Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/795 E. 2026/368 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/795
- Karar No
- 2026/368
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1395 E., 2024/1237 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/318 E., 2020/500 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, davacının, davalıya iş yaptığını, yapılan işe ilişkin 05.06.2017 tarihli 470.644,59 TL fatura düzenlendiğini, ancak faturaya ilişkin ödemenin davalı tarafından yapılmadığını, alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhinde İstanbul 2. İcra Dairesi'nin 2018/2146 Esas sayılı dosyalı ile icra takibi yapıldığını, davalının itirazı neticesinde takibin durduğunu beyan ederek davalının itirazının iptali ile icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin ...............Projesi'nin yüklenicisi olduğunu, projenin cephe kaplama işinin, önce dava dışı ............Sistemleri ve Alüminyum Ltd. Şti. firmasına verildiğini, bu şirketin içine girdiği mali sıkıntıdan dolayı sözleşmenin feshedildiğini, bu şirketin tamamlayamadığı kalan işlerin davacı şirket tarafından tamamlandığını, davacının söz konusu işleri Gelişim Şirketinin borçlarını da üstlenerek taahhüt ettiğini, davacı şirkete ait 11.05.2017 tarihli son hakediş kapağında yer alan net hakediş tutarı ibaresinden, davacının Gelişim Şirketinin borcunu üstlendiğinin anlaşıldığını, taraflarca ihtirazı kayıtsız imzalanarak kabul edilen söz konusu hakediş kapağında davacı şirketin müvekkili şirkete net 68.883,31 USD borçlu durumda olduğunu belirterek davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ve davalının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, sahipleri lehine delil olma vasfına haiz olduğu, davacının tanzim etmiş olduğu 05.06.2017 tarihli 470.644,59 TL bedelli faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, 19.06.2017 tarihinde davalı tarafından tanzim edilen 717.257,66 TL tutarındaki faturanın davacı kayıtlarında yer almadığı, taraf kayıtları arasındaki farkın bu faturadan kaynaklandığı, davalı tarafından davacının dava dışı gelişim firmasının borçlarını üstlendiği ve davacı tarafından imzalanmış olan faturalı işler dış kapak başlıklı hakediş tutanağı uyarınca fatura tanzim edildiğinin iddia edildiği, davacı tarafından hakediş tutanağındaki imzanın inkâr edildiği, tutanaktaki imzanın davacı şirket yetkilisine ait olmadığının bilirkişi raporu ile tespit edildiği, davacının dava dışı gelişim firmasının borçlarını üstlendiğine dair yazılı bir belgenin bulunmadığı, davalının hakediş tutanağının davacı tarafından imzalandığını ve davacının gelişim firmasının borçlarını üstlendiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacının dava dışı Gelişim firması nam ve hesabına işi tamamladığının 11.05.2017 tarihli tutanak ile sabit olduğunu, davacı şirketin dava dışı Gelişim firması ile organik bağı bulunduğunu, bilirkişi raporunda takibe dayanak faturada bulunan imza ile hakediş kapağı üzerindeki imzanın aynı el ürünü olduğunun tespit edilmesi nedeniyle davacının kendi içinde çeliştiğini, davacının alacaklı olmadığını bilakis müvekkiline borçlu olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,
Fazla yatırılan harcın istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.