Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/5241 E. 2026/1871 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5241
- Karar No
- 2026/1871
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2012/122 E., 2024/587 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar; bir kısım davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar ... mirasçıları vekili dava dilekçesinde; dava konusu 144 parsel ile 336 parsel sayılı taşınmazların ... ile ...’dan kaldığını, mirasçılardan ...’e ait miras payının ....Noterliğince düzenlenen 01.12.1963 tarih, ... yevmiye numaralı satış vaadi sözleşmesiyle satın ve devralındığını, 144 parselin 2003 yılında imar gördüğünü ileri sürerek; dava konusu parseller üzerindeki ... mirasçılarına ait payların iptaliyle veraset belgesindeki payları oranında müvekkilleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Birleştirilen davada davacı ... vekili; 144 parsel ile 336 parsel sayılı taşınmazlardaki ... payının ....Noterliğince düzenlenen 13.09.1995 tarih, ... yevmiye numaralı satış vaadi sözleşmesiyle satın ve devraldığını ileri sürerek; ... payının iptaliyle vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Asıl dava ve birleştirilen dava davalıları ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı ve esas yönünden davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; “asıl dava dosyasında 336 parsele ilişkin olarak açılan dava ile birleştirilen dosyada davacı ... vekili tarafından 1 44... parsellere ilişkin olarak açılan davanın reddine, davacılar ... mirasçıları tarafından 144 parselden imar yoluyla oluşan parsellere yönelik davanın kabulüne, miras bırakan ... ve ...’ın veraset belgesine göre ...’ten davalılara intikal eden tapuda kayıtlı payların iptaliyle veraset belgesindeki payları oranında davacılar adına tapuya tesciline” karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacılar ... mirasçıları vekili, birleştirilen dosya davacısı ... vekili, davalılardan ... ve davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. 2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesince: “dava konusu 144 parsel, Mart 19 59... (3) sayılı tapu kaydı kapsamında kaldığı açıklanarak 25.04.1962 tarihinde 1/7 paylı mülkiyet şeklinde ... mirasçıları, ... mirasçıları, ..., ..., ..., ... ve ... adına tespit edilmiş, Hazine tarafından açılan tespit itiraz davasının reddine karar verilmesi ve hükmün 03.02.1972 tarihinde kesinleşmesi üzerine tespit malikleri adına tescil edilmiş, 04.02.2003 tarihinde imar yoluyla malik hanesi değişmeksizin kararda gösterilen 11 parça taşınmaza revizyon görmüştür. Dava konusu 336 parsel ise, kazanmayı sağlayan zilyetlik nedenlerine dayalı olarak 23.06.1963 tarihinde 1/7 paylı mülkiyet şeklinde ... mirasçıları, ... mirasçıları, ..., ..., ..., ... ve ... adına tespit edilmiş, tutanağın 26.10.1963 tarihinde kesinleşmesi üzerine tapu kaydı oluşmuştur. Dava; 4721 sayılı TMK’nın 677. maddesi (743 sayılı MK’nın 612 m.) uyarınca tespit sonrası miras payının devri nedenine dayalı pay iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Dosya kapsamına, dava evrakı ile yargılama tutanakları içeriğine, ... mirasçıları tarafından dayanılan ....Noterliği tarafından düzenlenen 01.12.19 63... yevmiye numaralı satış vaadi sözleşmesinin dava konusu taşınmazlardan 336 parseli kapsamadığı bu parsel üzerindeki ... payının devredildiği hususunun kanıtlanamadığı anlaşıldığına göre davacı ... mirasçıları vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle hükmün bu bölümünün açıklanan nedenlerle ONANMASINA; Dava konusu 144 parsel, tapu kaydına dayalı olarak paylı mülkiyet şeklinde asıl dosya davacıları ile davalıların miras bırakanları ... ve ... ve mirasçıları adına tapuda kayıtlı bulunmaktadır. Bu parsel yönünden dava; mirasçılar arasındaki pay devrine ilişkindir. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, taşınmazın miras yoluyla kaldığı, mirasçılardan ...’in taşınmaz üzerindeki miras payını kadastro tespitinden sonra 1963 yılında, noterlikçe düzenlenen sözleşmeyle kardeşi ...’a devrettiği, satış tarihinden dava tarihine kadar anılan kişiler tarafından aralıksız ve nizasız kullanıldığı, satışın TMK’nın 677. maddesine (743 sayılı MK’nın 612 m.) uygun olduğu anlaşıldığına göre, ... payının devredildiği hususunda bir duraksama bulunmamaktadır. Asıl dosyada dava dilekçesi, 27.04.2006 tarihinde, birleştirilen dosyada dava dilekçesi, 04.05.2007 tarihinde tebliğ edilmiş olup davalılar vekili tarafından süresinden sonra 30.05.20 06... .06.2007 tarihli oturumlarda zamanaşımı ileri sürüldüğüne göre davalı ... vekili ile davalı ...’ın 144 parselden imar yoluyla oluşan parsellere ilişkin kabul kararı ile zamanaşımına ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Diğer yönden; mahkemece kazanma koşulları oluştuğu görüşünden hareketle 144 parselden imar yoluyla oluşan parsellere ilişkin davanın kabulüne karar verilmiş ise de dosya içerisinde tüm mirasçıları gösteren bir mirasçılık belgesi bulunmadığı gibi mahkemece iptal ve tescil edilen paylar karar yerinde gösterilmemiştir. Bu durum, hükmün infazında duraksamaya yol açacağı gibi hükmün aleniyeti kuralını da ihlal etmektedir. O halde, davacı tarafa tüm mirasçıları gösteren gerektiği takdirde hasım gösterilmek suretiyle alınacak mirasçılık belgesinin sunulması içen süre ve imkan verilmesi, hüküm fıkrasında hangi malik hakkında ne kadar payın iptal edileceğinin duraksamaya yol açmayacak şekilde kararda açıkça gösterilmesi ve hüküm fıkrasında ilgili mirasçılık belgesine atıfta bulunulması gerekirken, hükmün infazında duraksama meydana getirecek şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Birleştirilen dosyadaki davacı ... vekilinin temyiz itirazlarına gelince; davacı ... vekili, .... Noterliğince düzenlenen 13.09.19 95... yevmiye numaralı satış vaadi sözleşmesine dayanarak istekte bulunmuştur. Dava konusu taşınmazlar, paylı mülkiyet şeklinde ... ve ... mirasçıları ile müşterekleri adına tespit ve tescil edilmiştir. Mahkemece, satıcı ...’ün mirasçı olmadığı, adına pay intikali yapılmadığı ve 743 sayılı MK’nın 612. maddesi uyarınca taksime müdahale edemeyeceği açıklanarak davanın reddine karar verilmiş ise de, ulaşılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre satıcı ..., miras bırakan ...’ın gayri resmi eşi ...’dan doğma çocuğu olup 30.11.2006 tarihinde çocuksuz olarak vefat etmiştir. O halde; kök miras bırakan ... ile satıcı ...’ün miras ilişkisinin belirlenmesi gerekmektedir. Bundan ayrı; birleşen dosya davacısı ..., asıl dava dosyasındaki davacı ... eşi olup ...’in sağ olması nedeniyle davacı kök miras bırakanların terekesine göre 3.kişi durumundadır. 743 sayılı MK’nın 612. maddesinde; “Miras haklarının temlikine müteallik mirasçıların birbirleriyle akdedeceği mukaveleler ile hayatta bulunan ana yahut babanın müteveffa karı ve kocasından olan çocuklarıyla bu çocuklara müteveffadan isabet eden hissenin temlikine müteallik akdedecekleri mukavelenin, yazılı olması şarttır. Mirasçılardan biriyle hissesinin temlikine dair üçüncü bir şahıs arasında akdedilmiş olan mukavele üçüncü şahsa, taksime müdahale hakkı vermez. Üçüncü şahsın hakkı, ancak temlik eden mirasçıya ayrılan hissenin talebine münhasırdır.” denilmektedir. Maddenin son cümlesinde açıklandığı üzere, terekenin paylaşımının yöntemine uygun bir biçimde yapılıp sonuçlandığında hukuki sonuç doğurmak üzere birleşen dosya davacısı ... yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, davacının taksime müdahale edemeyeceği, adına pay devri yapılmadığı gibi gerekçelerle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiştir. Asıl ve birleştirilen dosyadaki davacılar vekili ile davalı ... ve davalı ... vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile asıl ve birleşen dava dosyasındaki 144 parselden imar yoluyla oluşan parseller ile yine birleşen dava dosyasındaki 336 parsele ilişkin usul ve yasaya aykırı hüküm bölümlerinin açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK’nın geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA” karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; “bozmaya uyularak yapılan yargılamada birden fazla kez bilirkişi raporu alınmış ise de alınan raporlar arasında bilirkişi ... tarafından sunulan 18/01/2019 tarihli ek bilirkişi raporunun hükme ve denetime elverişli olduğu, raporda belirtilen taşınmazlarda ve hisselerde değişiklik olup olmadığının belirlenmesi amacıyla dosyanın bilirkişi ...'a tevdi edildiği, bilirkişi ... tarafından sunulan 03/10/2024 tarihli bilirkişi raporunda sonradan değişen hisseler ve hissedarların gösterildiği, yargılamanın gelmiş olduğu aşama itibariyle yargılamanın daha fazla uzamaması için mahkemece söz konusu raporlara itibar edilerek, raporlarda gösterilen hisse ve hissedarlar ile taşınmazların güncel ada/parsel bilgileri üzerinden asıl dava, asli müdahiller tarafından açılan dava ve birleştirilen davanın kabulüne” karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri Bir kısım davalılar vekilleri temyiz dilekçelerinde; kararın hukuka aykırı olduğunu, davacıların taşınmazları teslim almadıklarını ve kullanmadıklarını, haklarının zamanaşımına uğradığını, hak düşürücü sürenin dolduğunu, zilyetlik konusunun eksik araştırıldığını belirterek kararın bozulmanı istemişlerdir. C. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 677. maddesi (743 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 612 m.) uyarınca tespit sonrası miras payının devri nedenine dayalı pay iptali ve tescil isteğine ilişkindir. 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasının atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428. maddesi ile 439/2 hükmünde yer alan sebeplerden birisinin varlığı halinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalılar vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Alınması gerekli 732,00'şer TL onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine, peşin alınan harçların bundan mahsubuna, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.