Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2021/24010 E. 2023/6411 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2021/24010
Karar No
2023/6411
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/1071 E., 2018/932 K. SUÇ : 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, Anayasa'nın 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrası, 5271 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 231 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 232 nci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca, Mahkeme kararlarında başvurulacak kanun yolu, mercii, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin başlangıcının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmesi gerektiği halde hükmün tefhimi sırasında başka suçtan ceza infaz kurumunda bulunan sanığa 5271 sayılı Kanun'un 263 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince "tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek" kanun yoluna başvurabileceğinin belirtilmemesi nedeniyle usulsüz tefhim yapıldığı anlaşılmakla, sanığın öğrenme üzerine yaptığı 03.12.2018 tarihli temyiz isteğinin süresinde olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. (Kapatılan) Çorlu 5. Kolordu Komutanlığı Askerî Mahkemesinin, 16.03.2016 tarihli ve 2015/867 Esas, 2016/290 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 04.07.2014-10.09.2014 tarihleri arasında firar suçundan, 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin (a) bendi ve 52 nci maddesi uyarınca 6.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2. Anılan kararın sanık tarafından temyizi üzerine (Kapatılan) Askerî Yargıtay 3. Dairesinin 22.11.2016 tarihli ve 2016/534 Esas, 2016/556 Karar sayılı ilâmı ile; "...1) Suçun temadi bitim tarihinin hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde belirlenebilmesi bakımından, sanığın, 10.9.2014 tarihinde kendiliğinden gelerek birliğine katıldığına dair onaysız fotokopisi bulunan tutanağın aslının veya onaylı suretinin dava dosyasına dâhil edilmesi gerektiği, 2) Ayrıca tensip tutanağında, sanığa ait sağlık belgelerinin, danışmanlık kartı ve kıta anket formunun birliğinden istenmesine karar verilmiş olmasına rağmen, hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları bulunan, madde bağımlısı olduğunu ve uyuşturucu kullandığını belirten sanık hakkında, söz konusu belgeler getirtilmeden, psikiyatri uzmanına muayene ettirilmek suretiyle hüküm tesis edilmesinin noksanlık teşkil ettiği..." nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir. 3. Bozma üzerine temyize konu edilen Edirne 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.11.2018 tarihli ve 2017/1071 Esas, 2018/932 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 04.07.2014-10.09.2014 tarihleri arasında firar suçundan, 1632 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 10 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, tutuklulukta ve gözaltında geçirdiği sürelerin 5237 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi uyarınca cezasından mahsubuna karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği; askerliğe elverişsiz olduğu halde verilen cezanın uygun olmadığına ve beraatına karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Sanığın askerlik hizmetini yerine getirmekte iken 04.07.2014 tarihinde Birliğinden izinsiz olarak uzaklaştığı, durumun aynı gün saat 14:00'de alınan öğle içtimasında tespit edilerek tutanakla imza altına alındığı, bilahare 10.09.2014 tarihinde kendiliğinden geri gelerek Birliğine katıldığı anlaşılmıştır. 2. Sanığın savunmasında, ailevi sebeplerden dolayı eylemini gerçekleştirmek zorunda kaldığını, herhangi bir psikolojik rahatsızlığının bulunmadığını beyan ettiği belirlenmiştir. 3. Birliği Komutanlığınca düzenlenen tutanakta; sanığın 04.07.2014 tarihinde 14:00'de alınan öğle içtimasında olmadığı ve kışla içinde yapılan aramalara rağmen bulunamadığı belirtilmiştir. 4. Birliği Komutanlığınca gönderilen 10.09.2014 tarihli tutanakta; sanığın 10.09.2014 tarihinde kendiliğinden dönerek birliğine katılış yaptığı belirtilmiştir. 5. Sanık hakkında dosyaya giren Çorlu ... Hastanesi Baştabipliğinin 24.02.2016 tarihli ve 1036 sayılı Sağlık Kurulu Raporu ile "disosyal kişilik bozukluğu (kişilik bozuklukları) tanısıyla barışta askerliğe elverişli olmadığı, seferde görev yapacağı, 05.11.2015 tarihinden itibaren askerliğe elverişli olmadığı" kararı verildiği saptanmıştır. 6. Sanık hakkında psikiyatri uzmanı bilirkişi tarafından tanzim olunan; "suç tarihlerinde askerliğe elverişli olduğu, 5237 sayılı Kanun'un 32 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile 34 üncü maddesinden istifade edemeyeceği" görüşünü içeren 19.02.2016 ve 24.03.2017 tarihli bilirkişi raporları dava dosyasında mevcuttur. 7. Sanığa ait güncel adlî sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir. IV. GEREKÇE A. Askerliğe Elverişsiz Olduğu Yönünden Bozma ilâmı sonrası Askerlik Şubesi Başkanlığınca Mahkemeye gönderilen Çorlu ... Hastanesi Baştabipliğinin 24.02.2016 tarihli ve 1036 sayılı sağlık kurulu raporunda, sanığın 05.11.2015 tarihinden itibaren askerliğe elverişli olmadığının belirtilmesi, psikiyatri uzmanı bilirkişi tarafından tanzim olunan raporlarda ise suç tarihlerinde işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını değerlendirmesi ve bu fiille ilişkili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği tam olan sanığın 5237 sayılı Kanun'un 32 nci maddesi ve 34 üncü maddesinden istifade edemeyeceğinin mütalaa edilmesi karşısında, sanığın suç tarihleri olan 04.07.2014-10.09.2014 tarihlerinde askerliğe elverişli bulunduğu ve ceza ehliyetinin tam olduğu anlaşılmakla, sanığın bu yöndeki temyiz sebebi yerinde görülmemiştir. B. Beraat Etmesi Gerektiği Yönünden 1632 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yazılı firar suçu, ... kişinin, kıtasından veya görevi icabı hazır bulunmak zorunda olduğu yerden bilerek ve isteyerek izinsiz olarak altı günden fazla bir süreyle uzaklaşmasıyla oluşan, özel kastın (saikin) aranmadığı, genel kastla işlenen bir suç olduğu ve unsurları arasında mazeret hâline yer verilmediği, buna göre "Olay ve Olgular" başlığı altında ayrıntılarına yer verilen delillere, sanık savunmasına ve tüm dosya kapsamına göre sanığın 04.07.2014-10.09.2014 tarihleri arasında 1632 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamına giren "firar" suçunu işlediği belirlenmekle sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. C.Re'sen Tespit Edilen Hukuka Aykırılıklar 1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların ... biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. 2. Bozma öncesi kurulan hükmün sanık tarafından temyiz edildiği, aleyhe temyiz isteminin bulunmadığı halde sanığın kazanılmış hakkı ihlal edilerek Hukuki Süreç başlığının (3) numaralı paragrafında belirtilen şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuş ise de söz konusu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde (C-2) paragrafında açıklanan nedenle Edirne 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.11.2018 tarihli ve 2017/1071 Esas, 2018/932 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasına "1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca infazın, birer aylık aralıklarla ve yirmi dört eşit taksit halinde ödenmek üzere 6.000,00 TL adlî para cezası üzerinden yapılmasına, taksitlerden birisinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edilebileceğinin ve ödenmeyen adlî para cezasının infaz aşamasında hapis cezasına çevrilebileceğinin ihtarına," paragrafının eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.06.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2021/24010, K. 2023/6411, T. 21.06.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2021-24010-e-2023-6411-k-13d804bcf2dc