşınmazlardan 56 77... parsel dışında kalan tüm taşınmazlardaki paylarını üçüncü kişilere temlik ettiğini sonradan öğrendiklerini belirterek; dava konusu 56 77... parsel sayılı taşınmazdaki davalı paylarının tapusunun iptali ile davacı adına tesciline, üçüncü kişilere temlik edilen diğer taşınmazlar yönünden ise, davalı hisselerinin dava tarihindeki rayiç değerinin tespiti ile şimdilik 129.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; müvekkili adına hareket eden vekil ... ile davacı arasında diğer mirasçılardan mal kaçırma amaçlı değerinin çok altında bir bedelle muvazaalı satış vaadi sözleşmesi yapıldığını, davalının eşi ... ...'ın işlem tarihinde 84 yaşında olup kendisinin ağır bir rahatsızlık yaşadığını, akciğer hastası olup sürekli ilaç kullandığını, her ne kadar sağlık raporu alınmış ise de, ölümünden önceki son zamanlarında bilinci yerinde olmadığı gibi okur yazar da olmadığını, bu durumundan faydalanan ve sözleşmede vekil sıfatıyla hareket eden ...'ın (davalının oğlu), davalıdan ve eşinden aldığı kapsamlı bir vekaletname ile vekaleti de kötüye kullanarak muvazaalı olarak taşınmazları davalıya devrettiğini, sözleşmeden diğer mirasçıların haberlerinin olmadığını, davalının eşinin vefatından sonra sözleşmeye dayanılarak tescil davası açıldığını, davacı ile vekil ...'ın kötüniyetli olduklarını, taraflar arasında Antalya 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/94 Esas sayılı gabin konulu davanın devam ettiğini ve eldeki davayla birleştirilmesi gerektiğini belirterek; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Davalı tarafın, dava konusu taşınmazlardaki hisselerinin tamamını satış vaadi sözleşmesiyle davacı tarafa satışını vaadettiği, sözleşmede satış bedelinin tamamının davalı tarafa ödendiği hususunun belirtildiği, sözleşmenin iptali için açılmış davanın reddine karar verilip kararın da kesinleştiği, Antalya ili, .... ilçesi, .... Mahallesi, 56 77... parsel sayılı taşınmazda davalı ... adına kayıtlı 210822/1054000 payın bulunduğu, diğer taşınmazlardaki payların ise dava tarihinden önce davalı tarafça 3. kişilere devrinin yapılmış olduğu..." gerekçesiyle; davanın kabulüne, Antalya ili, .... ilçesi, .... Mahallesi, 56 77... parsel sayılı taşınmazda davalı ..... kızı ... adına kayıtlı 210822/1054000 payın tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, 544.366,20 TL'nin dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; müvekkili adına hareket eden vekil ... ile davacı arasında değerinin çok altında bir bedelle diğer mirasçılardan mal kaçırma amaçlı muvazaalı taşınmaz satış vaadi sözleşmesi imzalandığını, amca çocukları olmaları sebebiyle aralarındaki akrabalık bağının bunu düşündürmekte olduğunu, ispat yükü üzerinde olan davacının sözleşmeye konu taşınmaz bedellerini vekil ...'a ödediğini ispatlayamadığını, tapuda satış yapabilecekken noterde satış vaadi yapmalarının nedeninin tapu müdürlüğünde çok sayıda tanıdık olup haber verebilecekleri ihtimalinin olduğu, 2019/58 Esas sayılı (eldeki dosyadan daha sonraki tarihte açılan) müşteki ablası ile ... arasında görülen ceza davasında vekil olarak hareket eden ...'ın verdiği beyanında anne ve babasına ait taşınmazların...'ye satımı için vekaletname alıp bundan kimseye de bahsetmediğini, kusurlu olduğunu, danışıklılık durumunu itiraf ederek 630.000,00 TL para almadığını ifade ettiğini, davacının bu bedelleri nasıl ödediğinin meçhul olduğunu, zira davacının da ödemeyi ispatlayamadığını, mahkemece hukuki tavsifin iyi yapılmadığını, gabin ve vekalet görevinin kötüye kullanılması hususlarının irdelenmediğini, vekilin sadakat ve özen yükümlülüğü olup karşı taraf vekilin görevini kötüye kullandığını biliyor ve bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı kalmasının dürüstlük kuralıyla bağdaşmayacağını, somut olayda davadışı vekil ...'in amcasının oğlu davacı ...'ye taşınmazları vekalet görevini kötüye kullanmak suretiyle satmış olup davacının kötüniyeti bilmemesinin kabul edilemeyeceğini, üstelik davacının eşinin de taşınmazla ilgili satış yapmak üzere vekil tayin edilerek bir taşınmazın yine üçüncü kişilere satıldığını, bu durumlardan müvekkil davalının haberdar olmasıyla da davacılar tarafından eldeki davanın açıldığını, özetle müvekkili zararlandırma kastı ile hareket etmiş olunması ve itiraf edilen muvazaa durumları sebebiyle dava konusu işlemin davalıyı bağlamayacağını, 39 adet taşınmazdaki hisseler için sözleşmede 550.000,00 TL bedel gösterilmiş olup gerçek bedel bu değerin çok üzerinde olmakla muvazaanın da sabit olduğunu belirterek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; noterde düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Kaynağını 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 29. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, 6098 sayılı Kanun'un 237. maddesi ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 706. ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 89. maddesi hükümleri uyarınca noter önünde re’sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde 4721 sayılı Kanun'un 716. maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/586, K. 2025/4907, T. 20.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-586-e-2025-4907-k-0c83e0e6d23a