Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/2464 E. 2024/3839 K. – Ketmi Verese
Konu: Ketmi Verese Nedeniyle Alacak
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2464
- Karar No
- 2024/3839
- Karar Tarihi
- Konu
- Ketmi Verese Nedeniyle Alacak
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1530 E., 2023/3028 K. DAVALILAR : ... vd. vekili Avukat ... vd. DAVA TARİHİ : 28.03.2011 KARAR : Esastan ret TEMYİZ EDENLER : Davacı vekili, bir kısım davalılar vekilleri İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/470 E., 2021/358 K. Taraflar arasındaki ketmi verese nedeniyle alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince Mahkemenin yetkisizliğine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ve bir kısım davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve bir kısım davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ve davalıların 02.02.1966 tarihinde ölen mirasbırakan Hacı ...'nın mirasçıları olduklarını, mirasbırakanın ölüm tarihinde hissedarı olduğu Bossa Ticaret ve Sanayi İşletmeleri TAŞ'deki hisselerinin davalılara miras yoluyla intikal ettirildiği, müvekkilinin ise mirasbırakanın ölen oğlu İhsan Sabancı'nın evlilik dışı ilişkisinden olma kızı olması nedeniyle mirasçı olmasına rağmen mirasçılık belgesinde kendisine pay verilmediğini ve bu usulsüz mirasçılık belgesine istinaden hisselerin dağıtıldığını ileri sürerek müvekkilinin dava konusu şirketteki miras payı oranında pay defterine kaydını olmadığı takdirde karar tarihindeki hisse bedelinin yasal faiziyle davalılardan alınarak müvekkiline verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ketmi verese hukuki nedenine dayanılarak açılan miras payı karşılığı alacak talebine ilişkin davaların "terekenin paylaşımına" ilişkin olarak açılan bir dava olarak nitelendirelemeyeceğini, ketmi verese hukuki nedenine dayalı olarak açılan davaların miras hukukundan kaynaklı bir tür alacak davası niteliğinde olduğu, nitekim ketmi verese hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davalarının "terekenin paylaşımına" ilişkin değil, yolsuz tescile dayalı tapu iptali ve tescil davası olarak nitelendirilerek yetkili mahkemenin taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi olduğu, dolayısıyla ketmi verese hukuki sebebine dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil yahut alacak talebine ilişkin davaların "terekenin paylaşımına" ilişkin bir dava olmadığı, uyuşmazlığın ketmi verese hukuki nedenine dayanılarak açılan miras payı karşılığı alacak talebine ilişkin olduğu, bu haliyle uyuşmazlık türünün 6100 sayılı HMK'nın 11 inci maddesinde tahdidi olarak sayılan davalardan hiçbirisine girmediği, yetkili mahkemenin HMK’nın yetkiye ilişkin genel hükümlerine göre belirlenmesi gerektiği, 6100 sayılı HMK’nın 6 ncı maddesine göre, genel yetkili mahkemenin, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğunun düzenlendiği, aynı Yasa'nın 7 nci maddesinde, birden fazla davalı bulunan hallerde, davanın, davalılardan herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesinde de açılabileceği davalıların yerleşim yeri mahkemesi İstanbul Mahkemeleri olsa da, eldeki davada kesin yetki kuralı olmadığı ve Adana 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada, davalılar tarafından 6100 sayılı HMK'nın 19/2 nci maddesinde öngörülen şekilde usulüne uygun bir yetki itirazı ileri sürülmediği, dolayısıyla HMK'nın 19/4 üncü maddesi uyarınca davanın açıldığı Adana 2. Asliye Hukuk Mahkemesi yetkili hale geldiği gerekçesiyle Mahkemenin yetkisizliğine, yetkili Mahkemenin Adana Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve bir kısım davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davalılar ... vd. vekili istinaf dilekçesinde; davanın terekenin paylaşımından doğan alacak davasına ilişkin olması sebebiyle HMK 11 inci maddesi gereğince mirasbırakanın son yerleşim yeri olan İstanbul Mahkemelerinin kesin yetkili olduğu ve re'sen dikkate alınması gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesinin yetkisizlik kararının kaldırılmasını istemiştir. 2. Davalılar ... vd. vekili istinaf dilekçesinde; eldeki davanın mirasbırakan Hacı ...'nın terekesinde bulunan bir kısım mallar için açıldığı, HMK 11 inci madde gereğince yetkili Mahkemenin mirasbırakanın son yerleşim yeri olan İstanbul Mahkemeleri olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesinin yetkisizlik kararının kaldırılmasını istemiştir. 3. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; terekenin kesin paylaşımına kadar açılacak tüm davalarda HMK'nın 11 inci maddesi gereğince mirasbırakanın son yerleşim yeri Mahkemelerinin kesin yetkili olduğunu, ancak mirasbırakanın son yerleşim yerinin İstanbul değil Adana olduğunu, mirasbırakanın tedavi amaçlı İstanbul'a gittiğini ve orada öldüğünü ancak daimi ikametinin ise Adana olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin HMK'nın 6 ncı maddesi gereği genel yetki kuralına istinaden verdiği yetkisizlik kararının doğru olmadığını, mirasbırakanın son yerleşim yerinin "Adana" olması sebebiyle yetkisizlik karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. 4. Davalılar ... vd. vekili istinaf dilekçesinde; mirasbırakanın son yerleşim yerinin İstanbul olduğunun bir çok Mahkeme kararı ile kesinleştiğini, eldeki davanın mirabırakanın terekesine yönelik açılması nedeniyle HMK 11 inci madde gereğince yetkili Mahkemenin İstanbul Mahkemeleri olduğunu, eldeki davanın miras sebebiyle istihkak olarak nitelendirilebileceği ve buna göre de zamanaşımının dolduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesinin yetkisizlik kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince, ketmi verese nedeniyle açılan davaların niteliği itibariyle TMK 576 ncı ve HMK 11 inci maddesine göre kesin yetkiye tabi dava niteliğinde olmadığı, davaya bakmakla yetkili mahkemenin HMK 6 ncı maddesine göre tayin edileceği, mirasbırakanın son yerleşim yeri itirazlarının da inceleme konusu dava bakımından önem taşımadığı, davanın açıldığı ilk yetkisizlik kararını veren mahkemenin yargılama aşamasında süresinde ileri sürülmüş bir yetki itirazı da bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince yetkisizlik kararı verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekili ve davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; terekenin kesin paylaşımına kadar açılacak tüm davalarda HMK'nın 11 inci maddesi gereğince mirasbırakanın son yerleşim yeri Mahkemelerinin kesin yetkili olduğunu, ancak mirasbırakanın son yerleşim yerinin İstanbul değil Adana olduğunu, mirasbırakanın tedavi amaçlı İstanbul'a gittiğini ve orada öldüğünü ancak daimi ikametinin ise Adana olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin HMK'nın 6 ncı maddesi gereği genel yetki kuralına istinaden verdiği yetkisizlik kararının doğru olmadığını, mirasbırakanın son yerleşim yerinin "Adana" olması sebebiyle yetkisizlik karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yasa yoluna başvurmuştur. 2. Davalılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın terekenin paylaşımından doğan alacak davasına ilişkin olması sebebiyle HMK'nın 11 inci maddesi gereğince mirasbırakanın son yerleşim yeri olan İstanbul Mahkemelerinin kesin yetkili olduğu ve resen dikkate alınması gerektiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yasa yoluna başvurmuştur. 3. Davalılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; mirasbırakanın son yerleşim yerinin İstanbul olduğunun bir çok Mahkeme kararı ile kesinleştiğini, eldeki davanın mirabırakanın terekesine yönelik açılması nedeniyle HMK'nın 11 inci madde gereğince yetkili Mahkemenin İstanbul Mahkemeleri olduğunu, eldeki davanın miras sebebiyle istihkak olarak nitelendirilebileceği ve buna göre de zamanaşımının dolduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yasa yoluna başvurmuştur. 4. Davalılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; eldeki davanın mirasbırakan Hacı ...'nın terekesinde bulunan bir kısım mallar için açıldığı, HMK'nın 11 inci madde gereğince yetkili Mahkemenin mirasbırakanın son yerleşim yeri olan İstanbul Mahkemeleri olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yasa yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, mirasta adi istihkak istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6 ncı maddesi şöyledir; "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Yerleşim yeri, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre belirlenir." 2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 7 nci maddesi şöyledir; "Davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Ancak, dava sebebine göre kanunda, davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse, davaya o yer mahkemesinde bakılır. Birden fazla davalının bulunduğu hâllerde, davanın, davalılardan birini sırf kendi yerleşim yeri mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı, deliller veya belirtilerle anlaşılırsa, mahkeme, ilgili davalının itirazı üzerine, onun hakkındaki davayı ayırarak yetkisizlik kararı verir." 3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 11 inci maddesi şöyledir; "Aşağıdaki davalarda, ölen kimsenin son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir: a) Terekenin paylaşılmasına, yapılan paylaşma sözleşmesinin geçersizliğine, ölüme bağlı tasarrufların iptali ve tenkisine, miras sebebiyle istihkaka ilişkin davalar ile mirasçılar arasında terekenin yönetiminden kaynaklanan davalar. b) Terekenin kesin paylaşımına kadar mirasçılara karşı açılacak tüm davalar. Terekede bulunan bir mal hakkında açılmak istenen istihkak davası, terekenin yazımı ve tespiti zamanında mal nerede bulunuyorsa, orada da açılabilir. Mirasçılık belgesinin iptali ve yeni mirasçılık belgesi verilmesine ilişkin davalarda, mirasçıların her birinin oturduğu yer mahkemesi de yetkilidir." 4. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 576 ncı maddesi şöyledir; "Miras, malvarlığının tamamı için mirasbırakanın yerleşim yerinde açılır. Mirasbırakanın tasarruflarının iptali veya tenkisi, mirasın paylaştırılması ve miras sebebiyle istihkak davaları bu yerleşim yeri mahkemesinde görülür." 3. Değerlendirme 1. Dosyanın incelenmesinde; davacı vekilinin, 02.02.1966 tarihinde ölen mirasbırakan Hacı ...'nın Bossa Ticaret ve Sanayi İşletmeleri TAŞ'deki hisselerinin, davacının mirasçı gösterilmediği mirasçılık belgesine istinaden davalı mirasçılara intikal ettirildiğini, müvekkilinin de mirasçı olması nedeniyle dava konusu şirketteki miras payı oranında pay defterine kaydının olmadığı takdirde karar tarihindeki hisse bedelinin davacıya ödenmesini talep etmiştir. Özdeyişle, dava mirasbırakanın terekesinde yer alan şirket hisselerinin terekenin paylaşımı sırasında, davacının mirasçı olmasına rağmen davacının paylaşıma katılmadığı iddiasına dayanmaktadır. 2. Bilindiği gibi miras ortaklığı, mirasbırakanın ölümü ile meydana gelen ve mirasçıların iradesi dışında gerçekleşen geçici bir ortaklık olup, bu durum kural olarak mirasın paylaşımına kadar devam eder. (TMK 640) Öte yandan aradan ne kadar süre geçerse geçsin, butlandan farklı olarak paylaşmanın yok hükmünde olduğunun ileri sürülmesi, TMK 2. maddesi uyarınca hakkın kötüye kullanılması niteliğinde de sayılmaz. Bu bakımından "ketmi verese" olgusunun sabit olduğu hallerde, ister yazılı paylaşma sözleşmesi uyarınca paylaşma yapılmış olsun, ister elden paylaşma usulüyle paylaşma gerçekleştirilsin, miras ortaklığını oluşturan tüm mirasçıların eksiksiz katılımı ve rızası söz konusu olmadığı için tereke unsurlarının geçerli bir paylaşmaya konu yapıldığından söz etmek mümkün değildir. Bu takdirde de tereke unsurlarının terekeye geri döndürülmesi ve elbirliği hak sahipliği yeniden tesis edildikten sonra, söz konusu unsurların yeniden paylaşılması gerekecektir. Bu konuda anlaşma sağlanamadğı takdirde de terekenin paylaşılması ancak paylaşma davası yoluyla mümkün olacaktır. (TMK 642) 3. Diğer yandan, mirasçılık belgesinin iptali davası sonucunda taraflar arasında kimin mirasçı olduğu ya da miras ortaklığında yer alıp almadığı, yer aldıysa hangi miras payına sahip olduğu kesin hüküm niteliği kazanmış çekişmeli bir yargı kararı sonucunda tespit edildiği için ilgililer bakımından bu yeni duruma uygun olarak ilamda belirlenen yeni mirasçılık sıfatına uyan ve miras paylarını karşılayan hukuki durumun tesis edilmesi gereklidir. Bu demektir ki, ketmi verese nedeniyle iptal edilmiş olan mirasçılık belgesinde belirlenen ya da yeniden düzenlenen paylar doğrultusunda elbirliği ile hak sahipliği tesis edilerek terekenin yeniden paylaşılması gerekecektir. 4. O halde yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 599 uncu maddesine göre davacının mirasçılık belgesinin iptali davası yoluyla mirasçı olarak tespit edilerek, mirasbırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak kanun gereği kazandığı açıktır. Dolayısıyla, davacının dava konusu şirketin paylaşımına katılmaması ile terekenin tüm mirasçıların eksiksiz katılımı ile kesin olarak paylaşıldığının da söyleme imkanı bulunmamaktadır. 5. Davacının paylaşıma katılmaması nedeniyle tereke malını elinde bulunduran diğer mirasçılara karşı alacak talep etmesi yönünden ise mirasçılıkta üstün hak iddiası bulunmadığından açılan dava adi istihkak davası olarak adlandırılmaktadır. Adi istihkak davasında miras sebebiyle istihkak davasından farklı olarak mirasçılıkta üstün hak iddiası bulunmadığı gibi mirasçılık sıfatıyla ilgili uyuşmazlık da mevcut değildir. Mirasçıların istihkak davası açması her zaman imkan dahilindedir. 6. Mirasçılar mirasbırakanın malvarlığı içerisinde bulunan hak ve malları hakkı olmadan elinde bulunduran kişilere karşı bunları geri alabilmek amacıyla dava açabilirler. Davacının, mirasçılıkta üstün hakkını ileri sürmeden terekede bulunan malı elinde tutan diğer mirasçılara karşı miras payının iadesi talepli açmış olduğu dava, adi istihkak davası olarak nitelendirilmelidir. 7. Bu durumda, davanın Türk Medeni Kanunu'nun 576 ncı maddesinde düzenlenen "terekenin kesin paylaşılmasına kadar mirasçılara karşı açılacak tüm davalar" kapsamında, niteliği itibariyle mirasbırakanın ölümünden sonra terekede bulunan mal hakkında diğer mirasçılara karşı adi istihkak niteliğindedir. Bu bağlamda davada yetkili Mahkeme ise Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 11 inci maddesi kapsamında mirasbırakanın son yerleşim yeri Mahkemeleridir. Dosya kapsamında ve nüfus kayıtlarına göre mirasbırakanın yerleşim yerinin "İstanbul" olduğu sabit olup, yetkili Mahkemenin İstanbul olması nedeniyle Mahkemece yanılgılı gerekçeyle yetkisizlik kararı verilmiş olması doğru görülmemiş, yetkisizlik kararının bu nedenle bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.09.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.