Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2024/4349 E. 2026/5088 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2024/4349
Karar No
2026/5088
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/2671 E., 2024/283 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Bakırköy 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.03.2019 tarihli ve 2016/324 Esas, 2019/147 Karar sayılı kararı ile sanıkların 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan anılan Kanun'un 3/5, 3/10, 3/ 22... /2. maddeleri gereğince neticeten 5 yıl 7 ay 15 gün hapis ve 240,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.

2.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 06.02.2020 tarihli ve 2019/6148 Esas, 2020/279 Karar sayılı kararı ile sanıkların istinaf başvurusu üzerine "TCK 44 maddesinde “işlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan cezalandırılır” hükmüne yer verilmesi, bir fiilden kastedilenin sanığın hareket veya hareketlerinin bir sonucu elde etmeye (bir suçu işlemeye) yönelik olması, bu nedenle de fiilde birden fazla hareketin bulunabilmesi karşısında; iş yerlerinde ve depolarda suç tarihinde yapılan aramada sahte bandrol, etiketle birlikte kaçak içkilerin ele geçmesi nedeni ile ele geçirilen eşyanın miktarı, değerleri, sanıkların suç kasıtları gözetildiğinde, TCK'nın 3. ve 61. maddelerindeki ölçütler çerçevesinde esas dosya ve birleşen dosyaların sanıkları hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunacağı gözönünde bulundurularak alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayini gerektiğinin gözetilmemesi, Kabule göre de; Suçu birlikte işleyen sanıkların ortak yargılama giderlerinden eşit olarak sorumlu tutulmaları suretiyle vekalet ücretinin sanıklardan eşit olarak tahsiline karar verilmesi gerekirken kendisini vekil ile temsil ettiren katılana verilecek vekalet ücretinin her bir sanık yönünden ayrı ayrı tahsiline karar verilmesi" gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.

3.Bakırköy 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.01.2023 tarihli ve 2020/72 Esas, 2023/27 Karar sayılı kararı ile sanıkların 5607 sayılı Kanun'un 3/5, 3/10, 3/ 22... /2. maddeleri gereğince neticeten 5 yıl 7 ay 15 gün hapis ve 28.100,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.

4.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 15.02.2024 tarihli ve 2023/2671 Esas, 2024/283 Karar sayılı kararı ile sanıkların ve katılan ... İdaresi vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Sanıklar ... ve ... müdafiin temyiz istemleri; cezada kazanılmış hakkın gözetilmediğine, eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğine ve sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

2.Sanık ...'ın temyiz istemi; aramanın usule aykırı olduğu, fazla cezaya hükmedildiği ve beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

3.Sanık ...'ın temyiz istemi; atılı suçu işlemediğine, somut delil bulunmadan kanaate dayalı olarak verilen mahkûmiyet kararının yasaya aykırı olduğuna, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. GEREKÇE Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı ilâmında da açıkça belirtildiği üzere; "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemelerince hükmün bozulmasına karar verilen hâllerde bölge adliye mahkemesi ceza dairesinin, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermesi gerekmekte olup, görüldüğü üzere bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müteessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. 5271 sayılı Kanun'un 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesinin de mümkün olmadığı anlaşılmıştır. Bu sebeple ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması söz konusu olacaktır." Bu nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, kanuni dayanağı bulunmayan 06.02.2020 tarihli bozma kararı ile anılan bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen 19.01.2023 tarihli kararın hukukî değerden yoksun olduğu ve görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olması da gözetilerek; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin 15.02.2024 tarihli ve 2023/2671 Esas, 2024/283 Karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararı; Bakırköy 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen ilk karar olan 18.03.2019 tarihli ve 2016/324 Esas, 2019/147 Karar sayılı hüküm ile ilgili olarak yapılan istinaf istemi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesi tarafından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 280/2. maddesi de gözetilmek suretiyle istinaf incelemesi yapılıp, hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle hukuka aykırı bulunmuştur.

IV. KARAR Başkaca yönleri incelenmeyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin 15.02.2024 tarihli ve 2023/2671 Esas, 2024/283 Karar sayılı kararının gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.04.2026 tarihinde karar verildi.

K A R Ş I D Ü Ş Ü N C E

Sanıklar ..., ..., ... ile ... hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükümlerin, sanık ile sanıklar müdafiinin temyizi üzerine sayın çoğunluğun Bölge Adliye Mahkemesinin esastan reddine ilişkin kararının, “İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, kanuni dayanağı bulunmayan 06.02.2020 tarihli bozma kararı ile anılan bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen 19.01.2023 tarihli kararının hukuki değerden yoksun olduğu ve görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olması” gerekçesiyle bozmaya ilişkin kararı yerinde değildir. Şöyle ki; Dosya kapsamına göre, Bakırköy 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.03.2019 tarihli kararı ile sanıkların 5607 sayılı Yasanın 3/5,10, 22... /2. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiş, bu kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin 06.02.2020 tarihli kararıyla eksik ceza tayini ve yargılama giderlerinden dolayı kararı bozarak dosyayı ilk derece mahkemesine göndermiştir. Bakırköy 1. Asliye Ceza Mahkemesi bozma üzerine 19.01.2023 tarihli kararıyla sanıkların neticeden 5 yıl 7 ay hapis ve 28.100,00 TL adli para ile cezalandırılmasına karar vermiş, kararın istinaf edilmesi üzerine bu kez Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunun esastan reddine karar vererek temyiz üzerine dosyayı Dairemize göndermiştir. Her ne kadar Ceza Genel Kurulunun 30.04.2025 tarihli kararı gerekçe gösterilerek, “İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, kanuni dayanağı bulunmayan 06.02.2020 tarihli bozma kararı ile anılan bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen 19.01.2023 tarihli kararının hukuki değerden yoksun olduğu ve görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olması da gözetilerek;” İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesince hüküm kurulması gerektiğinden bahisle 15.02.2024 tarihli kararının bozulmasına karar verilmişse de, atıf yapılan Ceza Genel Kurulu kararlarının geriye yürütülerek önceki kararlara uygulanmasının hukuken mümkün olmaması, bu kararın 30.05.2025 tarihli olması, Bölge Adliye Mahkemesinin hukuken yok hükmünde sayılan 06.02.2020 tarihli kararı ile bozma üzerine verilen ilk derece mahkemesinin 19.01.2023 tarihli kararının Ceza Genel Kurulu kararından önce verilmiş olması, Bölge Adliye Mahkemesinin bozma kararına uyularak ilk derece mahkemesince yeniden karar verilmiş olması nedeniyle hukuken geçersiz kabul edilen kararların aslında hukuk dünyasında bir sonuç doğurduğu, istinaf ya da temyiz edilmemesi halinde kesinleşen kararın infazının mümkün olması karşısında, Bölge Adliye Mahkemenin 15.02.2024 tarihli kararının esastan incelenmesi yerine yazılı şekilde usulden bozulması yönündeki sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 28.04.2026

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2024/4349, K. 2026/5088, T. 28.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2024-4349-e-2026-5088-k-a6c1c73102f1