Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/2655 E. 2024/4618 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2655
- Karar No
- 2024/4618
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1041 E., 2024/1199 K. DAVA TARİHİ : 20.08.2021 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bafra 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/180 E., 2023/419 K. Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi, kâl, ecrimisil savunma yoluyla temliken tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, el atmanın önlenmesi ve kâl isteminin kabulüne, ecrimisil isteminin kısmen kabulüne, temliken tescil isteminin kesin hüküm sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı dava dilekçesinde özetle; 395 ada 21 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, taşınmaza bitişik konumdaki mülkiyeti davalıya ait 395 ada 20 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binanın 395 ada 21 parsele taşkın olarak inşa edildiğini iddia ederek el atmanın önlenmesine, taşkın binanın kısmen veya tamamen kâl'ine, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL ecrimisilin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 17.01.2023 tarihli dilekçesi ile ecrimisil istemini 13.613,33 TL 'ye ıslah etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müdahalenin sonlanması için davalı müvekkilinin elinde geleni yaptığını, 395 ada 21 parsel sayılı taşınmazın önceki maliki ile anlaşmaya vardığını, ona 4.000 Dolar ödeme yaptığını, ifraz mümkün olmadığından taşkın kısmın satışının gerçekleştirilemediğini, ödediği bedeli geri almadığını, davacının iyiniyetli olmadığını, davacının 395 ada 21 parsel sayılı taşınmazı bu durumu bilerek yeni satın aldığını, rayicin çok üzerinde davalıya satma niyetinde olduğunu belirterek davanın reddini istemiş, savunma yoluyla temliken tescile karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. İlk Derece Mahkemesinin 07.11.2023 tarihli ve 2021/180 Esas, 2023/419 sayılı kararıyla; davalıya ait binanın davacının taşınmazına taşkın olarak inşa edildiği gerekçesiyle el atmanın önlenmesine, davalının binasının tamamen kâl'ine, ecrimisil isteminin kısmen kabulüne, temliken tescil isteminin kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiştir. 2. Davacı vekilinin 11.01.2024 tarihli dilekçesi ile harç ve vekalet ücreti yönünden hükümdeki maddi hataların düzeltilmesinin talep edilmesi üzerine İlk Derece Mahkemesince 12.01.2024 tarihli tashih şerhi ile hükmün harç ve vekalet ücretine ilişkin maddelerinin düzeltilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuran İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; temliken tescil isteminin reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, kesin delil bulunmadığını, temliken tescilin şartlarının bulunduğunu, yapı değerinin arsanın taşkın kısmının değerinden fazla olduğunu, ifrazın mümkün olduğunu, davacı tarafından önce de el atmanın önlenmesi davası açıldığını, davacının süresinde taşkın yapıya itiraz etmediğini, davacının iyi niyetli olmadığını, dürüstlük kuralına aykırı davrandığını, davacının önceki malik ile danışıklı hareket ettiğini, davacının taşkın yapıyı satın aldığı sırada bildiğini, iş bu davanın yargılaması sürecinde davacının müvekkilini 50.000,00 Euro vermezsen binayı yıktıracağım şeklinde tehdit ettiğini, taşkın kısmın ifrazı halinde davacının arsasına bina inşa edebileceğini, müvekkilinin taşkın kısmın bedelini önceki malike ödemiş olmasına rağmen davacıya da ödeme yapmaya hazır olduğunu, ancak davacının fahiş bedel talep ettiğini, tashih şerhinin hatalı olduğunu, dava konusunun taşkın kısım olduğunu, binanın tamamı üzerinden yargılama giderlerine hükmedilemeyeceğini ileri sürülerek istinaf başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek temyiz isteminde bulunmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi, kâl ve ecrimisil ile savunma yoluyla temliken tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, 2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 683 üncü maddesine göre; "Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir" 3. Bilindiği üzere, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup 08.03.1950 tarih ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK'nın 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı Kararı). 4. HMK'nın Hükmün tashihi başlıklı 304 üncü maddesine göre; "Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir. Tashih kararı verildiği takdirde, düzeltilen hususlarla ilgili karar, mahkemede bulunan nüshalar ile verilmiş olan suretlerin altına veya bunlara eklenecek ayrı bir kâğıda yazılır, imzalanır ve mühürlenir." 5. Aynı Kanunun hükmün tavzihi başlıklı 305 inci madde hükmü gereğince; "Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir. Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez". 6. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 722, 723, ve 724 üncü maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 3. Davalı vekilinin diğer temyiz temyiz itirazlarına gelince; a. Davacı, mülkiyetinde bulunan taşınmaza taşkın şekilde inşa edilen yapı ile ilgili el atmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil isteminde bulunmuştur. Davacının malik olmadığı alanı da kapsayacak şekilde 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 683 üncü maddesine aykırı olacak şekilde yıkım kararı verilmesi usul ve yasaya aykırılık oluşturmaktadır. b. Davalı vekilinin 12.01.2024 tarihli tashih şerhine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 305 inci maddesinde hükmün taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçların tavzih yolu ile sınırlandırılamayacağı, genişletilemeyeceği ve değiştirilemeyeceği düzenlemesine aykırı olarak İlk Derece Mahkemesi hükmünün 4. ve 5. maddelerindeki harcın ve 7. maddesindeki vekalet ücretinin tashihine karar verilmesi hukuka aykırı olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Yukarıda V.C.3.2 inci paragrafında açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Yukarıda V.C.3.(3.a.) ve devamındaki bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.10.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.