İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1246 E. 2026/654 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1246
- Karar No
- 2026/654
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/1246 Esas KARAR NO : 2026/654
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 18/03/2025 KARAR TARİHİ : 03/08/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: davacı müvekkili ile davalı şirket arasında gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin 16.02.2021 tarihinde tapuyu aldığını, davalının sözleşmede belirtildiği şekilde 56 metre kare olan dava konusu taşınmazı müvekkiline 44 metre kare net olacak şekilde teslim ettiğini, teslimin 12.12.2024 tarihinde yapıldığını, satılan ofis niteliğindeki bağımsız bölümün ayıplı çıktığını, ayıp nedeniyle eserde oluşan şimdilik 40.000,00 TL'nin sözleşme ile belirlenen bedelden indirilerek en yüksek mevduat faizi ile hesaplanacak faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, eksik teslimden kaynaklı 20.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesini, ihtiyati haciz taleplerinin kabulünü, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmişitr. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın dükkan niteliğinde olduğu ve davacının ticari amaçla hareket ettiği dikkate alındığında uyuşmazlığın çözümünde Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğunu, bu nedenle davanın öncelikle görev yönünden reddi gerektiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde bahsettiği taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin dosyaya sunulmadığını ve taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığını, taşınmazın mevcut haliyle görüldüğünü ve kabul edilerek devralındığını, davacının metrekareye ilişkin herhangi bir taahhüt iddiasını ispatlayamadığını, tarafların tacir olması sebebiyle uyuşmazlığın Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi olduğunu, davacının iddia ettiği eksik metrekare hususunun açık ayıp niteliğinde bulunduğunu, Türk Ticaret Kanunu'nun 23/1-c maddesi uyarınca malın tesliminden itibaren sekiz gün içerisinde inceleme ve ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, davacının taşınmazı fiilen teslim alıp kullandığını, ... yönetimi kayıtları ile vergi dairesi ve SGK kayıtlarının incelenmesiyle taşınmazın fiilen teslim alındığının ispatlanacağını, davacının süresinde ve usulüne uygun bir ayıp ihbarında bulunmadığını, tacirler arasındaki ayıp ihbarının Türk Ticaret Kanunu'nun 18/3 maddesi uyarınca özel ispat şekline tabi olduğunu ve tanıkla ispat edilemeyeceğini, bu nedenle davacının tanık dinletme talebine muvafakat etmediklerini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında da ticari satışlarda süresinde yapılmayan ayıp ihbarı nedeniyle davanın reddi gerektiğinin vurgulandığını, davacının ayıplı ifa iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, sözleşmenin gereğinin tam olarak ifa edildiğini, davacının herhangi bir zararının bulunmadığını, tazminat taleplerinin haksız olduğunu, ayrıca faiz taleplerine de itiraz ettiklerini ve tüm talepler yönünden zamanaşımı def'inde bulunduklarını belirterek davanın esastan ve usulden reddini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE Davacı açmış olduğu dava ile; davalıdan satın almış olduğu taşınmazın ayıplı olduğu gerekçesiyle ayıptan kaynaklı olarak ayıp oranında tazminat talebi ile işbu davayı açmıştır. Yapılan yargılama sonucunda .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Sayılı kararı ile 28.04.2026 tarihinde davada Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş, karar taraflara tebliğ edilerek 23.06.2026 tarihinde kesinleşmiştir. Dosya 29.06.2026 tarihinde .... Asliye Ticaert Mahkemesi'ne tevzi edilmiş olup, .... Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından 01.07.2026 tarihli ara karar ile davacıya arabulucu son tutanak aslını sunmak, arabuluculuğa başvurulup başvurulmadığını bildirmek üzere kesin süre verilmiştir. Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri ile birleştirilmesine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun 30.06.2026 tarih ... sayılı Kararı nedeniyle dosya İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne tevzi edilerek 2026/1246 E. Sayısını almış, dava şartlarının her aşamada resen Mahkemece incelenmesi ve gözetilmesi gerektiği gözetilerek Mahkememizce dava dosyası resen ele alınmıştır. Davacı tarafından 29.07.2026 tarihli beyan dilekçesi ile arabuluculuğa ilişkin deliller Mahkememize sunulmuş olup, davacı tarafından arabuluculuğa dosyanın Ticaret Mahkemesi esasına kaydedilmesinden ve Mahkemece ara karar ile davacıya süre verilmesinden sonra arabuluculuk başvurusunun 03.07.2026 tarihinde yapıldığı, son tutanağın ise 24.07.2026 tarihinde düzenlendiği anlaşılmıştır. 6102 sayılı Kanun'un 5/a maddesi şu şekildedir: "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." 6325 sayılı Kanun'un 18/a maddesinin 1. ve 2. Fıkrası ise şu şekildedir: "(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." Dava konusunun para alacağına ilişkin olduğu bu suretle dava konusunun arabuluculuğa tabi olduğu anlaşılmakta olup, davacı tarafından arabuluculuk başvurusunun davanın ticaret mahkemesine tevzi edilmesinden sonra yerine getirildiği, son tutanağın da kesin süreden sonra sunulduğu anlaşılmaktadır. Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre; görevsizlik kararı verilmesi sonrasında davanın arabuluculuğa tabi bir dava olması halinde görevsizlik kararı akabinde dosyanın görevli Mahkeme esasına kaydedilerek tevzi edilmesi öncesinde arabuluculuk dava şartına ilişkin eksikliğin giderilmesi gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmektedir. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/1175 E., 2025/6168 K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Dava açılmadan önce arabulucuya hiç başvurulmamış olması dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddini gerektiren bir husus olup, arabulucuya başvurulmuş olmakla birlikte anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin mahkemece verilen kesin süre içerisinde sunulmamış olması ise davanın usulden reddi yaptırımına bağlanmıştır. Bununla birlikte, dava genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesine açılmakla mahkemece uyuşmazlığın ticari dava olarak nitelendirilmesi halinde dosyanın görevli Asliye Ticaret Mahkemesine intikalinden önce arabuluculuk dava şartının tamamlanması mümkündür. Ne var ki, eldeki dosyanın 09.05.2023 tarihinde Asliye Ticaret Mahkemesine intikal ettiği, dava şartı arabuluculuk sürecinin tamamlanması sonucu düzenlenen anlaşamama son tutanağının ise 25.05.2023 tarihli olduğu görülmektedir. Bu durumda mahkemece arabuluculuk sürecinin dosyanın görevli mahkemeye intikalinden önce tamamlanmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddi gerekirken, dava tarihi olan 16.12.2022 tarihinden önce arabuluculuğa başvurulmadığı yönündeki gerekçe yerinde değil ise de, sonucu itibarıyla doğru olan karardaki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan red edilen İlk Derece Mahkemesi karar gerekçesinin düzeltilmiş haliyle onanması ile, İlk Derece Mahkemesi kararının bu yöndeki gerekçesinin düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir." Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi de 2026/994 E., 2026/1055 K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Somut olayda, dava tarihi 25.04.2025'tir. Her ne kadar davanın ilk açıldığı asliye hukuk mahkemesinde dava şartı olarak arabuluculuk söz konusu değil ise de görevsizlik kararı ile birlikte arabuluculuk dava şartının yerinde getirilmiş olması gerekir iken yasal düzenlemeler kapsamında arabuluculuğa başvurunun yapılmamış olduğu anlaşılmıştır. Yukarıda yer verildiği üzere arabuluculuk son tutanağından başvurunun dava tarihinden sonra gerçekleştirilmiş olduğu görülmektedir. Bu nedenle davacı vekilinin aksine iddiaları ve istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir." Bu bağlamda davaya konu somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından yapılan arabuluculuk başvurusunun işbu davanın görevsizlik kararı sonrasında Ticaret Mahkemesi esasına kaydının yapılmasından sonra yapıldığı, davacı tarafından arabuluculuk son tutanağının kesin süre içerisinde sunulmadığı gibi başvuru tarihinin de zaten davanın tevzi tarihinden sonra olduğu anlaşılmakla davanın zorunlu arabuluculuk dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın 6102 sayılı Kanun'un 5/a maddesi ve 6100 sayılı Kanun'un 114 ve 115. Maddeleri gereğince arabuluculuk dava şartı yokluğundan usulden REDDİNE, 2-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 732,00-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-)Davalı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/2 maddesi gereğince hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine, 4-)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-)Taraflarca yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine, Dair davalı vekilinin yüzüne karşı, mahkememiz gerekçeli kararının HMK 345 maddesi gereğince taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenebilmesi için tarafların istinaf yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.03/08/2026
Katip ... ¸e-İmzalıdır.
Hakim ... ¸e-İmzalıdır.