Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/5423 E. 2024/4816 K. – Suya El Atmanın
Konu: Suya El Atmanın Önlenmesi Ve Ecrimisil
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5423
- Karar No
- 2024/4816
- Karar Tarihi
- Konu
- Suya El Atmanın Önlenmesi Ve Ecrimisil
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2516 E., 2023/2780 K. DAVA TARİHİ : 25.08.2021 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/294 E., 2023/55 K. Taraflar arasındaki suya el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı dava dilekçesinde; Tokat ili, ... ilçesi, ... Köyü, 114 ada 19 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, taşınmaz dedesine ait iken bedeli karşılığı tarafına devredilmiş olduğunu, taşınmaz üzerinde muhtelif yerlerde su gözelerinin bulunduğunu, bu gözelerden su boruları bağlanmak suretiyle köy sakinlerinin su ihtiyaçlarının karşılandığını, tarlasından çıkan su kaynaklarından öncelikle yararlanma hakkı olduğunu, ancak suların tamamının su boruları ile köye ait depoya taşındığını belirterek taşınmaza yönelik el atmanın önlenmesine, şimdilik 1.000,00 TL ecrimisil bedeline, beton su gözlerinin kâl'ine, yıkım ve eski hale getirme giderlerinin de belirlenerek davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davada idari yargının görevli olduğunu, zira davaya konu suya ilişkin projenin 1960 yıllarında YSE tarafından yapıldığı, davalı köyün suda kadim hakkı olduğunu, daha önce tapusuz olan taşınmazın 1993 yılında tapulandığı, ardından davacı adına 2016 yılında kayıtlandığı, suyun davalı köyün içme ve sulama suyunda kullanıldığını, davalı köyün içme ve kullanma suyu için başkaca bir kaynağı olmadığını, içme suyunun sulama suyundan öncelikli olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazda yapılan keşifte, dinlenen tanıklar ve alınan bilirkişi raporları uyarınca davacının taşınmazından çıkan suların borular ve su gözeleri ile toplanarak kullanıldığının tespit edildiği, bu haliyle davacının taşınmazına el atıldığı gerekçesiyle el atmanın önlenmesi talebinin kabulüne, 249,94 TL ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 266,00 TL kâl masrafının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; görevli mahkemenin idare mahkemesi olduğunu, aksi halde İl Özel İdaresine husumetin yönlendirilmesi gerektiğini, kararın gerekçesiz olduğunu, raporun yetersiz olduğunu, sadece tarımsal yönden inceleme yapıldığını, içme suyu olarak kullanıldığının gözardı edildiği, davalı köy tarafından kadimden beri kullanıldığının dikkate alınmadığını, davalı köyün bu su kaynağı dışında suyu olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin takdirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, suya el atmanın önlenmesi, ecrimisil, eski hale getirme ve kâl istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 718 ve 756 ncı maddeleri. 3. Değerlendirme 1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 718 inci maddesi gereğince; arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyetin kapsamına yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer. 2. Bu madde hükmüne paralel olarak düzenlenen Türk Medeni Kanunu'nun 756 ncı maddesi gereğince de; "Kaynaklar, arazinin bütünleyici parçası olup bunların mülkiyeti ancak kaynadıkları arazinin mülkiyeti ile birlikte kazanılabilir. Başkasının arazisinde bulunan kaynaklar üzerindeki hak, bir irtifak hakkı olarak tapu kütüğüne tescil ile kurulur. Yeraltı suları, kamu yararına ait sulardandır. Arza malik olmak onun altındaki yeraltı sularına da malik olmak sonucunu doğurmaz. Arazi maliklerinin yer altı sularından yararlanma biçimi ve ölçüsüne ilişkin özel kanun hükümleri saklıdır." 3. Gerek Türk Medeni Kanunu'nun 718 inci maddesi gerekse 756 ncı maddenin ikinci fıkrasında sözü edilen kaynaklar, yeraltı sularından farklıdır. 4. Kaynak, kökeni yeraltı suyu olan tabî ve sürekli olarak yeryüzüne çıkan özel mülkiyete girecek nitelikte özel bir su olup suni bir şekilde veya ara sıra yeryüzüne çıkan su, kaynak niteliğini kazanmaz (Gürsoy/ Eren/ Cansel, Türk Eşya Hukuku, Ankara 1978, s.618). Ayrıca, kaynaktan çıkan suyun yararı kamuya ait bir akarsu oluşturacak kadar bol çıkması halinde kaynak artık özel mülkiyete konu olamaz. Yine, yeraltı suyundan sondaj gibi suni yollarla çıkartılan sulardan yararlanma usulü de 167 sayılı Yeraltı Suları Kanunu'na tâbidir. 5. Başka bir ifadeyle kaynak suyu kendiliğinden kaynadığı arazinin hudutlarını aşacak debide ise ya da malikinin ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra fazlası varsa genel su kabul edilir ve komşular da yararlanabilir. Bunun yanında kaynak suyu tapulu olmayan araziden (örneğin mera, orman vb.) çıkıyorsa suyun debisine bakılmaksızın genel sudur. Bu sudan ise kadim ve öncelik hakkı ihlal edilmemek suretiyle herkes ihtiyacı oranında yararlanabilir. 6. Özel su ise tapulu taşınmazdan çıkan ve sadece o taşınmazın ve malikinin kişisel ihtiyacını karşılamaya yeterli olan sudur. Arazinin mülkiyetine tâbi olan kaynak suyu yani özel su üzerinde, hak sahibi dilediği gibi tasarruf etme yetkisine sahiptir. Bu suyu kendisi kullanabileceği gibi kaynağındaki suyu kullanması hususunda bir başkasına irtifak hakkı da tanıyabilir. Ayrıca mülkiyet hakkına dayanarak kaynağa el atma varsa el atmanın giderilmesi için davalar açmak yetkisi de bulunmaktadır. 7. Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan raporda davaya konu suyun özel su olduğu belirtilerek davacı ve davalı köyün su ihtiyacının sadece tarımsal faaliyette kullanılacak su miktarı hesaplanmak suretiyle belirlendiği anlaşılmıştır. Ne var ki, ihtiyaç belirlenmesi yapılırken öncelikle yerleşik nüfusun içme suyu, sonra kullanma suyu (temizlik), ardından hayvan sulaması için gerekli su, en sonda da tarımsal faaliyette kullanılacak suyun miktarının hesaplanması gerekmektedir. 8. İlk Derece Mahkemesince, öncelikle dava konusu suyun davacı ve davalının ayrı ayrı içme suyu ihtiyaçları gözetilerek yeterli olup olmadığının tespit edilmesi, ardından yukarıda belirtilen sıra uyarınca davacının ve davalı köyün su ihtiyaçlarının bilimsel verilere uygun belirlenmesi, davacı ve davalının bu ihtiyaçlarının şebeke suyu veya başka kaynaklardan karşılayıp karşılamadıklarının araştırılması gerekip içme suyu ihtiyacının temizleme ve sulama suyu ihtiyacına nazaran öncelikli olduğu da gözetilerek dava konusu yerden çıkan su, davacının ihtiyacından (içme suyu esas alınarak) fazla ise davacı ve davalı köyün ihtiyaçları oranında yararlanabileceği bir su rejimi kurulması için bilirkişilerden bilimsel, yeterli ve denetime uygun rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile karar verilmesi hatalı olup bu husus bozmayı gerektirmiştir. 9. İlk Derece Mahkemesince değinilen hususlar gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verildiğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Yukarıda V.C.3.1 ve devamındaki bentlerde açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.10.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.