Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/3135 E. 2025/2019 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3135
Karar No
2025/2019
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2097 E., 2024/359 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Gönen(Balıkesir) 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/86 E., 2021/91 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı dava dilekçesinde; mirasbırakanı olan ...'in ... Noterliğinin 02.06.2015 tarihli vasiyetnameyi düzenlediğini, mirasbırakanın vasiyetnamenin düzenlenme tarihinde fiil ehliyetinin bulunmadığını, vasiyetnamede tanık olarak bulunan ...'in mirasbırakanın kız kardeşinin eşi olması nedeniyle tanıklık yapamayacağını, vasiyetnamenin şekil şartına uygun şekilde düzenlenmediğini ileri sürerek vasiyetnamenin iptalini talep etmiştir. 2. Fer'i müdahiller vekili fer'i müdahil dilekçesinde; davacının vasiyetnamenin iptali talebinin haklı olduğunu, müvekkillerinin mirasbırakan ...in mirasçıları olduklarından davaya katılma taleplerinde hukuki yararlarının bulunduğunu ileri sürerek davaya davacı yanında fer'i müdahil olarak katılmayı talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; mirasbırakanın vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte fiil ehliyetinin bulunduğunu, tanık ... ile mirasbırakanın kardeşi ...'nin evliliğinin ...'nin 2008 tarihinde ölümü ile sona erdiğini, vasiyetnamenin evlilik birliğinin sona ermesinden 7 yıl sonra düzenlendiğini, vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte mirasbırakan ile tanık ... arasında akrabalık bağının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan yargılamada Adli Tıp Kurumunun 26.03.2018 tarihli raporuna göre vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte mirasbırakanın fiil ehliyetini haiz olduğunun tespit edildiğini, vasiyetnamenin düzenlenmesine tanık olarak bulunanların tanıklık yapmaya engel teşkil edecek derecede yasaklılıklarının bulunduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Adli Tıp Kurumunun 26.03.2018 tarihli raporuna göre mirasbırakanın fiil ehliyetinin bulunduğu tespit edildiği, ancak dava konusu vasiyetnamede tanık olarak bulunan ...'in, vasiyetname tarihinden önce ölen mirasbırakanın kız kardeşi ...'nin eşi olduğu, TMK'nın 18. maddesinde düzenlenen kayın hısımlığının, kendisini meydana getiren evliliğin sona ermesiyle ortadan kalkmayacağı gözetildiğinde vasiyetnamenin şekil şartları yönünden geçersiz olduğu, bu bakımdan vasiyetnamenin şekil şartına uygun olmadığından iptaline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacının başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne, Gönen 2. Noterliğinin 02.06.2015 tarih ve 2015/3254 sayılı vasiyetnamenin iptaline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yargıtay içtihatlarına göre tanık olarak katılan kişiye bir kazandırma bulunması halinde vasiyetnamenin şekle aykırı yapıldığının kabulü gerekeceği, dava konusu vasiyetnamede tanık ...'ye herhangi bir kazandırmada bulunulmadığı sebebiyle vasiyetnamenin iptaline karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı bulunduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının müvekkilleri lehine bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir. 1. Davacı vekili dava dilekçesinde, 21.10.2016 tarihinde ölen mirasbırakan ...'in düzenlediği vasiyetnamenin ehliyetsizlik ve şekil eksikliği nedeniyle iptalini istemiş, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince dava konusu vasiyetnamede tanık olarak bulunan ...'in mirasbırakanın ölen kız kardeşinin eşi olması ve TMK'nın 18. maddesi gereğince evlilik birliği sona erse bile kayın hısımlığının devam etmesi nedeniyle tanık ...'nin TMK'nın 536. maddesinde vasiyetnameye katılma yasaklılığı olan kişilerden olduğu, vasiyetnamenin şekle aykırı düzenlendiği gerekçesiyle vasiyetnamenin iptaline karar verilmiştir. Uyuşmazlıkta tartışılması gereken husus TMK'nın 18/2. maddesindeki evlilik birliği sona erse dahi kayın hısımlığının devam ettiğine ilişkin düzenlemenin, TMK'nın 536. maddesinde sayılan düzenlemeye katılma yasağı bulunan kişiler ile birlikte değerlendirilip değerlendirilemeyeceğidir. 2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 536. maddesinde "Fiil ehliyeti bulunmayanlar, bir ceza mahkemesi kararıyla kamu hizmetinden yasaklılar, okur yazar olmayanlar, mirasbırakanın eşi, üstsoy ve altsoy kan hısımları, kardeşleri ve bu kişilerin eşleri, resmî vasiyetnamenin düzenlenmesine memur veya tanık olarak katılamazlar." hükmü düzenlenmiştir. Yine aynı Kanun'un 18. maddesinde ise "Eşlerden biri ile diğer eşin kan hısımları, aynı tür ve dereceden kayın hısımları olur. Kayın hısımlığı, kendisini meydana getiren evliliğin sona ermesiyle ortadan kalkmaz." düzenlemesi yer almaktadır. Dava konusu ... Noterliğinin 02.06.2015 tarih ve 3254 yevmiye numaralı vasiyetnamenin incelenmesinde mirasbırakan ...in 23.10.2008 tarihinde ölen kardeşi ...'in sağ kalan eşi ...'in vasiyetnameye tanık olarak katıldığı anlaşılmaktadır. Vasiyetnamenin düzenlediği tarihte ... ve ...'nin evlilik birliği ölüm nedeniyle sona ermiştir. TMK'nın 18/2. maddesindeki kayın hısımlığının devam etmesinin, kayın hısımlığı hükümleri yönünden evlenme yasağının devam etmesi, vasi atamada kayın hısımın tercih sebebi olması, tanıklıktan kaçınma ve hakimin davaya bakma yasağı gibi maddi sonuçları bulunmaktadır. Diğer yandan vasiyetnamelerdeki şekil şartları tahdidi olarak sayılmıştır. Bu bakımdan TMK'nın 536. maddedeki resmi vasiyetnameye tanık olamayacak kişiler vasiyetnamenin şekil şartları kapsamındadır. Bu tür şartların tahdidi (numerus clausus) şekilde düzenlendiği hem öğretide hem de uygulamada kabul görmekte olup, bunun gerekçesi, vasiyetçinin iradesinin şekli anlamda güvence altına alınması gerekliliğidir. Dolayısıyla, vasiyetnamelerin şekil şartları yönünden genişletici yorum yapılması, vasiyetçinin iradesinin ayakta tutulması ilkesine (favor testamenti) aykırılık oluşturacaktır. 3. TMK'nın 18/2. maddesi esasen maddi sonuçlara ilişkin sonuç doğuracak nitelikte düzenlemişken, TMK'nın 536. maddesindeki gibi şekli hükümlerle doğrudan ilişkili değildir. Dolayısıyla TMK'nın 18/2. maddesi evlilik birliği sona erdikten sonra bile "kayın hısımlığının devam ettiğini" söylese de, devam eden hısımlık ilişkisi, vasiyetnamede tanıklık yapmayı engelleyen kategorik bir yasak değildir. Nitekim bu yasak TMK'nın 536. maddesinin lafzında sayılmamıştır. Aksi düşünce ile sonuca gidilmesi halinde evlilik birliği sona ermiş olan eşler, kayın hısımı olmadıkları için düzenleyecekleri vasiyetnamede birbirlerine tanık olarak bulunabilecekken, kayın hısımları yönünden düzenlemeye katılma yasağı devam edecektir. Bu bakımdan TMK'nın 536. maddesinin, TMK'nın 18/2. maddesi ile birlikte değerlendirilmesi de Kanun'un amacına aykırılık teşkil edecektir. Sonuç olarak, dava konusu vasiyetnamede tanık olarak yer alan ...'nin yukarıda açıklananlar ışığında düzenlemeye katılma yasağı bulunan kişilerden olmadığı halde, Bölge Adliye Mahkemesince kayın hısımlığının devam etmesi nedeniyle düzenlemeye katılma yasağı bulunduğu, vasiyetnamenin şekil şartına uygun olmadığı gerekçesiyle vasiyetnamenin iptaline karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.04.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi. (Karşı Oy) (Karşı Oy) K A R Ş I O Y 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 502 vd. madde hükümlerinde düzenlenmiş olan ölüme bağlı tasarruflar sıkı şekil koşullarına tâbidir. Bu şekil koşullarından biri de TMK'nın 536. maddesinde yer alan “Düzenlemeye Katılma Yasağı”dır. TMK'nın 536. maddesi "Fiil ehliyeti bulunmayanlar, bir ceza mahkemesi kararıyla kamu hizmetinden yasaklılar, okur yazar olmayanlar, mirasbırakanın eşi, üstsoy ve altsoy kan hısımları, kardeşleri ve bu kişilerin eşleri, resmî vasiyetnamenin düzenlenmesine memur veya tanık olarak katılamazlar.” hükmünü içermektedir. Hükmün getiriliş amacı, vasiyetname düzenlemeye katılması yasaklanan kişilerin mirasbırakanı yönlendirmesi riskinin ortadan kaldırılmasıdır. Burada yönlendirme ile kastedilen, aldatma ve korkutma boyutuna varmayan; ancak kişinin kendi çıkarlarına uygun sonuç vermeye elverişli her türlü davranıştır. Mirasa ilişkin beklentiler sıklıkla mirasbırakanın kayın hısımlarını da ilgilendirmektedir. Dolayısıyla kimlerin mirasçı olacağı, vasiyetname düzenlenmesi hâlinde ise kimlerin miras hakkını alamayacağı veya daha az alacağı konusu, mirasbırakanın yakın hısımları ve onların eşlerinin menfaatlerini önemli ölçüde etkiler. Bu durum, söz konusu kişilerin tarafsız davranmama riskini beraberinde getirir. Vasiyetnameye katılan kişilerin tarafsız olmaması ise mirasbırakanın son arzularını özgürce açıklayabilmesine engel teşkil eder. Yargıtayın içtihatları da bu yöndedir. "Evlilik birliği sona erse bile mirasbırakanın yakın hısımlarının eşleri açısından yasak devam eder" (Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 08.03.1977 tarih ve 1977/1882Esas, 1977/1969 Karar sayılı kararı). Somut olayda; murisin kardeşi olan ...’nin kocası vasiyetnamede tanık olarak bulunmuştur. ... ile tanık arasındaki evlilik ölüm ile sona ermiştir. Türk Medeni Kanunu'nun18. maddesi gereği "Eşlerden her birinin kan hısımları diğerinin aynı tür ve dereceden kayın hısımları olur. Kayın hısımlığı, kendisi meydana gelen evliliğin sona ermesiyle ortadan kalkmaz.” Evlilik birliği sona ermiş olsa bile mirasbırakanın yakın hısımlarının eski eşlerinin düzenlemeye katılma yasağının devam etmesi gerekir. Bunun dayanağı kendisini meydana getiren evlilik sona erse bile kayın hısımlığının ortadan kalkmayacağına ilişkin TMK'nın18/II hükmüdür. Zira evlilik birliğinin sona ermesi, mirasbırakan tarafından yapılacak bir vasiyetnameyi bu kişilerin ilgi alanından çıkarmamaktadır. Katılma yasağı bulunan eş, düzenlenecek vasiyetname hangi şartlar altında en lehine olacak idiyse, vasiyetnamenin o şekilde düzenlenmesini isteyecektir. Yukarıda açıklanan gerekçe ile Sayın çoğunluğun bozma kararına iştirak edememekteyiz.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/3135, K. 2025/2019, T. 15.04.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2024-3135-e-2025-2019-k-238af00f406c