Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/3184 E. 2025/1634 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3184
- Karar No
- 2025/1634
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1144 E., 2024/881 K. DAVACILAR : ... vd. vekili Avukat ... İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/104 E., 2023/115 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; muris ...'ın 12.08.2006 tarihinde vefat etmiş olduğunu, vefatından önce 1998 tarihinde 8413 yevmiye numarası ile ... Noterliğinden vasiyetname düzenleyerek ...ı Kasabası, ... mevki 2537 parselde kayıtlı taşınmazın 2. katını ve arsanın yarısını ...'a vasiyet etmiş olduğunu, muris ...'ın vasiyetname konusu taşınmazın tamamını vasiyetname lehtarı olan ...'a vefatından 6 ay önce yani Şubat 2006 tarihinde devretmiş olduğunu, bu devirden sonra davacıların muvazaa nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davası açmış olduklarını, bu davanın sonucunda vasiyetname konusu taşınmaz için davacıların hissesi oranında tapu iptali ve tesciline karar vermiş olduğunu, bu davadan sonra müvekkillerinin ... Sulh Hukuk Mahkemesinde izaleyi şüyu davası açarak vasiyetname konusu taşınmazda satış yoluyla ortaklığın giderilmesi kararı almış olduklarını, ilgili karar sonrasında 2012/7 satış dosyası ile bu taşınmazın satılmış olduğunu, satış dosyasında ihale alıcısının ise davacılardan ... olduğunu, ...'ın yatırmış olduğu ihale bedelinden ... isimli vasiyetname lehtarının hissesine düşen parayı almış oduğunu, bu durumda ...'ın hissesine düşen bedeli alarak vasiyetnamede lehine olan durumdan daha fazla edinim elde etmiş olduğunu, vasiyetnamenin yapıldığı tarihteki yasalar baz alındığında belirtmiş oldukları hususlardan dolayı vasiyetnamenin geçersiz olduğunu ve iptal edilmesinin elzem olduğunu, vasiyetname konusu taşınmaz tapu iptal davasına ve izaleyi şüyu davasına konu olduğu için vasiyetin ifasının mümkün olmadığını, murisin mirasçıları ve mevcut malvarlığı değerlendirildiğinde vasiyetnamenin tenkis bakımından da sorunlu olduğunu, mirasçıların miras oranları ve saklı payları bakımından tenkise tâbi olduğunun aşikar olduğunu ileri sürerek ... Noterliğinin 1998 tarih ve 8413 yevmiye No.lu vasiyetnamenin tenkis koşulları, esas ve şekil yönünden yasaya aykırılığı ve konu olan taşınmazın ortaklığın giderilmesi davası sonrasında ihaleyle satışa konu olması nedeniyle iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı asil cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediğini, davanın usul ve esas yönünden hukuka aykırı olduğunu, davanın reddinin gerekmekte olduğunu, davacıların murisi olan ... tarafından ...ı Kasabası, ... mevki, 2537 parselde kayıtlı taşınmazda bulunan evin 2. katını ve arsanın yarısını 1998 tarihinde ... Noterliğinin 8413 yevmiye No.lu vasiyetnamesi ile kendisine vasiyet etmiş olduğunu, vasiyetnameye konu taşınmazın izaleyi şuyu ile satılıp konusuz kalsa bile yasa gereği bedelini talep etme hakkının olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...davanın ehliyetsizlik ve şekil şartına aykırılık nedenlerine dayalı vasiyetnamenin iptali talebine ilişkin olduğu, tenkis talebinin bulunmadığı, 18.01.2023 tarihli ATK raporuna göre vasiyet eden ...’ın 24.11.2998 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğunun kabulünün uygun bulunduğu belirlendiği, TMK'nın 532'nci ve devamı maddelerine uygun şekilde vasiyetnamenin noter tarafından yazıldığı, okunması için vasiyet edene verildiği ve vasiyet eden tarafından vasiyetnamenin okunup imzalandığı, sonrasında noterin vasiyetnameyi tarih koyarak imzaladığı, sonrasında iki tanığın beyanın kendi önlerinde yapıldığını ve mirasbırakanı tasarrufa ehil gördüklerini beyan ettikleri buna göre şekil şartına aykırılık da bulunmadığı..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...İlk Derece Mahkemesinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 557. maddesine göre ölüme bağlı tasarrufun iptali şartlarının ispatlanamadığı şeklindeki gerekçesinin yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan davacıların tüm iptal nedenlerini kapsar şekilde ifade edildiği değerlendirildiği..." gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; vasiyetnameye konu taşınmazın vasiyetname sonrası davalıya satıldığını, muvazaa nedeniyle tapu iptal ve tescil davası açıldığını, davanın kabul edilerek davacıların miras payları oranında tescil edildiğini, sonrasında ortaklığın giderilmesi davasının açıldığını ve taşınmazın satıldığını, davalının vasiyetname ile verilenden daha fazla kazanım elde ettiğini, vasiyetnamenin ifa edilebilirliği olmadığını, geçerli olmadığını, vasiyetnamenin murisin ölümünden 12 yıl sonra açılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin iptali sadece fiil ehliyeti yönünden değerlendirdiğini, murisin hem vasiyetname hem satış yaptığını, şüpheli fiillerinin olduğunu, dava dilekçesinin talep kısmında vasiyetnamenin tenkis koşulları sebebiyle iptal taleplerinin olduğunu, tenkis taleplerinin olduğunu, vasiyetnameden dönülmesi hususunun değerlendirilmediğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali ve tenkis istemine ilişkindir. 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 31. maddesi gereğince; "Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir." 2. 6100 sayılı Kanun'un 140/3 hükmü gereğince; “Ön inceleme duruşmasının sonunda, tarafların sulh faaliyetinden bir sonuç alıp almadıkları, sonuç alamadıkları taktirde anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanakla tespit edilir. Bu tutanağın altı, duruşmada hazır bulunan taraflarca imzalanır. Tahkikat bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülür.” 3. 6100 sayılı Kanun'un 297/2 hükmü gereğince; "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir". Somut olayda; davacı vekilinin dava dilekçesi içeriğinden açıkça; vasiyetnamenin iptali talebinin yanında yapılan kazandırmanın tenkise tâbi olduğunu belirterek tenkis isteminde bulunduğu anlaşılmaktadır. 4. Tenkis (indirim) davası, mirasbırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlar arası kazandırmaların (bağış) yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu (inşai) davalardandır. Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul; mirasbırakanın ölüme bağlı veya sağlar arası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik) dışı terekenin tümünün bilinmesiyle mümkündür. Tereke mirasbırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu malvarlığı kıymetleri ile iadeye ve tenkise tâbi olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Mirasbırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin 743 sayılı Medeni Kanun uygulanacaksa bir aylık, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu uygulanacaksa üç aylık nafakası, terekenin defterinin tutulması, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften belirtilen borçların indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tespit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirmesi yapılarak parasal olarak miktarının tespiti gerekir (TMK madde 565). Miras bırakanın 4721 sayılı Kanun'un 564. maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre icap ederse kazandırma işleminde, saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığı objektif (nesnel) ve sübjektif (öznel) unsurlar dikkate alınarak belirlenmelidir. Zira tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedeleme kastının varlığından söz edilemez. Mutlak olarak tenkise tâbi tasarruflarda (ölüme bağlı tasarruflar veya 4721 sayılı Kanun'un 565. maddesinin 1, 2 ve 3 bentlerinde gösterilenler) veya saklı payın ihlâl kastının varlığı kesin olarak anlaşılan diğerlerinde özellikle muayyen mal hakkında tenkis uygulanırken 4721 sayılı Kanun'un 570. maddesindeki sıralamaya dikkat etmek davalı mahfuz hisseli mirasçılardan ise aynı Kanun'un 561. maddesinde yer alan mahfuz hisseden fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesini gözetmek, dava konusu olup olmadığına bakılmayarak önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak, sonra sağlar arası tasarrufları dikkate almak gerekir. Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişi veya tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu çıkarsa davacının onlardaki hakkını dava etmemesinin davalıyı etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan teberru tenkise tâbi olursa 563. maddede yer alan, alınanla mütenasip sorumluluk kuralı gözetilmelidir. Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (sabit tenkis oranı) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olamayacağı (TMK madde 564) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm hâlinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir. Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde sözü geçen 564. maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. Böyle bir durum ortaya çıkmadan davalının tercih hakkı doğmadan davalının tercihini kullanması söz konusu olamaz. Daha önce bir tercihten söz edilmişse sonuç doğurmaz. O zaman davalıdan tercihi sorulmak ve 11.11.1994 tarihli ve 4/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca sür'atle dava konusu olup sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, karar tarihindeki rayice göre değeri belirlenmeli ve bu değerin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak nakdin ödetilmesine karar verilmelidir. Hâl böyle olunca, Mahkemece yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda tenkis talebi konusunda da inceleme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken bu hususta olumlu-olumsuz bir karar verilmemesi hatalı olduğundan hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.03.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.