İlk Derece Mahkemesi · Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi
Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/508 E. 2025/217 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/508
- Karar No
- 2025/217
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/508 Esas - 2025/217 T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/508 Esas KARAR NO : 2025/217 HAKİM : ... KATİP : ... DAVACI : ... VEKİLİ : Av.... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 08/08/2024 KARAR TARİHİ : 10/04/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/04/2025 Mahkememizde görülmekte bulunan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 297/1(c)'ye uygun şekilde, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, konuyla ilgili mevzuat hükümleri ve yargısal içtihatlar, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içerir şekilde hüküm verilerek, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: I-) Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket, davalı ... ile aralarında düzenlenen 20.02.2018 tarihli abonelik sözleşmesine istinaden davalı ...'tan elektrik hizmeti almakta olduğunu; davalı ... tarafından sağlanan elektrik enerjisinde abonelik sözleşmesinin kurulduğu 20.02.2018 tarihinden itibaren birçok kez elektrik voltajı düşmüş, yükselmiş ve aynı zaman da kesintiye uğramış olduğunu, söz konusu voltaj değişiklikleri nedeniyle müvekkilin işletmekte olduğu otelde bulunan, eşyalar ciddi şekilde zarar gördüğünü, eşyaların bir kısmı kullanılamaz hale gelerek yenisiyle değiştirildiğini, bir kısmı ise müvekkillerce tamir ettirildiğini, bu duruma bağlı olarak da müşterilere verilen hizmette aksaklıklar yaşandığını; davalı tarafın, elektrik akımındaki akımındaki aksaklıklar ayıplı hizmeti, elektrik akımındaki dengesizlikler nedeniyle aşağıda belirtilen ürünlerin de yenileri ile değişimi yapılmak zorunda kalındığını; -2 adet EVOMAG 40/250-10 marka modelli sirkülasyon pompası 36.900,00 TL +KDV - Elektronik Kompanzasyon cihazı: 2500 Dolar + KDV + 3.000,00TL Kurulum Ücreti - Karel marka telefon santralı: 25.200,00 TL + KDV - Servis Ücreti: 3.000,00 TL + KDV -Motor Sargı Rulman Keçe Değişimi 2.500,00 TL + 500,00TL işçilik -Pano Elektromanyetik M531 1-5,5 HP TRF 4,800,00 TL -Elektrik donanımı Servomotor be Brülör Beyni 16.437,40 TL -Momentum Pompa Kablo Değişimi 3.500 TL -... (Atlas Havuzculuk) tarafından tutulan havuz motorunun yandığına ve sökülüp tamir ve bakım yapıldığına dair tutanak -... (Atlas Havuzculuk) tarafından düzenlenen 27/11/2023 tarih 029319 numaralı 1.450,00 TL meblağlı fatura -... tarafından düzenlenen 02.02.2024 tarihli 80.000,00 TL meblağlı teklif formu -... (Kabaoğlu Elektrik) tarafından 30.01.2024 tarihinde yapılan inceleme sonucunda kondansatörün yandığına dair düzenlenen tespit tutanağı -... Tarafından 02.02.2023 tarihinde telefon santralinin onarılamaz şekilde arızalandığına ilişkin ve değişim için kdv hariç 25.200,00 TL tuttuğuna ilişkin teknik rapor, -Mysis Teknoloji tarafından 02.02.2023 tarihinde düzenlenen Elektronik Kompanzasyon cihazının cihazının ve bobinlerinin yanarak kullanılamaz hale geldiği ve yeni ürün fiyatının 2.500,00 dolar + KDV ve kurulum ücretinin 3.000,00 TL olduğunu gösterir teknik rapor, -2 adet EVOMAG 40/250-10 marka modelli sirkülasyon pompasının yüksek voltaj gelmesi sebebi ile kullanılamaz hale geldiğini gösterir ...İ tarafından düzenlenen teknik rapor, Davalı ...'ın ayıplı hizmet sunduğunu, dolayısıyla müvekkillerinin uğramış olduğu zararı karşılaması gerektiğini; yukarıda belirtilen hususlar dışında 15/07/2023 tarihinde planlı olmayan bir elektrik kesintisi yaşanmış olup; davalı şirket tarafından 5 gün boyunca bu sorun giderilemediğini, 15/07/2023 tarihi yaz döneminde olup; bir otel için de oldukça önemli olduğunu, dolayısıyla bu dönemde yaşanan arıza nedeniyle müvekkili şirket müşteri kaybetmiş olup; 5 gün boyunca hizmet veremediğinden dolayı zarar gördüğünü; davalı ... ile işbu hususlarda defalarca görüşme yapılmış ancak bir sonuç alınamadığından müvekkillerinin ticari hayatı olumsuz etkilendiğini, müvekkillerinin ciddi maddi kayıpları bulunmakta olup söz konusu zararlar, davalı ...'ın kusuru nedeniyle meydana geldiğini, müvekkili şirketin müşteri ve itibar kaybının bilirkişi marifetiyle tespiti mümkün olduğunu belirterek 10.000 TL zararın arabuluculuk başvuru tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile davalıdan tahsilini, talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı müvekkili ile davacı yan arasında imzalanan abonelik sözleşmesinin başlangıcı 20.02.2018 tarihi olduğu, söz konusu tarihten itibaren meydana gelen zararların tazminine ilişkin taraflarına karşı açılan iş bu davada; ayıplı hizmetin neden olduğu her türlü zararlardan dolayı yapılacak talepler üç yıllık zamanaşımına tabi olduğu için davalı yanın talepleri zamanaşımına uğradığını; davalı müvekkili ile davacı yan arasında imzalanan abonelik sözleşmesinin başlangıcı 20.02.2018 tarihi olduğu, söz konusu tarihten itibaren meydana gelen zararların tazminine ilişkin tarafımıza karşı açılan iş bu davada; meydana geldiği ileri sürülen zarara ilişkin zararı öğrenme tarihinden itibaren 2 yıllık süre geçmiş olduğu için davacı yanın talepleri zamanaşımına uğradığını; davaya konu yerde ve tarihte voltaj dalgalanmasından kaynaklı uğranılan zararların tazminine ilişkin müvekkili şirkete herhangi bir başvuru yapılmadığını; müvekkili ...tarafından sağlanan elektrik enerjisinde abonelik sözleşmesinin kurulduğu tarihten itibaren bir çok kez elektrik voltajı düşmüş, yükselmiş ve aynı zamanda kesintiye uğramış olduğu gerçek olmadığını, iddia edildiği üzere söz konusu voltaj değişiklikleri nedeniyle davacı şirketin işletmiş olduğu otelde bulunan eşyaların zarar görmüş olması müvekkili şirket ...'ın sorumluğu kapsamına girmediğini; kullanıcıların sorumluluğundaki elektrik iç tesislerinin kurulmasına ve işletilmesine dair hükümlerin düzenlendiği EPDK Enerji Piyasası Kanunu Elektrik İç Tesisleri Yönetmeliği, Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği ve 19/12/2007 tarihli 26735 nolu Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre gerekli tedbirlerin alınması kullanıcının sorumluluğunda olduğundan; gerekli koruma sisteminin tesis edilmemesi, cihaz ve tesisatların ekonomik ömrünü tamamlaması cihazların kalitesiyle ilgili problemlerden ve yanlış kullanımdan kaynaklanan elektriksel arızalar ile iç tesisatta yapılan değişiklikler nedeniyle elektrik kullanımında oluşan hatalar sonucunda meydana gelen cihaz ve teçhizat hasarlarının, müvekkilin dağıtım sisteminde oluştuğu öne sürülen gerilim yükselmesi gibi nedenlere dayandırılarak hasar bedelinin tekniğe aykırı bir şekilde talep edilmesi halinde müvekkilce hasar bedellerinin ödenmesi, yukarıda yer verilen yönetmelik hükümlerine göre gereken şartlar somut olayda mevcut olmadığından mümkün olmadığını; İş bu somut olayda ... adresinde 20.02.2018 tarihinden itibaren birçok kez elektrik voltajı düşmesi sebebiyle meydana gelen cihaz arızalarında; müvekkili şirket ...'ın meydana geldiği iddia olunan olumsuz durumun oluşmasında hiçbir kusuru bulunmadığını, elektrik gibi teknik bir konuda teknik ve derinlemesine bir bilgiye sahip olmaksızın hazırlanan servis raporuna dayanarak müvekkili şirketin sorumlu olduğu iddiasının taraflarınca kabulü mümkün olmadığını; Davacı tarafından salt yetkili servis raporuna dayanılarak müvekkil, şirketin sorumlu olduğunu kabul etmenin hukuka aykırı olacağını; Ayrıca davacı şirketin yüksek gerilimlere karşı koruma görevi yapan cihazın çalışmadığı veya bulunmaması nedeniyle cihazların yüksek gerilimden dolayı zarar görme ihtimali olduğunu, davacı şirket gerekli özen ve tedbiri göstermeyerek söz konusu zararın ortaya çıkmasına sebebiyet verdiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. II-) Dava Türü ve Tarafların Anlaştıkları - Anlaşamadıkları Hususlar Dava; davacının işletmesindeki otelde bulunan cihazlarda oluşan hasarın ve 15/07/2023 tarihinde planlı olmayan bir elektrik kesintisi nedeniyle davacı şirketin hizmet veremediği iddiasına dayalı oluşan zararın davalının kusurundan kaynaklandığından bahisle davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Uyuşmazlık; taleplerin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, davacı şirketin cihazlarında meydana geldiği iddia olunan zarardan ve elektrik kesintisi ve/veya voltaj dalgalanması nedeniyle davacı şirketin hizmet veremediği iddiasına dayalı talep olunan zarardan davalının sorumlu olup olmadığı, sorumlu ise davacının talep edebileceği miktarın ne kadar olduğu hususlarındadır. III-) Çekişmeli Vakıalar Hakkında Toplanan Deliller Sakarya 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2012/275 Esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden celp edilerek incelenmiştir. Sakarya Elektrik Dağıtım A.Ş'den celp edilen bilgi ve belgeler incelenmiştir. IV-) Konuyla İlgili Mevzuat Hükümleri Ve Yargısal İçtihatlar Cihazlarda meydana geldiği iddia olunan zararın tazmini yönünden; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2021/(22)9-517 Esas 2022/152 Karar sayılı 17.02.2022 tarihli kararında belirtildiği üzere; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda yargılamanın makul sürede bitirilmesini sağlamak amacıyla düzenlemeler yapılmış ve bu amaca ulaşılabilmesi için önemli bir katkı sağlayan delillerin bildirilme zamanı özel olarak düzenlenmiştir. Delillerin belirli bir zaman dilimi içinde gösterilip sunulması yargılamayı çabuklaştıracak olmasının yanı sıra, taraflara da gösterilen delillerden haberdar olarak zamanında bunlara karşı delil veya görüş bildirebilme imkânı tanıyacak, böylece uyuşmazlıklar en kısa sürede adilane çözüme kavuşacaktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 25. maddesinde düzenlemesine yer verilen “Taraflarca getirilme ilkesi”nin işlerlik kazandığı davalarda, davanın taraflarınca delillerin gösterilmesi işleminin gerçekleştirilmesi gerekir. Anılan ilke uyarınca, hâkim, kural olarak, hiçbir delile kendiliğinden başvuramaz. Bu kuralın istisnasını, bilirkişi incelemesi yaptırılması ve keşif icrası oluşturur (Tanrıver, Süha: Medeni Usul Hukuku, Cilt 1, Ankara 2016, s.806 vd.) Re’sen araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda ise, hâkim, dava bağlamında bütün delillere kendiliğinden müracaat edebilir. Çünkü sözü edilen ilkenin işlerlik kazandığı davalarda, dava malzemesinin bir parçasını oluşturan delillerin toplanması bağlamında da hâkim, tarafların yanı sıra önemli bir rolü üstlenmiş durumdadır; pasif değil, aktif bir konumda bulunmaktadır (Tanrıver, s.807). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda iki temel yargılama usulü düzenlenmiştir. Bunlar; yazılı (m. 118-186) ve basit (m. 316-322) yargılama usulleridir. HMK, asıl olarak yazılı yargılama usulüne göre hükümler koymuş ve basit yargılama usulünü istisna kabul ederek düzenlemeler yapmıştır. Hukuk yargılamasında, gerek yazılı yargılama gerekse de basit yargılama usulünde dava, mahkemeye hitaben yazılan bir dilekçeyle açılır. Davanın açıldığı mahkemeye veya uyuşmazlığın niteliğine göre uygulanacak yargılama usulü farklılık göstermektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 119. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendi uyarınca, gerek yazılı gerekse basit yargılama usulünde, iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğinin dava dilekçesinde belirtilmesi gerekmektedir. Aynı gereklilik, cevap dilekçesi açısından da geçerlidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Somutlaştırma yükü ve delillerin gösterilmesi” başlıklı 194. Maddesi; “(1) Taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmalıdırlar. (2) Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur.” hükmünü haizdir. Bu düzenleme, tarafların iddialarının (HMK, m. 119/1,f) ve savunmalarının (HMK, m. 129/1,e) dayanaklarını dilekçelerinde göstermeleri yönündeki hükümler ile paraleldir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda düzenlenen yargılama usullerine göre delillerin gösterilme zamanının açıklanmasında da yarar bulunmaktadır. Yazılı yargılama usulünde, davacının dava dilekçesinde, davalının ise dava dilekçesinin kendisine tebliği üzerine işlemeye başlayan iki haftalık süre içerisinde vereceği cevap dilekçesinde, iddiasının ya da savunmasının dayanağı olan maddi vakıaları ve ispatta kullanacağı delilleri göstermesi gerekir. Davalının cevap dilekçesi kendisine tebliğ edilmiş olan davacı, bu dilekçenin kendisine tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkemeye vereceği cevaba cevap dilekçesinde davalının savunmasını etkisiz kılmak amacıyla yeni vakıalar ileri sürüyorsa ya da dava dilekçesinde belirtmiş olduğu vakıaları genişletiyor yahut eski vakıaların yerine tümüyle yenisini ikame ediyorsa, sözü edilen türdeki vakıaların ispatı bağlamında da yeni delil gösterebilir. Aynı durum davalının, davacının cevaba cevap dilekçesinin kendisine tebliği üzerine iki haftalık süre içerisinde mahkemeye vereceği ikinci cevap dilekçesinde, davacının iddialarını etkisiz hâle getirmek amacıyla savunma bağlamında yeni vakıalar ileri sürmesi veya cevap dilekçesinde dayanmış olduğu vakıaları genişletmesi ya da eski vakıaların yerine tümüyle yeni ve müstakil bir kimlik taşıyan vakıaları ikame etmesi olasılığında da geçerlilik taşır. Basit yargılama usulünde, davacının dava dilekçesinde, davalının ise dava dilekçesinin kendisine tebliği üzerine işlemeye başlayan iki haftalık süre içerisinde vereceği cevap dilekçesinde, iddiasının ya da savunmasının dayanağı olan maddi vakıaları ve ispatta kullanacağı delilleri göstermesi gerekir. Cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri basit yargılama usulünde sözkonusu değildir. Bu itibarla taraflar dilekçeleri ile birlikte, tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu da belirterek bildirmek; ellerinde bulunan delillerini dilekçelerine eklemek ve başka yerlerden getirilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayan bilgilere dilekçelerinde yer vermek zorundadır. İddianın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı dava açılmasıyla; savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlar. (HMK madde 317-319) Basit yargılama usulü için özel olarak hüküm öngörülmediği hallerde yazılı yargılama usulüne ilişkin hükümler uygulanır. Bu kapsamda ön inceleme duruşmasına davet ve ön inceleme duruşması hükümleri (HMK 139 ve 140) her iki yargılama usulü açısından ortaktır. Hemen belirtilmelidir ki; hem dava dilekçesinde hem de cevap dilekçesinde gösterilen ve tarafın elinde bulunan belgelerin dilekçeye eklenerek mahkemeye sunulması, başka yerlerden getirtilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayıcı açıklamanın dilekçede yer alması zorunludur (HMK, m. 121, 129/2). Tarafların, davanın başında sahip oldukları bütün delilleri göstermek ve ellerinde bulunan delilleri tevdi etmek zorunluluğuyla karşı karşıya bırakılmaları, delillerin gösterilmesi faaliyetine zaman itibariyle sınırlama getirilmesi ve yargılamanın sonraki aşamalarında yeni delil gösterilmesi olanağının kullanımının kanunla belirli şartlara bağlı kılınması anlamını taşımaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile getirilen ön inceleme aşaması (m. 140), yargılamada özel bir öneme sahiptir. Bu aşamanın başarısı, esasen bu duruşmaya doğru bir şekilde hazırlanılması ve yapılması gereken işlemlerin mahkemece ve taraflarca doğru bir şekilde yapılmasına bağlıdır (Yılmaz, s.2994 vd.). Ön inceleme, dilekçeler aşaması ile tahkikat aşaması arasında ayrı ve bağımsız bir aşama olacak şekilde, beş yargılama aşamasından biri olarak öngörülmüştür. Bu aşamada ilk itirazlar ve dava şartları yönünden dosyanın bir incelemeye tabi tutulması ve tarafların uyuşmazlık içerisinde olduğu konular ile anlaştıkları konuların ayrılarak, delillerin toplandığı ve değerlendirildiği tahkikat aşamasına eksiksiz ve hazır bir şekilde geçilmesi amaçlanmıştır. Ön incelemenin asıl işlevi, uygulamada birbirinin içine geçirilmiş aşamaların ayrılması bağlamında ortaya çıkmaktadır. Zira ön inceleme aşamasına kadar dilekçeler tamamlanmış ve tahkikat aşamasında toplanması gerekenler dışında kalan deliller toplanmış olacak, böylece artık tahkikat aşamasında kural olarak delil toplanması söz konusu olmayacağından, duruşmalar delillerin tartışıldığı oturumlar hâline gelmiş bulunacaktır. Bu çerçevede ön inceleme duruşmasında tahkikat işlemleri yapılamaz, tahkikata götüren hazırlık işlemleri yapılır. Tahkikat aşamasından farklı olarak ön inceleme aşamasında işin esasına girilmeyeceğinden, kural olarak delillerin incelenmesi söz konusu olmayacaktır. Bu aşamada delillerin toplanması için hazırlık işlemleri yapılacak ve bu sayede dosyanın tekemmül etmesi sağlanacaktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Ön inceleme duruşmasına davet” başlıklı 139. maddesi, “(1) Mahkeme, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden ve yukarıdaki maddelerde belirtilen incelemeyi tamamladıktan sonra, ön inceleme için bir duruşma günü tespit ederek taraflara bildirir. (Değişik cümle:22/7/2020-7251/13 md.) Çıkarılacak davetiyede aşağıdaki hususlar ihtar edilir: a) Duruşma davetiyesine ve sonuçlarına ilişkin diğer hususlar. b) Tarafların sulh için gerekli hazırlığı yapmaları. c) Duruşmaya sadece taraflardan birinin gelmesi ve yargılamaya devam etmek istemesi durumunda gelmeyen tarafın yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemeyeceği. ç) Davetiyenin tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içinde tarafların dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları, bu hususların verilen süre içinde yerine getirilmemesi hâlinde o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaklarına karar verileceği.” şeklinde düzenlenmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 139. maddesi ile eksik delillerin sunulması ve başka yerden getirtilecek delillere ilişkin açıklama yapılması ihtarının artık ön inceleme duruşması davetiyesi ile birlikte yapılacağı düzenlenmiştir. Anılan emredici düzenlemeye göre taraflar, delil olarak dayandıkları belgeleri dilekçelerine ekleyerek vermek ya da başka yerden getirilecekse, bunu belirtmek zorundadırlar. Şayet taraflar, bu konuda yapmaları gereken işlemleri eksik bırakmışlarsa, ön inceleme duruşma davetiyesi ile kendilerine iki haftalık kesin süre verilerek bu eksiklikleri tamamlamaları için son bir imkan tanınacaktır. Taraflar bu şanslarını da doğru kullanamazlarsa, artık tahkikat mevcut delillerle yürütülecek ve tarafların o delile dayanmaktan vazgeçtikleri kabul edilecektir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 140. maddesinin 5. fıkrasında vurgulanması gereken husus; “dilekçelerinde gösterdikleri” ibaresinin kullanılmış olmasıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 140/5. maddesi, ön inceleme duruşmasında dahi, dava ve cevap dilekçesinde gösterilmiş olmayan belgenin ikamesine izin vermemiştir. Bu da doğaldır. Çünkü şeklî gerçeği arayan özel hukuk yargılamasında, ilişkinin maddi gerçeği değil, özel hukukun biçtiği kalıplara uygunluğu incelenecektir. Böyle bir kalıbı ispat eden belgeyi delil olarak belirtmeyen tarafın, hak arama özgürlüğünü doğru biçimde kullandığından söz edilemez. Hakkını etkin biçimde kullanma çabasını başlangıçta göstermeyen tarafın, sonradan belgeyi delil olarak kullanmak istemesi, uyuşmazlığın netleşmesini de, çözümünü de geciktirecektir. Üstelik böyle bir belgenin dava veya cevap dilekçesinde belirtilmiş olması, uzlaşmayı kolaylaştırabilecekken, bu imkân da kaybedilmiş olacaktır. Böyle olunca, uyuşmazlığın süratle çözümlenmesinden beklenen kamu yararı zedelenecektir. O hâlde, dava ve cevap dilekçelerinde gösterilmemiş bulunan belge delillerinin, ön inceleme duruşması da dâhil olmak üzere, sonradan ikame edilmesi, ancak 145. maddede belirtilen şartlarla mümkündür. Mahkemenin ön inceleme duruşma davetiyesinde vereceği iki haftalık sürenin, tarafların dilekçelerinde gösterip de sunmadıkları belgeleri sunmaları (yahut başka yerden getirtilecek belgelerle ilgili açıklama yapmaları) olanağı için tanındığı anlaşılmaktadır. 6100 sayılı HMK’nın 140/5. maddesi gereği ön inceleme duruşma davetiyesi ile tayin edilen kesin süreye uyulmaması, vazgeçme yaptırımına bağlanarak, davayı uzatıcı bu kötüniyetli davranışlar engellenmeye çalışılmıştır. Zira dilekçelere eklenip sunulmamış, daha sonra ön inceleme duruşma davetiyesi ile verilen kesin süre içinde de verilmemiş delillere, tahkikat içinde kural olarak dayanılamaz. Tahkikatın amacı, kural olarak, delil toplamak değil, delilleri incelemek ve değerlendirmektir; aksi hâlde tahkikat tamamlanamaz ve yargılama uzar. Ancak istisnaen belirli koşulların gerçekleşmesi kaydıyla, taraflar gerek ön inceleme gerekse de tahkikat aşamasında yeni delil gösterebilme olanağına sahiptirler. Nitekim bu husus, HMK’nın “Sonradan delil gösterilmesi” başlığını taşıyan 145. maddesinde “(1) Taraflar, Kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremezler. Ancak bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilir.” şeklinde düzenlenmiştir. Tarafların Kanun’da belirtilen süreden sonra delil gösteremeyeceklerine ilişkin kurala getirilen istisnanın, dava ve cevap dilekçelerinde hiç delil bildirmeyen, ön inceleme duruşma gününü bildirir davetiye üzerine delillerini sunmayan veya toplanması için gerekli işlemleri yapmayan tarafın tahkikat aşamasında delil bildirme haklarının olduğu şeklinde anlaşılması mümkün değildir. Bu kapsamda delilin sonradan sunulması, o delile daha önceden ulaşılamamasına ya da o delilin varlığı hakkında mazur görülebilir bir bilgisizliğe, bir engellemeye vs. dayanıyorsa mümkündür. Tarafın salt ihmalkârlığı, yeterince araştırmaması, davayı uzatma amacı, davayı önemsememesi, kötü niyeti gibi hususlarla o delili sunmaması hâlinde sonradan delil sunulması kabul edilemez, artık o delilden vazgeçmiş sayılır (Atalay, Oğuz; Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt II, 15. Bası, İstanbul 2017, s.1760). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 31. maddesi gereğince hâkim de, davayı aydınlatma ödevi uyarınca maddi ya da hukukî açıdan belirsiz gördüğü hususlar açısından ihtiyaç duyduğu takdirde taraftan yeni delil göstermesini isteyebilir. Elektrik kesintisi nedeniyle şirketin hizmet veremediği iddiasına dayalı zararın tazmini yönünden; 6102 Sayılı Kanun'un 5/A. Maddesinin 1. Fıkrasında "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." hükmü ve yine 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 2. Fıkrasında "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." hükümü düzenlenmiştir. Yasanın düzenlenmesinden ve emredici hükümlerinden görüleceği üzere 6102 Sayılı Kanun'un 5/A. Maddesinin 1. Fıkrası gereği ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında arabuluculuğa başvuru zorunlu ve dava şartı olduğu, bu yola başvurulmaksızın açılan davaların dava şartı yokluğundan reddine karar verileceği ayrıca bu yola başvurulup uzlaşma sağlanamaması ve dava açılmasının gerekmesi halinde ise açılan davaya arabuluculuk son tutanak aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış örneğinin ibraz edilmesi zorunlu olduğu belirtilmiştir. Kanun emredici düzenlemesi arabuluculuğa başvurulmaksızın dava açılması hali ile arabuluculuğa başvurulup da son tutanak aslının veya arabulucu tarafından onaylı bir örneğinin dava dosyasına ibraz edilmemesinin farklı sonuçlara bağlamıştır. Bu haliyle davacı arabulucuya başvurmuşsa anlaşamamaya ilişkin son tutanak aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış örneğinin dava dosyasına sunulmaması halinde mahkemece davacıya 1 haftalık kesin süre içerisinde davacıya bu eksikliği gidermesi için süre verilmesi ve verilen sürede karar gereği icra edilmemesi halinde davanın usulden reddedileceğine karar verileceği yasanın amir hükmüdür. V-) Sabit Görülen Vakıalar, Bunlardan Çıkarılan Sonuç ve Hukuki Sebepler Cihazlarda meydana geldiği iddia olunan zararın tazmini yönünden davanın değerlendirilmesi; Somut olayda, dava dilekçesinde, hasarlandığı iddia olunan emtiaların hangi elektrik kesintileri ve/veya voltaj dalgalanması nedeni ile hasarlandığı ve iddia olunan zararın oluştuğunu açıklamadığından, davacı vekiline, bu hususu açıklaması ve dayandığı vakıaları somutlaştırılması için süre verilmiştir. Davacı vekili, tarihli beyan dilekçesinde, 15/07/2023 - 20/07/2023 Tarihleri Arasındaki Elektrik Kesintisi nedeni ile oteldeki cihazların işlevsiz hale geldiği, işletmenin hizmet sunumunun aksadığı ve müşteri kaybı yaşandığını belirtmiş ve ayrıca 2023 Yılı Genelinde Süregelen voltaj yükselmesi, düşmesi ve ani kesintiler nedeniyle cihazların zarar gördüğünü belirtmiş ise de; zarar gören cihazların, hangi tarihteki elektrik kesintileri ve/veya voltaj dalgalanması nedeni ile zarar gördüğünü açıklamadığı gibi somutlaştırmamıştır. Yukarıda belirtilen HMK'nun ilgili maddelerine göre taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmalıdırlar. Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur. Bir davada, ispat faaliyetinin tam olarak yürütülebilmesi, mahkemenin uyuşmazlığı doğru tespit ederek yargılama yapabilmesi, karşı tarafın ileri sürülen vakıalara karşı kendini savunabilmesi için, iddia edilen vakıaların açık ve somut olarak ortaya konulması gerekir. Genel geçer ifadelerle, somut bir şekilde ortaya koymadan iddia veya savunma amacıyla vakıaların ileri sürülmesi durumunda, yargılamanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesi mümkün olmayacağı gibi, vakıaların anlaşılması için ayrıca bir araştırma yapılması ve zaman kaybedilmesi söz konusu olacaktır. Taraflar, haklarını dayandırdıkları hukuk kuralının aradığı koşul vakıalara uygun, somut vakıaları açıkça ortaya koymalıdırlar. Bu vakıaların somut olarak ileri sürülmesi, ilgili taraf için bir yüktür; bu yükü yerine getirmeyen sonuçlarına katlanacaktır. Davanın dayanağı olan vakıaların soyut olarak gösterilmesi yetmez, bu vakıaların ispata elverişli şekilde zaman, mekan ve içerik olarak somutlaştırılması zorunludur. Somutlaştırmak, bir iddiayı, zaman, mekân, kişi, oluş şekli gibi unsurlarıyla algılamaya, anlamaya, tartışmaya, ispata elverişli şekilde ortaya koymaktır. Dava dilekçesinde bir takım vakıalar belirtilmekle birlikte yargılama yapmaya elverişli açıklıkta olmadığı ve deliller ile ilişkilendirilmediği görülmektedir. Somut olayda, emtialarda meydana geldiği iddia olunan zararın yüksek gerilim ve voltaj dalgalanmasından ileri geldiği hususunun tahmin ve yorum ile değil somut bulgu ve belgelerle tespit edilmesi gerektiği ve bu durumda da davacı iş yerinde enerji nakil hattında meydana geldiği iddia olunan elektrik kesintileri ve/veya voltaj dalgalanmalarının tarih olarak belirtilmesi gerektiği ve ayrıca hasarlandığı iddia olunan emtianın hangi tarihlerde hasarlandığı hususunda da dava dilekçesinde açıklık bulunmadığı hususları nazara alındığında, cihazlarda meydana geldiği iddia olunan zararın tazmini yönündeki dava, ıspatlanamadığından, esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Elektrik kesintisi nedeniyle şirketin hizmet veremediği iddiasına dayalı zararın tazmini yönünden davanın değerlendirilmesi; Davacı vekili, dava dilekçesi ekindeki " eşyaların ve cihazların zarar görmesi nedeniyle yaşanan maddi kayıpların tazmini istemli" uyuşmazlığa ilişkin arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağını sunmuş ise de; bu tutanağın "cihazlarda meydana geldiği iddia olunan zararın tazminine" ilişkin olduğu, "elektrik kesintisi nedeniyle şirketin hizmet veremediği iddiasına dayalı zararın tazminine" ilişkin bir tutanağın düzenlenmediği, HMK'nın 110. Maddesi gereği birbirinden bağımsız birden fazla istemin aynı davada (davaların yığılması) açılabileceği, ancak her bir istemin bir dava olduğu hususu da gözetilerek her bir istem için arabulucuya başvuru şartının zorunlu olduğu, davaya konu "elektrik kesintisi nedeniyle şirketin hizmet veremediği iddiasına dayalı zararın tazminine" ilişkin arabulucuya başvurma şartının gerçekleştirilmediği anlaşıldığından 6102 Sayılı Kanun'un 5/A. Maddesinin 1. fıkrası ve HMK m. 115/2 gereğince aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. davanın kabulüne karar vermek gerekmiş, aşağıdaki gibi karar verilmiştir. HÜKÜM (Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere): 1-Davacının elektrik kesintisi nedeniyle şirketin hizmet veremediği iddiasına dayalı zarar yönünden davanın, 6102 Sayılı Yasanın 5 / A -1 ve HMK'nın 115/2 Maddeleri gereğince, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden REDDİNE, 2-Davacının cihazlarda meydana geldiği iddia olunan zararın tazmini yönündeki davasının, ispatlanamadığından esastan REDDİNE, 3-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 187,80-TL eksik harcın davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 10.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Arabuluculuk sarf ücreti olan 3120,00-TL'nin davacıdan alınarak Hazineye İrat kaydına, 6-Gerekçeli kararın HMK 321/2 maddesi gereğince taraf vekillerine tebliğine, 7-Karar tebliğ giderleri karşılandıktan sonra kalan gider avansının karar kesinleşmesinden sonra talep halinde yatırana iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen kararın, taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. Verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 10/04/2025 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır