Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/1063 E. 2024/5063 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1063
- Karar No
- 2024/5063
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1123 E., 2023/1454 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 27. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/474 E., 2019/308 K. 1- İlk Derece Mahkemesince, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine dayanan tapu iptal ve tescil davasında davalıların kabul beyanı doğrultusunda davanın kabulüne, davalılar adına bulunan arsa payı hisselerinin %31'inin iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. 2- İlk Derece Mahkemesi kararına karşı taraf vekillerinin istinaftan feragat dilekçeleri sunmaları üzerine kararın tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. 3- Davalılar vekili, müteahhidin tüm dairelerini satması ve kat irtifakının da kurulmuş olması nedeniyle mahkeme kararının infazının mümkün olmadığını ileri sürerek kararın tavzihin, mümkün olmadığı takdirde yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesini talep etmiş, İlk Derece Mahkemesince kat mülkiyetine geçilmesi sonucu mahkeme kararının infaz kabiliyetinin kalmadığı, tarafların mülkiyet hususunda bir ihtilaflarının bulunmadığı, sulh nedeni ile uyuşmazlık konusunun ortadan kalktığı, hükmün kat mülkiyeti sonucu oluşan mülkiyete etki etmeyeceğinin anlaşıldığı gerekçesiyle tavzih talebinin reddine karar verilmiştir. 4- İlk Derece Mahkemesinin ek kararına karşı davalılar vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesince hükmün infazı mümkün değil ise de hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçların, tavzih yolu ile sınırlandırılamayacağı, genişletilemeyeceği ve değiştirilemeyeceğinden, yerel mahkemece tavzih talebinin reddine karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. 5- Bu karara karşı süresinde davalılar vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Kamu düzenine aykırılık hallerinin re'sen gözetildiği, istinaf nedenleriyle sınırlı ve usulüne uygun olarak istinaf inceleme ve denetiminin yapıldığı; dosya içeriği, kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davalılar vekilinin talebinin HMK'nın 305.maddesi uyarınca tavzih yolu ile değerlendirilmesinin mümkün olmadığı dikkate alındığında davalılar vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi kararına ilişkin davalılar vekilinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan kararın ONANMASINA, alınması gereken harç peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 23.12.2024 gününde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi. - MUHALEFET ŞERHİ - Dava, yüklenici tarafından arsa maliki aleyhine açılmış tapu iptal ve tescile ilişkindir. Yargılama sırasında davalılar davayı kabul etmiş, Mahkemece kabul nedeniyle kabul hükmü kurulmuş, bu hükmün infazının mümkün olmaması nedeniyle davalılar vekilince hükmün değiştirilmesi istenmiştir. İlk Derece Mahkemesince tashih talebi reddedilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de baş vuru esastan reddedilmiştir. Temyiz yoluyla Daire önüne gelen uyuşmazlık, tashihin mümkün olup olmadığı hususudur. Sayın çoğunluk, tashihin reddine ilişkin kararı onamıştır. Çoğunluk ile aramızda oluşan uyuşmazlık, infazı mümkün olmayan kararın tashih veya tavzih yoluyla infaza elverişli hale getirilmesinin mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Dosya kapsamıyla, davacı 27 no.lu parselde bulunan davalılara ait payların %31inin tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir. Davalılar davayı kabul etmişlerdir. Kabul ile birlikte artık kesin hükmün sonuçları doğmuştur.(HMK 311m) Yine dava her ne kadar 27 no.lu parsel hakkında açılmışsa da, dava açılmadan önce kat irtifakı kurulmuştur. Davalılardan biri 5 no.lu, diğeri ise 6 no.lu bağımsız bölüm malikidir. Her iki bağımsız bölüm de 27 no.lu parsel üzerindedir. Ayrıca dava dilekçesinin 2. sayfasında “dava konusu 5 ve 6 no.lu bağımsız bölümlerin devir ve temlikini ve herhangi bir hak ve mükellefiyet ile yükümlenmesinin önlenmesi yolunda…” demek suretiyle de davaya konu uyuşmazlığın 5 ve 6 no.lu bağımsız bölümlere ilişkin olduğu belirtilmiştir. Davacı, talebinin sonuç bölümünde bağımsız bölüm numarası belirtmesi gerekirken sadece parsel numarası bildirmiş, Mahkemece ön inceleme duruşmasında bu eksiklik giderilip uyuşmazlık tam olarak belirlenmesi gerekirken (HMK 140/3) bu husus gözden kaçırılmış, yine kabul nedeniyle kabul hükmü kurulurken dahi tapu kaydı esas alınmamış, dava dilekçesinin sonuç kısmında belirtilen talep nazara alınarak kabul hükmü kurulmuş, bu hükme ilişkin istinaf taleplerinden vaz geçilmesi nedeniyle hüküm kesinleşmiştir. Kesinleşen bu hükmün infazının mümkün olmadığı Tapu Müdürlüğünce Mahkemeye bildirilerek tashih ve tavzih istenmiş, bundan sonra Davalılar vekilince düzeltme adı altında davanın reddine ilişkin talepte bulunulmuştur. Bilindiği üzere mahkemelerce verilen kararlar açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde olmalıdır.(HMK 297/2) Hükümlerin infaza elverişli olması kamu düzenindendir. Aksi halde uzun süren yargılamalardan sonra dahi verilen karar infaz edilememekte, taraflar arasındaki uyuşmazlığın sona ermesi beklenirken yeni uyuşmazlıkların doğmasına sebebiyet verilmektedir. Yasa koyucu, bir şekilde infazı mümkün olmayan karar verilmişse bu kararın infazını temin amacıyla HMK ile hükmün tashih ve tavzihini düzenlemiştir. Hükmün tashihi MADDE 304- (1) Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece re'sen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir. (2) Tashih kararı verildiği takdirde, düzeltilen hususlarla ilgili karar, mahkemede bulunan nüshalar ile verilmiş olan suretlerin altına veya bunlara eklenecek ayrı bir kâğıda yazılır, imzalanır ve mühürlenir. Hükmün tavzihi MADDE 305- (1) Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir. (2) Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez. Görüldüğü üzere “Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir” şeklinde düzenleme getirilmiştir. Bu düzenleme nedeniyle taraflardan hiçbir başvuru olmasa dahi, Tapu Müdürlüğünden gelen müzekkere üzerine Mahkemece resen inceleme yapılıp usule uyularak düzeltme yapmak mümkün olabilecektir. Aksi halde verilen kararın infazı mümkün olmayacak, tarafların hakka ulaşımı engellenmiş olacaktır. Diğer yandan kabulün kesin hükmün sonuçlarını doğurması ve Türk Medeni Kanunu 705. Maddesi gereği mülkiyetin mahkeme kararı ile tescilsiz kazanımı nedeniyle, davacıya intikal eden mülkiyetin tapuya işlenmesi mümkün olmayacak, bu nedenle yeni davalar ve uyuşmazlıklar çıkacaktır. Mahkeme gerekçesinde belirtilen “HMK 305/2 maddesi gereğince hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçların, tavzih yoluyla sınırlandırılamayacağı” kuralına gelince, dava 27 no.lu parselin tamamı için açılmış ve parselin tamamı için kabul edilmiştir. Ne var ki parsel üzerinde kat irtifakı bulunması nedeniyle bu kabul ancak davalılara ait 5ve 6 no.lu bağımsız bölümler bakımından sonuç doğuracaktır. Bu bağımsız bölümler de 27 no.lu parselin bir cüzüdür. Bu nedenle hüküm “ 27 no.lu parselde bulunan Davalılar adına kayıtlı 5 ve 6 no.lu bağımsız bölümlerin %31 payının iptali ile davacı adına tesciline” şeklinde kurulmuş olsaydı infazda hiçbir problem çıkmayacaktı. Bu nedenle düzeltme yapılması halinde tarafların biri aleyhine bir değişiklikten de bahsedilemeyecektir. Yargılama esasen 5.ve 6 no.lu bağımsız bölümler için yapılmış ve “kabul nedeniyle kabul” ile sonuçlanmış ve kesinleşmiştir. Artık bu aşamadan sonra kabulün yerinde olup olmadığını sorgulamak mümkün olmayacaktır. Ne var ki kesinleşmeden sonra 5 no.lu taşınmaz el değiştirmiş, yargılamada taraf olmayan Kerem adına satış suretiyle intikal etmiştir. Bu nedenle hükümde taraf olmayan kişi aleyhine sonuç doğuracak şekilde tashih suretiyle dahi hüküm kurmak mümkün olmadığından 5 no.lu bağımsız bölüme ilişkin tashih talebinin reddi gerekecektir. 6 no.lu bağımsız bölüm açısından ise tashih talebinin kabulü ile hükmün 1.fıkrasında “27 parselde” ibaresinden sonra gelmek üzere “bulunan 6 no.lu bağımsız bölümün” kelimeleri eklenmek suretiyle tashih talebinin kabulü gerekirken, bu talebin reddine ilişkin kararın onanması yönünde oluşan çoğunluk görüşüne katılmıyorum.