Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2026/1922 E. 2026/2182 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1922
Karar No
2026/2182
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1674 E., 2026/212 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/325 E., 2025/755 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; ... Bankası tarafından müflis şirkete kullandırılmış olan kredi alacaklarının temlik sözleşmesi ile müvekkiline devir ve temlik edildiğini, temlik eden bankanın müflise kullandırdığı kredilerin geri ödemeleri zamanında yapılmadığından kredi hesabının kat edilip...Noterliği'nin 25.06.2010 tarihli ve 07806, 078 05... yevmiye no.lu ihtarnamelerinin keşide edilerek gönderildiğini, ayrıca kullandırılan krediye teminat olarak 1.000.000,00 USD limitli ipotek tesis edildiğini, müflise kullandırılmış olan krediden kaynaklanan alacağın iflas tarihi itibariyle 2.032.900,00 TL rüçhanlı olmak üzere 2.936.755,00 TL olduğunu, söz konusu tutardaki alacağın iflas masasına kayıt ve kabulüne ilişkin talebin alacağın yargılamayı gerektirmesinden dolayı reddedildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydıyla iflas tarihi itibariyle 2.032.900,00 TL rüçhanlı olmak üzere 2.936.755,00 TL alacağın iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, müvekkili şirketin 06.11.2013 tarihinde iflasına karar verildiğini, davacı tarafından müflis şirket aleyhine İstanbul Anadolu 2. İcra Müdürlüğü'nün 2010/19044 Esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibinin iflasın açılması ile durduğunu, müflis şirket tarafından açılan iflasın ertelenmesi talepli davada verilen tedbir kararına rağmen dava konusu alacak kayıt talebinin dayanağını oluşturan icra takibinin başlatıldığını, davacının alacak kayıt talebinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma sonrasında alınan her üç rapor içeriğinde yapılan hesaplamaların dava konusu alacağa dayanak 4 adet kredi borcuna istinaden kat tarihi, temerrüt tarihi ve iflas tarihleri esas alınarak sözleşmelerdeki kredi oranları ve davalı müflisin anılan sözleşmelerdeki sıfatı da değerlendirilerek mahkemece hesaplama yapılarak ve raporların ilgili kısımları denetime elverişli görülerek hükme esas alındığı, 07.06.2024 tarihli bankacı bilirkişi tarafından hazırlanan raporda cari hesap alacağına ilişkin olarak sözleşme kapsamında uygulanan akdi faiz oranı olan %19 üzerinden temerrüt tarihine, sözleşmenin 71. maddesi gereğince iki katı oranındaki temerrüt faizi oranı olan % 38 üzerinden iflas tarihine kadar yapılan hesaplamada davacı alacağının 1.696.291,39 TL olduğu, mevduat hesabına ilişkin kredi borcu yönünden %47,40 akdi faiz ve % 80 oranında temerrüt faizi uygulanması ile alacağın 618,44 TL olduğu, taşıt kredileri yönünden ise ... no.lu kredi yönünden % 20,40 akdi faiz ve yine aynı oranın dava dışı şirket ile yapılan kredi sözleşmesinin 5. maddesinde özel bir hüküm düzenlenmemesi sebebiyle temerrüt faizi olarak uygulanması sonucu 100.119,85 TL, ... no.lu taşıt kredisi yönünden ise aynı sebepler ancak % 18,84 akdi ve temerrüt faizi oranı üzerinden yapılan hesaplamada iflas tarihine kadar yapılan hesaplamada 53.401,13 TL olarak hesaplandığı, söz konusu rapora yapılan itirazlar sonrasında bankacı bilirkişilerden oluşan heyet tarafından sunulan kök ve ek raporda ise yapılan hesaplamalarda cari hesap alacağının 1.699.260,90 TL olduğu, söz konusu hesaplama ile daha önce bankacı bilirkişi tarafından hazırlanan raporda kredi kat öncesi yapılan akdi faiz yönündeki hesaplama ile kat sonrası iflas tarihine kadar yapılan hesaplamalardan heyet tarafından sunulan kök rapordaki ilk hesaplamanın dosya kapsamına uygun olduğu ve bu hesaplamanın celp edilen davacının cari kayıtları ile uyumlu olduğu, bu sebeple heyet tarafından sunulan rapordaki cari hesap kredi alacağının hükme esas alınması gerektiği, ancak mevduat hesabı alacağı ile taşıt kredilerine ilişkin olarak ise uygulanan faiz oranlarına ilişkin 07.06.2024 tarihli bankacı bilirkişi tarafından hazırlanan raporda yapılan hesaplamanın hükme esas alınması gerektiği, yine aynı şekilde taşıt kredileri yönünden de dava dışı şirkete kullandırılan ayrı hükümleri ihtiva eden sözleşmenin 5. maddesinde temerrüt halinde özel bir hükmün düzenlenmediği, bu sebeple taşıt kredilerindeki akdi faiz oranının temerrüt faizi olarak esas alınması gerektiği, bu krediler yönünden kat tarihinden iflas tarihine kadar akdi faizin 2 katı oranındaki temerrüt faizinin uygulanmasına gerek olmadığı, bu kapsamda davacının toplam alacağının 1.853.400,32 TL olduğu, davacı her ne kadar dava dilekçesinde rüçhanlı alacak kaydı talep etmiş ise de, söz konusu talebinin davalının müteselsil kefil olduğu kredi alacağına dair alınan ipotek sebebiyle ileri sürüldüğü, ancak bu hususun dava dışı başka şirkete kullandırılan kredi alacağı yönünden ileri sürülecek talebe konu edilebileceğinden bu yöndeki talebin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile tahsilde tekerrür olmamak üzere 1.853.400,32 TL davacı alacağının davalı müflisin iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davanın 15 günlük hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, davalı taraf hesap kat ihtarının usulüne uygun tebliğ edilmediğini ileri sürmüş ise de, bu iddianın şikayet yoluyla İcra Hukuk Mahkemesine taşındığı ve mahkemece şikayetin reddine karar verildiği dikkate alındığında bu iddiaya itibar edilmediği, yine davalı taraf temlik eden bankanın müflis şirket tarafından iflas erteleme talepli olarak açılan davada verilen tedbirlere rağmen icra takibi başlattığı gibi ayrıca icra takibinin müflis şirket hakkında verilen iflas kararının kesinleşmesi ile düşeceğini ileri sürmüş ise de, eldeki davanın konusunun müflis şirketin davacı temlik alana iflas tarihi itibariyle kredi sözleşmelerinden kaynaklı bir borcunun bulunup bulunmadığına yönelik olduğundan söz konusu itirazın bu dava bakımından bir etkisi bulunmadığı, Mahkemece hükme esas alınan raporlarda, müflis şirketin asaleten ve kefaleten borçlu olduğu kredi sözleşmelerinde belirlenen akdi faiz oranları üzerinden, hesabın kat edildiği tarihte muaccel olan alacak esas alınarak bu tarih ile kat ihtarnamesinin tebliğ edilip temerrüdün gerçekleştiği tarih arasındaki dönem için hesaplama yapıldığı, daha sonra ise temerrüt tarihinden müflis şirketin iflas tarihine kadar ki dönem için temerrüt faizi ve BSMV hesaplanmış olup hesaplamaya esas alınan akdi ve temerrüt faiz oranlarının sözleşme hükümleri ve Yargıtay içtihatlarına uygun olduğu, ayrıca davacı taraf ipotek alacağının rüçhanlı olmadığına yönelik verilen kararın hatalı olduğunu ileri sürmüş ise de, kaldırma kararından önce mahkemece tesis edilen karara karşı davacı istinaf başvurusunda bulunmadığından söz konusu istinaf sebebinin yerinde görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müflis hesap kat ihtarına rağmen kredi borcunu ödemediğinden hakkında İstanbul Anadolu 2. İcra Müdürlüğü'nün 2010/19044 E. sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı takip başlatıldığını, takibin kesinleştiğini, iflas idaresinin ipotek alacağının rüçhanlı olmadığı iddiasının dayanaksız olduğunu, mahkemenin bu yöndeki kararının ise hatalı olduğunu, ipotek miktarının tespitinin re'sen incelenmesi gerektiğini, temlik veren bankanın kredi alacakları için öngörülen akdi faiz oranı yasaya uygun olmakla, hem ilgili Yargıtay kararları hem de yasa gereği banka ile borçlular arasında imzalanmış olan kredi sözleşmesi gereğince yapılan iş ticari iş sayılacağından Borçlar Kanunu’nun faize ilişkin hükümlerinin uygulanamayacağını, davalının itirazı doğrultusunda yapılan tespit ve hesaplamanın hatalı olduğunu beyan etmektedir.

2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacı tarafından müvekkili şirket aleyhine başlatılan takibin iflasın açılması ile durduğunu, iflas kararının kesinleşmesi ile düştüğünü, alacak talebinin dayanaksız kaldığını, iflasın ertelenmesi davasında verilen tedbir kararına rağmen davacı tarafça takip başlatıldığını, müflis şirkete kat ihtarının usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğini, davacının alacak kaydı talebinin yargılamayı gerektirmesi nedeniyle reddine karar verildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı alacağının talep edildiği miktarda olmadığını, iflas idaresi tarafından verilen red kararının hukuka uygun olduğunu beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, İİK'nın 235. maddesine dayalı kayıt kabul istemine ilişkindir.

Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Alınması gereken temyiz harcı peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.05.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2026/1922, K. 2026/2182, T. 20.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2026-1922-e-2026-2182-k-d42ca1b4a2fa