Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/5173 E. 2024/4004 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5173
- Karar No
- 2024/4004
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2148 E., 2023/1343 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/150 E., 2022/259 K. Taraflar arasındaki muhdesat aidiyetinin tespiti istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun HM'nın 353/1-b-1 inci maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; muris ...'ın, Kocaeli ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 435 ada 7 parsel sayılı taşınmazdaki kagir evini müvekkili ...'a satış suretiyle devrettikten sonra eşi ve oğlunun maddi desteğiyle muris tarafından kendisine verilen taşınmazın üzerindeki kagir evi yıktırıp yerine beş katlı binanın yaptırıldığını, davalının yeterli maddi kazancı olmadığından binanın yapımında da hiçbir maddi katkısının olmadığını, davalı tarafça ikame edilen tüm davalarda ilgili binanın müvekkil tarafından yapıldığının beyan edildiğini, davalının muvazaa iddiasıyla taşınmazdaki hissesini geri almak için açtığı tapu iptali ve tescil davası neticesinde yarı hissenin hükmen davalı adına tescil edilip devamında da davalı tarafça ortaklığın giderilmesi davası açıldığını ileri sürerek; 435 ada 7 parsel sayılı taşınmazdaki beş katlı binanın mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespitini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davaya konu binanın iddia edildiği gibi davalı tarafından yapılmadığını, bu hususun tapu iptali ve tescil davasında da ileri sürüldüğünü; ancak Mahkemece taşınmazın yarı hissesinin müvekkilleri adına tesciline karar verilip kararın kesinleştiğini, binanın davacı tarafça yapıldığına yönelik itirazın yerinde olmadığını, kesin hüküm nedeni ile talebin reddi gerektiğini, açılan ortaklığın giderilmesi davasında binanın kendisi tarafından yapıldığı yönünde davacının bir talepte bulunmadığını, binanın davacı tarafından değil muris tarafından inşa edildiğini, davacının binayı inşaa etmeye yeterli kazancı olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... Davalı tanıklarının beyanlarında dahi tarafların babaları ... ile davacının taşınmazda oturduklarına yönelik beyanları, taşınmazda uzun yıllar ölü davacının oturması, binanın ölü davacı namına yapıldığı beyanları karşısında davanın kabulü gerektiği..." gerekçesiyle, davanın kabulü ile; Kocaeli ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 435 ada 7 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki altı (6) katlı binanın davacıların murisi ... tarafından meydana getirildiğinin ve muhdesatın davacılar murisine aidiyetinin tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili; dava konusu binanın Belediye tarafından yıkıldığını ve davanın konusuz kaldığını, davalının daha önce Kocaeli 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2005/1381 Esas sayılı dosyası ile açtığı davada dava dilekçesinin davalıya tebliğ edilmiş olup davanın üzerinden 30 yıl geçtikten sonra bu davanın açıldığını, davacının mülkiyetin tesbiti davasını açma hakkının ortaklığın giderilmesi davasının açıldığı tarihten itibaren on yıl ile sınırlı olup sürenin hak düşürücü olduğunu, davacı ...'ın dava konusu taşınmazı yapmaya mali gücü, kazancı ve imkanı olmayıp ev hanımı olduğunu, dava konusu taşınmazın başkaları tarafından yaptırıldığının Mahkemece kabul edildiğini, tespit nitelikli davada Mahkemece vekalet ücretinin maktu takdir edilmesi gerekirken nispi takdir olunmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... Davacı tanıklarının beyanlarının yanında davalı tanıklarından ... ve ...'in de benzer mahiyette beyanlarının bulunduğu, davacının inşaatı kayınpederi ve kayınvalidesi veya üçüncü kişiden aldığı paralar ile yaptırması ya da kazı esnasında bulunduğu söylenen altınlar ile yaptırması hususunun yapının davacı tarafından yaptırıldığının ispatlandığı olgusunu değiştirmeyeceği, verilen kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacı vekilince yargılama aşamasında davaya konu binanın yıkıldığı gerekçesiyle davanın konusuz kaldığı ileri sürülmüş ise de; bina yıkılmış olsa dahi binanın kendisi tarafından meydana getirildiğinin tespitini istemekte davacının hukuki yararının bulunduğu, binanın yıkılmasının davayı konusuz bırakmayacağı, bu yöndeki itirazın yerinde olmadığı..." gerekçesiyle; istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 inci maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; istinaf dilekçesindeki aynı sebeplerle hükmü temyiz etmiş; ilave olarak kentsel dönüşüm uygulaması sırasında davacıların taşınmaz üzerinde yaptıkları bina nedeniyle davacılara ön cepheden altı adet daire verilmesi teklif edildiği halde davalılara taşınmazdaki arsa payına karşılık 400 m²'lik arsa ile iki adet daire teklif edildiğini, yapılan teklifin davacılar yönünden kabul edildiğini, binanın mülkiyetinin davacılara ait olmasında davacıların menfaatleri bulunmadığını, davanın konusunun da kalmadığını belirterek; kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, muhdesat aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371inci maddeleri. 2. Bilindiği üzere ve kural olarak tespit davalarında; tespit davası açanın hukuki yararının varlığı gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 106 ncı maddesinin 2 nci fıkrasında “tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır” denilmektedir. 3. 6100 sayılı Kanun'un 114 üncü maddesinin (h) bendine göre, davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması dava şartıdır. Aynı Kanun'un 115 inci maddesi uyarınca Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır ve dava şartı noksanlığının tespiti halinde davanın usulden reddine karar verir. 4. Öğretide ve Yargıtayın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesat aidiyetinin tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. 6100 sayılı HMK’nın 114/1-4 üncü maddesinde hukuki yarar dava şartı olarak düzenlenmiştir. Hukuki yararın davanın açıldığı tarih itibarıyla mevcut olması yeterli olmayıp dava sonuçlanıncaya ve karar kesinleşinceye kadar hukuki yararın devamı gerekir. Bu gerekliliğin istinaf ve temyiz sürecini de kapsadığında kuşku bulunmamaktadır. 3. Dosya içeriğine, toplanan delillere ve özellikle 04.02.2022 tarihli Kocaeli Büyükşehir Belediyesince düzenlenmiş yıkım tutanağına göre; dava konusu edilen muhdesatın, İlk Derece Mahkemesinin hüküm tarihinden önce yıkıldığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere bina türü muhdesatlar, "arzın mütemmim cüz'ü" niteliğiyle zeminin mülkiyetine tabi olup, zeminden ayrı bir mülkiyeti söz konusu değildir. Nitekim uygulamada bir takım hukuki zorunluluklardan dolayı, yapı sahibinin arzın sahibinden başkası olması halinde ortaklığın giderilmesi, kentsel dönüşüm vb. hukuki yararın bulunduğu durumlarda, ayrıca yapının ilgilisince yapıldığının tespiti imkanı tanınmıştır. Nitekim davacı da, davalı ile sonradan paydaş olduğu taşınmaza yaptığını iddia ettiği bina için kentsel dönüşüme tabi olmasından kaynaklı olarak dava açmış, yargılama aşamasında davacı ve davalı, dava dışı Belediye ile 20.12.2021 tarihli muvafakatnameyi imzalamak suretiyle yeni yapılacak yapıda daire paylaşımı yapmışlardır. Böyle bir durumda; taşınmazın üzerinde bulunduğu keşfen belirlenen yapının yıkılması halinde, var olmayan yapı ile ilgili davacının hukuki yararının ne olduğu ve tespit hükmü kurulmasının gerekçesi açıklanmadan sonuca gidilmesi hatalı olmuştur. Zira dava konusu şeyin yargılama sırasında yok olması halinde, başka bir ifadeyle davanın konusunun kalmaması halinde, herhangi bir tespit ya da eda hükmü kurulamayacağı, sadece "hüküm kurulmasına yer olmadığına" karar verilebileceği her türlü tartışmadan uzaktır. 4. Mahkemece; dinlenen tanıklar arasında bulunmadıkları ve eldeki dava ile ilgileri olmadığı halde, ... ve ...'in davanın esasına yönelik tanıklıkları ve beyanları varmışcasına gerekçe kısmında yer verilerek beyanlarının hükme esas alınması suretiyle karar verilmiş olması ve "tarafların ..." isminde babaları olmadığı halde İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinde bu ibarelere yer verilmesi de önemli bir usul hatası olmuştur. 5. Hal böyle olunca; binanın yıkımı hususunda tarafların ittifak etmemeleri halinde, yerinde yeniden keşif yapılarak durumun belirlenmesi, yapının bulunmaması halinde yukarıdaki açıklamalar dikkate alınarak davacının halen hukuki yararının bulunup bulunmadığı hususunun tartışılması, dosyadaki toplanan deliller ve bu kapsamda tanık beyanları da yeniden değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 373/1 inci maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenle BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.09.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.