Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/2909 E. 2025/1591 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2909
- Karar No
- 2025/1591
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/373 E., 2024/568 K. vekili Avukat ... İLK DERECE MAHKEMESİ : Gemlik 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/86 E., 2022/819 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin muris ... ... ...’ın tek yasal mirasçısı olduğunu, adı geçen murisin tüm malvarlığını 27.08.2014 tarihli vasiyetnamesi ile davalıya bıraktığını, murisin işlem tarihinde fiil ehliyetinin bulunmadığını, vasiyetnamenin şarta bağlı olduğunu, vasiyetnamenin dayandığı şartın hukuka aykırı ve gerçekleşmesinin olanaksız olduğunu, vasiyetnameye bağlanan şartın gerçekleşmesinin üçüncü bir kişinin iradesine bağlanmış imkansız bir şart niteliğinde olduğunu, şartta belirtildiği üzere Türkiye’de Fakirler ve Düşkünler Yurdu gibi bir Kurumun bulunmadığını, lehine vasiyet yapılanın da buna yönelik yasayla tanımlanmış görev ve yetkisinin bulunmadığını, şarta konu olan binanın da bu niteliğe uygun olmadığını, vasiyetnamenin şekil şartlarına uygun olarak yapılmadığını, vasiyetnameye katılan tanıkların vasiyetnamenin vasiyet edene verildiğini, onun tarafından okunduğunu ve iradesine uygun olduğuna yönelik beyanlarının vasiyetnamede bulunmadığını ve vasiyetnamenin murisin aldatılması sonucunda yapıldığını ileri sürerek vasiyetnamenin iptalini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; iddiaların yersiz olduğunu ve vasiyetnamenin noter huzurunda tüm yasal şartları barındırarak yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 17.11.2022 tarihli ve 2019/86 Esas, 2022/819 Karar sayılı kararında; "...dosyanın murisin fiil ehliyetini haiz olup olmadığına ilişkin Adli Tıp Kanunu'nun 22. maddesi gereğince resmi bilirkişi sıfatını haiz Adli Tıp Kurumu'na gönderildiği, kök rapor ile itiraz doğrultusunda alınan ek raporda murisin fiil ehliyetini haiz olduğunun belirtildiği, yapılan keşifte bilirkişilerin bu yerin bakım ve düşkünler yurdu olamayacağına dair rapor verilmiş olsa da yapılan vasiyetnamedeki bu şartın vasiyetnamenin tamamı açısından iptali sebebi doğuramayacağı ve vasiyetnamenin iptali açısından bu şartın hukuka ve ahlaka aykırı olmadığı..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 28.03.2024 tarihli ve 2023/373 Esas, 2024/568 Karar sayılı kararında; "...vasiyetnamede belirtilen 264 ada 45 parsel sayılı taşınmazdaki 1, 2, 3, 4 ve 5 numaralı bağımsız bölümlerin tapuda 1/2'şer oranında paylı olarak vasiyetçi ... ... ... ve ..... adlarına kayıtlı olduğu, .....'ın 09.03.2014 tarihinde vefatı ile geriye mirasçı olarak kardeşleri ... ... ... ve ...... ...'ı bıraktığı, ...... ...'ın da vefatı ile geriye tek mirasçısı olarak davacının kaldığı, bu yönden vasiyetnamedeki şartın ifa edilemeyeceği, ayrıca mahkemece toplanılan deliller ve dosyaya sunulan bilirkişi raporlarında 264 ada 45 parsel sayılı taşınmazda yer alan binanın engelli ve yaşlı hizmetleri alanındaki ilgili mevzuatlar kapsamında yaşlı ve engelli erişimine toplu olarak hizmet almalarına uygun olmadığının belirtildiği, bu yönden de davalı kurum tarafından vasiyetnamedeki şartın ifa edilemeyeceğinin anlaşıldığı..." gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm tesisi sonucu "davanın kabulü ile Gemlik 1. Noterliğinin 27.08.2014 tarih ve 6290 yevmiye No.lu vasiyetnamenin iptaline" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Bölge Adliye Mahkemesince vasiyetnamenin şarta bağlı olarak hatalı bir şekilde yorumlandığını, 1. Kararın hakkaniyete uygun olmadığını, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının ise hakkaniyete uygun olduğunu, 4. Bölge Adliye Mahkemesi kararının çelişkili olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir. 1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 557. maddesi, ölüme bağlı bir tasarrufun iptal edilebilmesine yönelik sebepleri, "tasarruf mirasbırakanın tasarruf ehliyeti bulunmadığı bir sırada yapılmışsa, tasarruf yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda yapılmışsa, tasarrufun içeriği, bağlandığı koşullar veya yüklemeler hukuka veya ahlâka aykırı ise ve tasarruf kanunda öngörülen şekillere uyulmadan yapılmışsa" şeklinde düzenlemiştir. Davacı, bu sebepler arasında yer alan murisin ayırt etme gücünün bulunmaması, vasiyetnamenin şekle aykırılığı, murisin işlem tarihindeki iradesinin sakatlandığı ve bunlar haricinde vasiyetnamede bulunan şartın hukuka aykırı olduğuna yönelik hukuki sebeplere dayanmıştır. 2. Dosya içerisinde bulunan Adli Tıp Kurumu raporlarında; murisin vasiyetnamesini düzenlediği 27.08.2014 tarihinde fiil ehliyetine sahip olduğu belirtilmiştir. Davaya konu olan vasiyetname, düzenleme şeklinde yapılmış resmî bir vasiyetnamedir. 4721 sayılı Kanun'un 532 ilâ 536. maddelerinde düzenlenen bu vasiyetname türüne yönelik şartların, somut olaydaki vasiyetname ile uyumlu olduğu görülmektedir. Davacı, her ne kadar murisin işlem tarihinde iradesinin sakatlandığına yönelik iddiada bulunmuş ise de; başta delil olarak ileri sürdüğü tanık delili ve diğer deliller ile bu iddiasını ispatlayamamıştır. Öte yandan, murisin vasiyetnamesinde bir kısım taşınmazlarını fakir ve düşkünler bakım ve barınma yurdu yapılması ve işletilmesi şartı ile bu doğrultuda bakıma muhtaç olanlara tahsis edilmek üzere davalı Vakfa vasiyet etmesi noktasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve hükmün bozulması gerekmiştir. VI.KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.03.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.