Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2022/5770 E. 2022/6451 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/5770
Karar No
2022/6451
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 13/01/2014 gününde verilen dilekçe ile muhdesatın tespiti talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 16/06/2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi bir kısım davalılar vekili ve katılma yolu ile davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili; davasına konu 32 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların vekil edeni tarafından meydana getirildiğini açıklayarak aidiyet talebinde bulunmuştur. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar bir kısım dahili davalılar vekili ve (katılma yolu ile) davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava; muhdesatın aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir. Taraflara hukukî dinlenilme ... verilmesi anayasal bir haktır. 1982 Anayasası'nın 36. maddesine göre teminat altına alınan iddia ve savunma ... ile ... yargılanma ..., hukukî dinlenilme hakkını da içermektedir. Yine İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nde de hukukî dinlenilme ..., ... yargılanma ... içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma ... ya da iddia ve savunma ... da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme ..., bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinde: "(I) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. (2) Bu hak; a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, b) Açıklama ve ispat hakkını, c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içerir". hükmü düzenlenmiştir. Hukukî dinlenilme ..., Anayasa’nın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde düzenlenen ... yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Zira, insan onurunun yargılamadaki zorunlu bir sonucu olarak, yargılama sürelerinin yargılamada şeklen yer almaları dışında, tam olarak bilgi sahibi olmaları, kendilerini ilgilendiren yargılama konusunda açıklama ve ispat haklarını tam ve eşit olarak kullanmaları ve yargı organlarının da bu açıklamaları dikkate alarak gereği gibi değerlendirme yapıp karar vermesi gerekir. Somut olayda, dava dilekçesinde davalı olarak ... oğlu ... gösterilmiş olup, tapu maliki ...’ın (dava tarihinden önce) 2004 yılında vefat ettiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, (tapu malikinin mirasçıları olan) dahili davalılara dava dilekçesi tebliğ edilmeden sonuca gidildiği görülmektedir. Bu durumda, dava dilekçesi usulüne uygun şekilde dahili davalılara tebliğ edilerek savunma ve delilleri sorulmalı, gösterecekleri deliller toplanmalı, var ise (davacı dahil) tarafların bildireceği tanıkların 6100 sayılı HMK'nun 245.maddesi ve devamı maddeleri uyarınca dinlenmeli, ondan sonra toplanan ve/veya toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir hüküm verilmesi gerekirken; dahili davalıların hak arama özgürlüğü kapsamında iddia, savunma, usulüne uygun şekilde bilgilendirilme ve açıklama yapma ... ihlal edilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; bir kısım dahili davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, HUMK'un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 01.11.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2022/5770, K. 2022/6451, T. 01.11.2022, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2022-5770-e-2022-6451-k-4e62559b3a65