Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/4602 E. 2026/2775 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4602
Karar No
2026/2775
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/717 E., 2025/317 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Manavgat 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/128 E., 2021/288 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; dava konusu 213 parsel (yeni 2 05... parsel) sayılı taşınmazın 1913 yılında vefat eden ... oğlu ... adına kayıtlı olduğunu, yüz yılı aşkın bir süredir intikal görmediğini ve tapunun hukuki kıymetini yitirdiğini belirterek TMK 713/2 ve devamı fıkraları gereğince müvekkilleri ... mirasçıları adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili; davanın süresi içerisinde açılmadığını, davacı tarafça ilgili taşınmazın üzerinde 20 yılı aşkın süredir malik sıfatı ile zilyet bulunulduğu iddia edilse de bu iddianın gerçek dışı olduğu, davaya konu taşınmazın başta ... ve eşi ...’ın ölüm tarihine kadar, ardından çocukları olan ... ve ... ile birlikte ...'ın damadı ... eşi ... tarafından muris ... mirasçıları adına yıllarca malik sıfatı ile kullanıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ..., ..., ...; açılan davanın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacıların hak sahibi olmadığını, hiçbir suretle ilgili taşınmazın tamamı üzerinde tek olarak davasız ve aralıksız şekilde malik sıfatı ile zilyet olmadıklarını belirterek davanın reddini savunmuştur. 3. Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., , ...; dava konusu parselin miras bırakanları olan 1913 yılında vefat eden ... adına kayıtlı olduğunu, zilyetlikle kazanım koşullarının oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 4. Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...; taraf teşkilinin sağlanması gerektiğini, davaya konu taşınmazın kendilerine miras yoluyla kaldığını, davacıların tamamının da kendileri gibi tapuda hissedar olduklarını belirterek davanın reddini savunmuştur. 5. Davalılar ..., ... ve ..., ..., ..., ..., ..., . ...; davacı tarafça ilgili taşınmazın üzerinde 20 yılı aşkın süredir malik sıfatı ile zilyet bulunulduğu iddia edilse de bu iddianın gerçek dışı olduğunu, davaya konu taşınmazın başta ... ve eşi ...’ın ölüm tarihine kadar, ardından çocukları olan ... ve ... ile birlikte ... 'ın damadı ... eşi ... tarafından muris ... mirasçıları adına yıllarca malik sıfatı ile kullanıldığını, davacıların hiçbir zaman ilgili taşınmaz üzerinde malik sıfatı ile 20 yıl boyunca zilyet olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın, tapulama tutanağının 1967 yılında kesinleştiği ve yargılama aşamasında da intikal görmediği ve halen davacıların ve davalıların murisi, dosyaya sunulan hasımlı veraset ilamından ve tapulama tutanağından 1913 (322) yılında öldüğü sabit olan ... oğlu ... mirasçıları ibaresi ile ... oğlu ... adına tescil edildiği, kadastro tutanağındaki açıklamalar ve hasımlı veraset ilamı dikkate alındığında tapu kayıt maliki olan ölü ... oğlu ...’un kızı ...'nin mirasçıları olan davacılar dahil davanın taraflarının tapu kayıt malikinin mirasçıları olduğu, mirasçıların taşınmaza iştirak halinde malik oldukları, iştirak halindeki paydaşların birbirine karşı 3. kişi konumunda olmadıkları, elbirliği mülkiyeti devam ettiği sürece mirasçılar arasında kazandırıcı zamanaşımının işlemeyeceği, mirasçılardan bir kısmı olan davacıların uzun süreden beri gayrimenkulü tasarruf etmiş olmasının neticeyi değiştirmeyeceği, iştirak halinde malik mirasçılar arasında TMK'nın 713/2 maddesi gereğince kazandırıcı zaman aşımı zilyetliğine dayalı olarak hak iddiasının dinlenmesi mümkün olmadığı, her ne kadar davalılar tarafından zilyetliklerin miras payına dayanmadığı murisleri babaları ...'ın taşınmazı satın almasına dayandığını savunmuş iseler de sunulan belgeler içeriğindeki taşınmazın dava konusu taşınmazla aynı taşınmaz olduğunun anlaşılmadığı, taşınmazı satan kişinin ceddi ... oğlu ... ve ...'den olma ... olduğu, ... 'ın ... oğlu ...'un mirasçısı olup olmadığının anlaşılamadığı, kaldı ki ... Oğlu ...'un diğer mirasçılarının satış senedinde taraf olmadıkları, davacıların muris ... Oğlu ...'un kızı ...'nin mirasçıları oldukları, mirasçılar arasında kazandırıcı zaman aşımı zilyetliğine dayalı olarak hak iddiasında bulunulamayacağı, yine bir kısım davalılar tarafından açılan davaya karşı kabul beyanı verilmiş ise de davaya konu taşınmazın tarla niteliğinde tarım arazisi olduğu, taşınmazın bir kısmının bölünerek tesciline dair hüküm kurulamayacağı ve taşınmazın tamamı hakkında zilyetlik iddiasına dayalı tescil talebi bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, bir kısım davacıların ortaklığın giderilmesi davası açmış olmasının kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak hak iddiasının dinlenilmesine engel olduğu yönündeki mahkeme gerekçesinin hatalı olduğunu, kazandırıcı zamanaşımı yoluyla iktisap için zilyetliğin bir satışa dayanmasının gerekli olmadığı gibi bir satıştan söz edilebiliyorsa satışın hukuken geçerli olup olmaması veya mirasçıların yalnızca bir kısmının satmış olması gibi hallerin davacılar lehine kazanma koşullarının gerçekleşmesini engellemeyeceğini, bir kısım davalıların davayı kabul ettiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B.Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, TMK 713/2 maddesine dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. TMK'nın 713/2. fıkrasındaki ölüm sebebine dayalı tapu iptali ve tescil davalarında taşınmazın 20 yıllık zilyetlikle kazanılabilmesi için diğer koşulların yanında taşınmazın kayıt malikinin dava tarihinden en az 20 yıl önce ölmüş olması gereklidir. Taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında ölmüş ancak mirasçıları tespit edilmediği için ölmüş kişinin adı belirtilerek tespit edildiği ve tapunun bu şekilde oluştuğu hallerde kayıt maliki ölü olan şahıs değil mirasçılarıdır. Somut olayda, dava konusu taşınmaz 1967 yılında kesinleşen kadastro çalışması ile ... oğlu ... adına tespit edilmiştir. Nüfus kaydına göre, ... oğlu ...’un 06.03.1913 tarihinde öldüğü, kadastro tespit tutanağında da mirasçılarının tam tespit edilememesi nedeniyle ... oğlu ... adına tespit yapıldığı belirtilmiştir. Tapunun bu şekilde oluştuğu hallerde tespit ve kayıt maliki olarak mirasçıları anlaşılması gerektiğinden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,18.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/4602, K. 2026/2775, T. 18.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-4602-e-2026-2775-k-bd1820970b76