Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/3671 E. 2026/1863 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3671
Karar No
2026/1863
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/842 E., 2025/1192 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/267 E., 2025/40 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu Muğla ili, ... ilçesi, ... Köyü, 4 39... parsel sayılı taşınmazın davalı adına kayıtlı olduğunu, müvekkili ile davalı arasında 28.01.2010 tarihli noterde düzenleme şeklinde yapılan satış vaadi sözleşmesi yapıldığını, sözleşme kapsamında davalının taşınmazın 2/3 hissesini 334.000,00 TL bedelle davacıya satmayı taahhüt ettiğini, müvekkili tarafından 334.000,00 TL'nin sözleşmeden önce ödendiğini, sözleşme hükümlerine göre davacının satın almaktan imtina etmesi halinde ödediği bedeli geri isteyemeyeceğinin kararlaştırıldığını, sözleşmenin tapu siciline şerh edildiğini ve müvekkilinin ihtarlarına rağmen devrin gerçekleşmediğini belirterek satış vaadi sözleşmesinin hükmen tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; düzenleme şeklindeki gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinde davalının paranın tamamını aldığına yönelik beyanı, yapılan ödemeler, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/153 Esas sayılı dosyası ve satış vaadi sözleşmesi bir bütün halinde değerlendirildiğinde davanın kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile sonuca gidildiğini, ortada geçerli bir satış vaadi sözleşmesi bulunmadığını, taraflar arasındaki tüm sözleşmelerin birlikte değerlendirmediğini, tarafların gerçek iradeleri tespit edilerek yargılamanın yürütülmediğini, huzurdaki davanın hakkaniyetli şekilde çözülmediğini, müvekkilinin 4 39... parsel sayılı taşınmaza 20.09.2004 tarihinde malik olduğunu, taşınmaz üzerinde emek, mesai ve sermaye harcayarak katmadeğer oluşturduğunu, iki adet 3 katlı bina inşa ettiğini, müvekkilinin, (babası olan) davacının hazırlayıp getirdiği bir takım sözleşmeleri imzalamak durumunda kaldığını, binalar bittikten ve iskan izni alındıktan sonra, davacıya güvenerek tanzim edilen 25.01.2010 tarihli gayrimenkul ortaklık sözleşmesini imzalandığını, akabinde ... 5. Noterliğinde düzenlenen 28.01.2010 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ve gayrimenkul ortaklık sözleşmesi ek protokolünün birlikte yapıldığını, taraflar arasında adi ortaklık ilişkisinin tesis edildiğini, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin ortaklık sözleşmesinin eki niteliğinde bulunduğunu, ek protokolün 3.2 maddesinde, satış vaadi sözleşmesinin ve ek protokolün gayrimenkul ortaklık sözleşmesinin tamamlayıcı ek ve parçaları olduğu hususunda mutabakata varıldığını, satış vaadi sözleşmesinde taşınmazın 2/3 hissesinin satışı vadedilmiş ise de gayrimenkul ortaklık sözleşmesinin 7. maddesinde paylaşım oranlarının satış vaadinde bahsi geçen 2/3 oranından farklı şekilde % 53,33 olarak belirlendiğini, sözleşmelerin bir arada değerlenmesi ve yorumlanması gerektiğini, taşınmazın 2/3 hisse bedelinin 334.000,00 TL olarak belirtilmesinin sözleşmenin satış vaadi niteliğinin geçersiz olduğunu ve teminat niteliğinde olduğunu gösterdiğini, tarafların gerçek iradelerinin görmezden gelindiğini, Yargıtay kararları uyarınca hukuki ilişkinin adi ortaklık olarak nitelendirilmesi ve kabulü gerektiğini, tarafların dava konusu taşınmaza iki ayrı bloktan oluşan binanın ruhsat ve projelere uygun olarak tamamlanması ve tamamlanmış taşınmazın mülkiyetinin ortakları arasında paylaşımı hususunda gayrimenkul ortaklığı oluşturduklarını, 25.01.2010 tarihli sözleşmenin 7. maddesinde hasılat paylaşımının ne şekilde yapılacağının düzenlendiğini, Bölge Adliye Mahkemesinin gabin’e yönelik değerlendirmesinin hatalı olup gabin iddiasının 5 yıllık süre içerisinde kullanılması gerektiğine ilişkin hükmün somut olaya uygulanamayacağını, sürenin başlangıç tarihinin her somut olaya göre ayrı değerlendirilmesi gerektiğini, teminat niteliği taşıyan bu sözleşmeye ilişkin ivazlar arası fahiş nispetsizlik ve aşırı bedel düşüklüğü nedeni ile geçersizlik hususunun sözleşmenin imzalanma tarihinde ileri sürülmesinin hayatın olağan akışına aykırılık teşkil edeceğini, satış vaadi sözleşmesinin şekle aykırılığı nedeniyle kesin hükümsüz olduğunu, buna yönelik gerekli inceleme ve araştırma yapılmadığını, satış vaadi sözleşmesi bedeliyle gerçek bedel arasında 20 kata yakın fark bulunduğunu, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin gayrimenkul ortaklık sözleşmesine aykırı düzenlendiğini, Bölge Adliye Mahkemesince hangi gerekçe ile davacının sözleşmesel edimlerini yerine getirdiği sonucuna ulaştığının anlaşılamadığını, müvekkilinin üzerine düşen edimleri yerine getirdiğini, davacının sözleşmeler gereği edimlerini yerine getirmediğini, maliyet ödemelerini gerçekleştirmediğini, başkaca hukuki işlemlere dayalı olarak gerçekleştirilmiş ödemelerin dava konusu sözleşme kapsamında yapıldığının ispat edilemediğini, satış vaadi sözleşmesinin yapıldığı tarihte tarafların gerçek iradesini yansıtmadığından mutlak butlanla batıl olduğunu, sözleşmenin teminat amaçlı olarak yapıldığını, davacının sermaye koyma borcunun ve edimlerini yerine getirdiğine dair delil sunmadığını, kendi borcunu yerine getirmeden paylaşımdan kaynaklanan hak talebinde bulunamayacağını beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/3671, K. 2026/1863, T. 09.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-3671-e-2026-1863-k-fa72ef73074a