Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2026/489 E. 2026/2102 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/489
Karar No
2026/2102
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1336 E., 2025/1309 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/450 E., 2025/591 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin 1994 yılında 59 no.lu üye olarak davalı kooperatife kaydedildiğini, toplam 3 pay sahibi bulunduğunu, daha sonra paylarından birini ..., diğerini ...'a devrettiğini, müvekkilinde 1 pay kaldığını, ancak bu kalan 1 payın davacıdan habersiz olarak sahte belgelerle devredildiğini tesadüfen öğrendiklerini, sahte belgeye dayalı olarak yönetim kurulunun davacının ortaklığının silinmesine karar verdiğini, daha sonra davacıdan haksız olarak devralınmış görülen payın ..., ... ve sonrasında ...'a devredildiğini, payın aile içerisinde el değiştirdiğini, bu durumdan kooperatif yönetim kurulu üyelerinin şahsen sorumluluklarının bulunduğunu, pay senedinin iptalinin gerektiğini ileri sürerek davalı kooperatifin 31.07.2006 tarihli yönetim kurulu kararının iptaline, devir senedinin iptaline, üyeliğinin tespitine, ve haksız fiil tarihinden itibaren 1.000,00 TL maddi ve manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1-Davalı kooperatif ile ... vekili cevap dilekçesinde, zamanaşımı ve hak düşürücü süre yönünden davanın reddi gerektiğini, Kooperatif 2. başkanı olan ... adına açılan davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, pay devrinin yapıldığı tarihte davacının ortaklık şartlarına sahip olmadığını, kooperatifin amacına uygun araç bulundurmadığını, eksikliklerin tamamlanması için kooperatifçe üyelere uyarıda bulunulduğunu, davacının o dönemde üyeliğini devredeceğini kooperatife bildirdiğini ve tarafların kendi aralarında imzalamış oldukları pay devir senedinin kooperatife ibraz edilmesi üzerine davacının payını kardeşi ...'a devir talebinin yönetim kurulunca değerlendirilerek bu hususta kooperatif yönetim kurulunca karar alındığını, davacının iddia ettiği gibi kanuna ve hukuka aykırı bir usulsüzlük olmadığını, dava konusu pay devri 2006 yılında gerçekleşmiş olmasına rağmen devirden 4 yıl sonra 2010 yılında davacı tarafın savcılığa şikayette bulunduğunu, 7 yıl sonra işbu davanın açıldığını, bunca zaman geçtikten sonra bu davanın açılmış olmasının davacının kötüniyetli olduğunu gösterdiğini, ayrıca kooperatifte asıl hisse sahibinin kooperatifin eski üyelerinden tarafların babaları olan ... olduğunu, kendisinin sahip olduğu bu payları çocuklarına geçirdiğini, ...'ın vefatından sonra aile içi anlaşmazlık sonucunda bu davanın açıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2-Davalı ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; davacının tazminat talebinin zamanaşımına uğradığını, hak düşürücü süre yönünden davanın reddi gerektiğini, davacının hisse devrinde herhangi bir usulsüzlük olmadığını, davacı ile müvekkillerinin akraba olup, davacının bu devri bilmediğini ya da haberdar olmadığını iddia etmesinin iyiniyet kuralları ile bağdaşmayacağını, davacının aradan 7 yıl geçtikten sonra böyle bir dava ikame etmesinin yerinde olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

3-Davalı ... cevap dilekçesinde, maddi tazminat alacağının zamanaşımına uğradığını, 3 aylık hak düşürücü sürenin geçtiğini, kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, söz konusu devir senedinde imzası olmadığını, ayrıca davacının yük taşımacılığı yapacak aracı bulunmadığını, üyelik şartlarından yoksun olduğunu, fiilen icra edilen bir taşımacılık bulunmadığından zararının da söz konusu olmadığını, iş bu davanın aile içi çekişmeden kötüniyetle açıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile üyelik devri nedeniyle davacının üyeliğinin silinerek ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin alınan kooperatif yönetim kurulunun 31.07.2006 tarihli, 238 sayılı kararının davacıya tebliğine ilişkin belge sunulmadığı gibi kararın davacıya tebliğ edildiğine ilişkin bir iddianın da olmadığı, Kooperatifler Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca 3 aylık hak düşürücü sürenin tebliğ ile başlayacağı, bu nedenle kesinleşmiş bir ihraç kararından söz edilemeyeceği, kooperatiften çıkarılan davacı ortağın hak ve borçlarının 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 16/son maddesi gereğince ihraç kararının kesinleşmesine kadar devam edeceği, davalı kooperatif kayıtları uyarınca davacının ihraç kararından sonra yapılan genel kurul hazirun cetvellerinde isminin yer almadığı, toplantılara katılıp ismini tutanaklara geçirme imkanı varken bu hakkını kullanmadığı veya hakkının kullanılmasına engel olunduğuna dair tespit veyahut dava yoluna müracaatının bulunmadığı, ihraç kararı kesinleşmeyen davacının aidat yükümlülüğü bulunan davalı kooperatife uzun süre uğramadığı, aidat borcunun bulunup bulunmadığını takip etmediği, herhangi bir ödeme yapmadığı gibi davalı kooperatiften gelir de talep etmediği, kooperatif faaliyet konusu nedeniyle adına kayıtlı bulunan 34... plakalı aracı 16.03.2004 tarihinde sattığı ve ticareti terk ettiği, sonrasında uhdesine herhangi bir araç tescil ettirmediği gibi davalı kooperatifin 22.02.2014 tarihli genel kurul kararı uyarınca 60 gün içerisinde araç da almadığı, davacının kooperatif ile ilişkisini kestiği, üyeliğinin sona erdiğini zımnen kabul ettiği, eylemlerinin eylemli olarak ortaklıktan çıkma iradesini yansıttığı anlamına geldiği, böyle bir ortağın açtığı davanın TMK'nın 2. maddesinde öngörülen iyiniyet kuralına aykırı düştüğü gerekçeleriyle, davacının kooperatif üyeliğinin tespiti ile üyelik devrine ilişkin yönetim kurulu kararının iptali, kooperatif üyeliğinden çıkarılmasından kaynaklı tazminat istemine ilişkin tüm taleplerinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde, kararın eksik inceleme ile alındığını, haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davalı kooperatifin davanın ilk açıldığı andan itibaren ticari defter ve kayıtların sunmaktan kaçındığını, bu durumun bilirkişi raporlarında belirtildiğini, hukuken geçersizliği ispat edilen bir devir sözleşmesine rağmen mahkeme karar gerekçesindeki nedenlerle davanın reddinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin davalılar ile anne kardeş olup, davalıların sahteliği bilmemelerin mümkün olmadığını, davalı ... ile birlikte tüm davalıların sorumlu olduklarını, müvekkilinin 2006 tarihine kadar genel kurullara katıldığını, sonrasında 1. dereceden akrabalarının kendisini temsilen toplantılara katılacaklarına ve aidatları ödeyeceklerine güvenerek toplantılara katılmadığını ve aidatları ödemediğini, müvekkilinin iyiniyetinin suistimal edilerek zarara uğratıldığını, davalıların iyiniyet ve dürüstlük kurallarına aykırı hareket ettiğini, kooperatif ve yöneticilerinin de müvekkilinin zararından müteselsilen sorumlu olduklarını beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kooperatif üyeliğinin devrinin iptali, üyeliğin tespiti ve tazminat istemlerine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Temyiz harcı peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.05.2026 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Dava, kooperatif üyeliğinin tespitine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince dava ret edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi ise başvurunun esastan reddine karar vermiştir. Sayın çoğunluk tarafından bu karar onanmıştır. Çoğunluk ile aramızda oluşan uyuşmazlık, uzun süre dava açılmaması halinde TMK 2. Maddesinde düzenlenen objektif iyi niyet kuralının uygulanıp uygulanamayacağı noktasındadır. Davanın ret gerekçesi “ uzun yıllar kooperatifle ilişki kurmamış olmaktır”. Çözümlenmesi gereken husus, Davacı uzun süre üyesi bulunduğu kooperatifle ilişki kurmamasının, borcu olup olmadığını takip etmemesinin, üyelik hakkından vazgeçtiği anlamına gelip gelmediği noktasında toplanmaktadır. Bilindiği üzere bir haktan zımnen feragat mümkün değildir. Feragat açık ve tereddütsüz olmalıdır. Diğer yandan 6100 sayılı HMKnın 24.maddesi ile düzenlenen “Tasarruf ilkesi” gereğince “hiç kimse kendi lehine olan davayı açmaya veya hakkını talep etmeye zorlanamaz.” Bunun istisnası zaman aşımı veya hak düşürücü süredir. Somut olayda her iki sınırlayıcı süre de söz konusu değildir. Tartışılması gereken bir diğer husus ise, üye ile kooperatif arasında uzun yıllar ilişki kurulmaması halinde yükümlülüğün kimde olacağı konusudur. Bir başka deyişle, üyenin aidat borcu olup olmadığının takibi kooperatife mi üyeye mi ait olacaktır. Hiç tereddüt etmeden bu sorunun cevabı kooperatif olmalıdır. Zira kooperatif bir tacirdir ve basiretli bir şekilde davranmalı, alacağını borcunu takip etmelidir. Kooperatif yönetim kurulunun görevlerinden biri de budur.(K.K.27.m) Bu nedenle, üyelikten usulünce çıkma veya çıkarılma olmadığı sürece üyeliğin devamı esastır. Kooperatifin tüzel kişiliği halen devam etmektedir. Yasa Koyucu üyelikten çıkarılmayı çok sıkı şekil kuralların bağlamıştır. Bu nedenle ihtaratlardan birinde bile borcun miktarındaki küçük bir hata, ihraç işleminin iptali sonucunu doğururken, ortada usulünce alınmış hiçbir karar yokken, borcun varlığı dahi tartışılmamışken, kooperatifin ihmalinin sonuçları üyeye yüklenmek suretiyle uzun yıllar sonra dava açılması haktan feragat olarak değerlendirilip, üyelik hakkının sonlandırılması adil olmamış, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile garanti altına alınan mülkiyet hakkının ihlali sonucunu doğurmuştur. Diğer yandan Kooperatif ile uzun süre irtibat kurmayan üyenin akibetini araştırıp adına tebligat çıkarmak kooperatifin görevi ve sorumluluğundadır. Eğer kooperatifin bu yönde çıkardığı tebligatlar usulünce tebliğ olsaydı böyle bir durumda kendilerine usulünce yapılan tebligata rağmen kooperatifle uzun yıllar irtibata geçilmemesi halinde Bölge adliye Mahkemesinin gerekçesi doğru olabilirdi. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/1720E, 2021/846K sayılı ilamında “2709 sayılı Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca herkes, yargı mercileri önünde hak arama özgürlüğüne sahip olup, bu özgürlüğün en yaygın kullanılma şekli dava açma hakkıdır. Anayasa’nın 13. maddesine göre de temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. 38. Her hak gibi dava açma hakkı da kötüye kullanılabilir. Ne var ki, somut olayda Anayasa tarafından güvence altına alınan ve aynî hak niteliğinde olduğu için her zaman herkese karşı ileri sürülebilen mülkiyet hakkına dayalı olarak dava açılmıştır. Bu nedenle kanunun kişiye tanıdığı mutlak bir hakkın aradan uzun süre geçtikten sonra ileri sürülmüş olması, dava hakkının kötüye kullanılması olarak değerlendirilemez.” Diyerek bu hususa adalete uygun bir çözüm getirmiştir.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2026/489, K. 2026/2102, T. 13.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2026-489-e-2026-2102-k-4e1cc5345ef0