Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2021/30051 E. 2026/3949 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2021/30051
Karar No
2026/3949
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1548 E., 2021/2525 K. SUÇ : 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : İlk derece mahkemesince kurulan mahkûmiyet kararına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Mahkemesi İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.01.2021 tarihli kararı ile sanık hakkında 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun (5411 sayılı Kanun) 160/2., 160/7., 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43/1., 5411 sayılı Kanun'un 160/5. maddeleri uyarınca neticeten 2 yıl 1 ay hapis ve 20,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

B. İstinaf İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiin istinaf başvurusu üzerine duruşma açılmaksızın yapılan yargılamada, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Ceza Dairesi tarafından 21.04.2022 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık Müdafiin Temyiz İstemi Sanığın eylemlerinin basit zimmet suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine, nitelikli zimmet suçu olarak kabul edildiğinden, cezai indirimler uygulanmasına rağmen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanamadığına, sanığın aldatıcı davranışlarla eylemi gerçekleştirmediğine, banka içi denetimlerde ortaya çıkacak nitelikte işlemler olduğuna, hükmün bozulması talebine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Sanık hakkında temel ceza belirlenerek, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43. maddesi uygulandıktan sonra, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 160/7. maddesinin uygulanması gerektiği halde uygulama sırasında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm tesisi, netice ceza itibarıyla sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.

III. KARAR "Değerlendirme ve Gerekçe" bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık müdafi tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.04.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2021/30051, K. 2026/3949, T. 02.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2021-30051-e-2026-3949-k-479dbe66b26d