Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2026/51 E. 2026/2017 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/51
Karar No
2026/2017
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/610 E., 2025/1594 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/996 E., 2023/618 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı tarafın davalı ile imzalanan hizmet alımlarına ilişkin sözleşmelerde damga vergilerinin davalının sorumlu olduğuna dair anlaşma bulunduğu, davalı tarafından yatırılan damga vergilerinin iadesi için davalı tarafın Vergi Mahkemesinde dava açtığı ve mahkeme kararı gereği damga vergilerinin davalıya iadesine karar verildiği, iade edilen damga vergileri nedeniyle davacı kuruma gelir idaresi tarafından vergi tahakkuk ettirildiği ve damga vergilerinin davacıdan tahsil edildiği, bu hususta açılan davaların ise kısmen kabulüne karar verildiği, taraflar arasında düzenlenen sözleşme hükümlerine göre vergiden davalının sorumlu olduğundan bahisle davacının ödemek zorunda kaldığı damga vergileri nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 230.923,00 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı şirketten alınarak davacı kuruma ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile 10 ayrı sözleşmenin bulunduğu, bu sözleşmeler nedeniyle ihale karar pulu bedellerinin davacı tarafından kendilerinden tahsil edilerek vergi dairesine ödendiğini, bu bedellerin iadesi için açtıkları davaların lehlerine sonuçlandığını, ilgili kararlar gereği ilgili bedelden davacının sorumlu olduğu, davalının bu bedelden bir sorumluluğunun bulunmadığının mahkeme kararlarıyla ortaya çıktığını beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafın Vergi Dairesine karşı Damga Vergisi Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca ihale karar damga vergisinin mükellefi olduğu, yine Damga Vergisi Kanunu'nun 24/2. maddesi uyarınca sözleşme damga vergisinden davacı şirket ile birlikte müteselsilen sorumlu olduğu, 818 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 8/3. maddesi uyarınca vergi sorumluluğuna ilişkin özel hukuk sözleşmelerinin vergi idaresini bağlamayacağı, ancak vergi idaresine karşı hüküm ifade etmeyen vergi sorumluluğunun devrine ilişkin bu tür sözleşmelerin, taraflar arasındaki iç ilişkide hüküm ifade edeceği, taraflar arasında imzalanan sözleşmelere göre dava konusu ihale karar damga vergilerinden davacı şirketin sorumlu olduğunun kararlaştırıldığı, dolayısıyla istirdadı talep edilen vergilerden sözleşme hükümleri kapsamında davalı şirketin sorumlu olduğu, bu kapsamda davacının ödemiş olduğu bedellerin istirdadını davalıdan talep edebileceği gerekçesiyle usul ve yasaya uygun, denetlemeye açık 12.09.2023 tarihli bilirkişi raporuna itibar ederek davanın ödenen damga vergisi miktarınca kabulüne, davacı taraf Sakarya Vergi Mahkemeleri'nin 2020/853, 854, 855, 856, 857, 858, 859, 869, 8 71... Esas sayılı dosyalarında hükmedilen yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin davalıdan tahsilini talep etmiş olsa da vergi mahkemesinin VUK hükümlerine göre davayı gördüğü, yargılama gideri ve vekalet ücretinin konusunda davalının açık kusuru olmadığı gerekçesiyle bu yönde yapılan talebin reddine olacak şekilde davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına,kararın tümden kabulü gerektiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; basiretli tacir ilkesi ve dürüstlük kuralı açısından Bölge Adliye Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesinin, kamu ihale hukukunu gözetmediğini, sözleşme imzalanıncaya kadar ilişkinin güçlü tarafının ve sürecin tek belirleyicisinin idare olduğunu gözden kaçırdığını, sözleşme imzalanıncaya kadarki süreçte firmaların basiretli bir tacir gibi davranmasının fiilen mümkün olmadığı gibi böyle olması gerektiğini varsaymanın hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bütünüyle hukuka uygun şekilde ve yasal yolları tüketerek hakkını elde eden müvekkili firmanın dürüst olmadığını söylemenin çelişkili olduğunu, davacı kurumun damga vergisi mükellefi olduğunu gayet iyi bildiğini ama buna rağmen tek taraflı olarak hazırladığı tip sözleşmelerine bazı maddeler ekleyerek yükü firmalara atmaya çalıştığını, 4735 sayılı Kanun'un 7'nci maddesinde belirtilen vergilerin sözleşme imzalandıktan sonra ve sözleşmenin uygulanması sırasında ortaya çıkacak vergilere ilişkin olduğunu, halbuki dava konusu vergilerin henüz bir sözleşme ilişkisi kurulmadan önce ödenen vergiler olduğunu, neticede davacı kurumun vergi mevzuatı gereği damga vergisi mükellefi olduğunu ve yasa gereği bu bedeli müvekkilden talep etmesinin mümkün olmadığını, taraflar arasında akdedilen gerek sözleşme hükümlerinde gerekse şartname, yönetmelik, tebliğ vb. herhangi bir düzenlemede de bu vergiden müvekkili firmanın sorumlu olduğuna dair açık bir hüküm bulunmadığını, davalı kurum ve İlk Derece Mahkemesi tarafından her ne kadar sözleşmelerin 7'nci maddesi uyarınca müvekkili firmanın bu miktarı rücuen ödemek zorunda olduğu belirtilse de söz konusu hükümden de anlaşılacağı üzere bu verginin müvekkili firma tarafından ödeneceğine ilişkin açık bir belirleme yer almadığını, esasen maddenin sözleşme öncesini kapsamadığını, nitekim aksinin kabulü halinde davalı kurumun kanuna, sözleşme maddelerini ve kesinleşmiş vergi mahkemesi kararlarını dolanmasına olanak sağlanmış olacağını ki bunun da dürüstlüğe ve bilhassa idare hukukunda geçerli hukuki güvenlik ilkesine açıkça aykırı olduğunu beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, rücuen tazminat istemine ilişkindir.

Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2026/51, K. 2026/2017, T. 11.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2026-51-e-2026-2017-k-94a73599181e