Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/4647 E. 2026/2797 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4647
- Karar No
- 2026/2797
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/907 E., 2025/708 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Akhisar 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/182 E., 2024/170 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin mirasbırakanı ... 'ın 816 parsel sayılı taşınmazı tahminen 1975 yılında harici olarak ... ve ... 'dan satın aldığını ve bedelini ödediği, mirasbırakanın satın alma tarihinden itibaren taşınmazı kullanmaya ve işlemeye başladığını, paydaşlardan ... 'ın tapuyu daha sonra devretmesine rağmen diğer paydaş ...'a ise ulaşamadığını, 1975 yılından bu güne kadar tarlanın önce ... tarafından onun da ölümü ile müvekkilleri tarafından kullanılageldiğini, her ne kadar davalı ...'ın hissesinin 1975'li yıllarda satın alınmış ve bedelinin ödenmiş olsa ve buna bütün köylülerin şahit olsa da bunu yazılı delille ispat etme imkanı olmadığını, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/2. maddesinin 2. fıkrasında yer alan ölmüş sözcüğü Anayasa Mahkemesinin 17.03.2011 tarihli kararı ile iptal edilmiş ise de iptal kararlarının geriye doğru yürümeyeceğini ileri sürerek 816 parsel sayılı taşınmazın .... adına olan tapu kaydının iptali ile 1/5 oranında müvekkili ... ve 4/5 oranında müvekkili ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; açılan davanın kabul edilmediğini, her davanın kendi koşullarında değerlendirilmesi gerektiğini, tapu malikinin belli olduğunu, dava değerinin gösterilmediğini, davacıların dayandığı satış sözleşmesinin şekil şartına uygun olmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan yargılamada Anayasa Mahkemesinin iptal kararından önce 2011 yılından geriye doğru 20 sene davacılar ve mirasbırakanın dava konusu taşınmazı nizasız fasılasız zilyetliği altında bulunduğu, davacıların mirasbırakanı ... 'ın tescile hak kazanacağının değerlendirildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının, davalılar vekiline 14.04.2025 tarihinde tebliğ edildiği, davalılar vekilinin 28.04.2025 tarihinde istinaf karar ve ilam harçlarını yatırdığı, istinaf dilekçesinin ise 30.04.2025 tarihinde UYAP'tan gönderildiği, tebliğ tarihi ile istinaf tarihi arasında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345/1. maddesinde düzenlenen 2 haftalık istinaf süresinin geçmiş olduğu gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun süreden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; 28.04.2025 tarihinde istinaf süresin içinde harcın aynı zamanda istinaf dilekçesinin de UYAP sistemi üzerinden dosyaya gönderildiği, ancak aradan iki gün geçtikten sonra Yazı İşleri Müdürlüğü tarafından yapılan ikaz ile istinaf dilekçesinin sistemde yer almadığı belirtildiği ve tekrar 30.04.2025 tarihinde dilekçenin bir kez daha gönderildiği, sistemsel bir hatanın mevcut olduğu, kullandıkları bilgisayarın hard disk verilerinin incelenmesi ile durumun ortaya çıkacağını, Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Genel Müdürlüğü'ne bu husus hakkında 01.08.2025 tarihli dilekçe verdiklerini ve veri aktarımı ve log ile ilgili kayıtlar hakkında bilgi istenildiğini, henüz dilekçe akıbetinin belli olmadığını, istinaf harcının süresi içerisinde ödenip istinaf dilekçesinin ise gönderilmemesinin işin doğasına, hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurul kararlarıyla da benimsenen ilkeler ışığında istinaf harcının ödenmesi ve sistemsel bir aksaklık neticesinde dilekçenin sonradan verilmesi karşısında istinaf başvurusunun harcın ödendiği tarihte yapıldığının kabulünün gerektiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının müvekkili lehine bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, istinaf isteminin süresinde yapılıp yapılmadığına ilişkindir.
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,20.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.