Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/5853 E. 2026/1615 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5853
- Karar No
- 2026/1615
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2944 E., 2025/3181 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Sandıklı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/623 E., 2024/46 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1 79... parsel sayılı taşınmazda hissesinin bulunduğunu, dava konusu toplam 5/6 hissenin ise 19.11.2021, 15.02.2022, 01.03.2022 tarihli resmî senetlerle davalıya satıldığını, bu satışın müvekkilinin bilgisi olmaksızın yapıldığını, müvekkilinin ön alım hakkını kullanabilmesi için gerekli yasal şartların oluştuğunu, müvekkilinin dava konusu taşınmazı davalının tapuda belirtmiş oldukları bedelle almaya hazır olduğunu ileri sürerek, dava konusu hisseler yönünden davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile müvekkili adına kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ve babasının dava konusu taşınmazdaki hisseleri önceki paydaşlardan satın almadan önce tüm hissedarlarla bir araya geldiğini, 2019 yılı Ekim ayında tüm hissedarların dava konusu edilen taşınmazı müvekkilinin babasına satmayı taahhüt eden harici satış sözleşmesinin yapıldığını, düzenlenen adi yazılı belgeye göre davacı dahil tüm tarafların taşınmazı müvekkiline harici olarak satılması nedeniyle 5.000,00 TL kapora aldıklarını, davacının payı dışında kalan hisselerin resmî sanetle satın alınmasından sonra davacının payını devretmek yerine eldeki davayı açtığını, dava konusu edilen yerde fiili taksimin bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 15.02.2024 tarihli ve 2022/623 Esas, 2024/46 Karar sayılı kararı ile; "...davacı tarafın pay satışına ilişkin harici satış sözleşmesini inkâr etmediği, harici satış sözleşmesinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 706. maddesi ve 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 26. maddesi gereğince mülkiyetin devrini sağlayacak nitelikte değil ise de davacının ve dava dışı hissedarların haricen sattığı, zilyetliğini devrederek davalının kullanmasına izin verdiği dava konusu taşınmazda ön alım hakkını kullanmasının 4721 sayılı Kanun'un 2. maddesinde yer alan dürüst davranma kuralı ile bağdaşmadığını, bu durumun hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, ayrıca kısıtlı hissedar ...'in hissesinin davalıya ihale ile cebren satıldığı ,davalının bu payı edinme şekli nedeniyle de davacının ön alım hakkının bulunmadığı..." gerekçesiyle "...davanın reddine..." karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda (III) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 11.09.2025 tarihli ve 2024/2944 Esas, 2025/3181 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun "...esastan reddine..." karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Mahkeme kararının gerekçesinde yer verilen "davacının harici satış sözlşemesini inkâr etmemiştir" ifadesi ve yorumunun gerçeği yansıtmadığını, 2. Davalının babasının savunmasına itibar edilmesinin hatalı olduğunu, harici satış sözleşmesinin mülkiyetin devrini sağlayacak nitelikte bir sözleşme olmadığını, 3. Müvekkilinin hissesinin zilyetliğini davalıya devretmediğini, davacı ile akdedilmiş bir sözleşme bulunmadığını, 4. Mülkiyet hakkının Anayasal bir hak olduğunu, çatışma hâlinde mülkiyet hakkı yerine 4721 sayılı Kanun'un 2. maddesine üstünlük tanınamayacağını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, ön alım hakkkına dayalı tapu iptali ve tescil istemlerine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.