Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/4062 E. 2026/2158 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4062
- Karar No
- 2026/2158
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/869 E., 2025/1306 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2015/487 E., 2021/925 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında 03.05.2005 tarihinde alarm tesisatı kurulması ve işleyişinin temini amacıyla hizmet sözleşmesi imzalandığını, müvekkillerinin işlettiği kuyumcu dükkanında 08.03.2007 tarihinde iki kademede hırsızlık meydana geldiğini, dükkana takılı siren cihazı sökülmesine rağmen alarm sisteminin devreye girmediğini, bu durumun davalının alarm sistemini ayıplı tesis etmesinden kaynaklandığını, olay neticesinde ticari defterde kayıtlı 130.000,00 TL'lik altın süs eşyası ve takılardan ibaret emtia ve dükkanda ise 3.000,00 TL tutarında maddi zarar meydana geldiğini, keşide edilen ihtarnameye rağmen zararın ödenmemesi üzerine Fatih 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2007/152 D. İş sayılı dosyası ile delil tespiti yapıldığını, hırsızlar alarm cihazının söküp götürmelerine rağmen sinyal ve uyarı gelmediğini, hırsızların 2 saat sonra olay yerine yeniden gelerek hırsızlık eylemini gerçekleştirdiğini, alarm sistemi devreye girseydi hırsızlık olayının meydana gelmeyeceğini olayda illiyet bağını kesen herhangi bir neden olmadığını, davalının sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmediğini, güvenlik sistemine ilişkin tüm ürünlerin davalının garantisi altında olduğunu, ayıplı ürün satması, tesis etmesi nedeniyle davalının zararı tazmin etmekle sorumlu olduğunu, İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/182 Esas sayılı davası ile işbu davanın birleştirilmesine; bu talepleri kabul görmez ise davanın kabulü ile, ilave olarak ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 120.000,00 TL tazminatın olay tarihi olan 08.03.2007 tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın derdestlik sebebiyle reddi gerektiğini, zira aynı olay sebebiyle açılan İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/182 Esasında kayıtlı davanın derdest olduğunu, müvekkili ile davacılar arasında 03.05.2005 tarihinde güvenlik sistemi hizmet sözleşmesi imzalanmasının akabinde davacıların adresinde kurulumu yapılan sistemin tam, eksiksiz ve çalışır bir şekilde teslim edildiğini, 08.03.2007 tarihinde meydana gelen hırsızlık nedeniyle ...'in alarm haber alma merkezine gelen alarm sinyali üzerine kolluk kuvvetlerine ve davacıya olaya ilişkin derhal bildirimde bulunulduğunu, bu durumun ise sistemin kurulması ile ilgili bir kusurun olmadığını gösterdiğini, iddia edilenin aksine olay öncesinde hırsızlar tarafından siren kablosunun çıkartılmasının tespitinin müvekkili tarafından yapılması gerektiğine yönelik sözleşmede bir hüküm bulunmadığını, müvekkilinin sözleşme kapsamındaki yükümlülüğünün elektronik alarm sistemlerinden gelen mesajları iletmek olduğunu, delil tespiti dosyasında somut olaya özgü bir değerlendirme yapılmadığını, müvekkilinin sözleşmesel yükümlülüklerini eksiksiz ve kusursuz olarak yerine getirdiğini, davacının ileri sürdüğü zararını kanıtlayamadığını, olay öncesinde işletmede bulunan mal mevcudunun saptanması gerektiğini, olayda davalının ihmalinin olup olmadığının da değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkilinin hırsızlığa karşı güvence sağlayan bir sigorta şirketi olmadığını, kaldı ki bu yönde bir taahhüdünün de bulunmadığını, dava dilekçesinde İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi kararına yönelik bozma ilamı dışında kalan hususların kesinleştiği ileri sürülse de, bozma ilamı ile birlikte yerel mahkemenin hükmü tamamen ortadan kalktığından bu iddianın temelden yoksun olduğunu belirterek davanın usulden aksi halde esastan reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin 06.07.2021 tarihli beyan dilekçesi ile munzam zararın belirlenmesi ve tazmini için dosyanın bilirkişiye tevdii talebinin, dava dilekçesinde buna yönelik bir talebin olmaması, munzam zarar talebinin ayrı bir davanın konusu olması, munzam zarara ilişkin talep beyan dilekçesi ile harçlandırılmaksızın sunulduğundan ıslahın da söz konusu olmaması, davalının munzam zarara ilişkin iddiayı genişleten beyanlara muvafakatinin olmaması sebeplerine istinaden reddedildiği, tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda, İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/182 Esas, 2016/221 Karar sayılı ilamında, davalının sözleşmenin 3.3. maddesinde yer alan yükümlülüğünü yerine getirmediği ve kusurlu olduğu, sarraf ve tacir olan davacının ise işyerini terkederken muhafaza tedbirlerini gerekli şekilde almadığı, tezgah üzerinde açıkta mal bıraktığı, tüm altınları kasaya almadığı, komşu işyerinden giriş imkanı veren kapının bulunmasının zorunlu olmamasına rağmen mevcut kapı yönünden kapıyı izole edecek güvenlik tedbirlerinin alınmadığı, dolayısıyla davacının müterafik kusurunun bulunduğu ve bu oranın da somut olaya göre %30 olarak kabulünün uygun ve makul olacağı, bu durumda davacının, davalıdan talep edebileceği zarar miktarının 31.178,00 TL olduğu belirlenerek taleple bağlılık kuralı gereği davanın 10.000,00 TL üzerinden kabul edildiği, anılan mahkeme kararının kesinleşmesi ile davacının talep edebileceği toplam zararın da 31.178,00 TL olarak kesinleşmiş olduğu, bu nedenle kusur ve zarar hususunda yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı, davacının İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin dosyasında kabul edilen tutar dışında davalıdan zararları nedeniyle 21.178,00 TL daha talepte bulunabileceği gerekçelerine istinaden davanın kısmen kabulü ile 21.178,00 TL'nin 08.03.2007 tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; a. İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2007/604 Esas sayılı dosyasında verilen kararın temyiz edilmesi neticesinde, davalının 4 kg altın bedelinden sorumlu olduğu tespit edilerek çalınan altınların 4 kg olduğu hususunun Yargıtay tarafından kabul gördüğünü, kararın sadece müterafik indirim yapılması yönünden bozulduğunu, işbu eldeki davada ise mahkemece bozma ilamı dışında kalan hükmün gözardı edildiğini,
b.Müvekkiline müterafik kusur atfının doğru olmadığını,
c.Munzam zarar tazmini talebinin reddinin doğru olmadığını beyan etmektedir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a.Kesin hüküm ve derdestlik itirazlarının olduğunu, zamanaşımına uğradığını,
b.Davacının zararına ilişkin bir delil sunmadığını, davacı tacir olduğundan uğradığını iddia ettiği zararı ticari defterleriyle, ticari kayıt ve belgeleriyle ve sair somut yazılı delillerle ispat etmek zorunda olduğunu, bu nedenle davacıya ait ticari kayıt ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini,
c.Müvekkilinin dava konusu olayda hiçbir kusurunun bulunmadığını, müvekkilinin alarm haber alma merkezine alarm sinyali ulaştıktan sonra 32 saniye içinde hem emniyet birimlerine hem de davacıya bilgi verildiğini, müvekkilinin sözleşme ile üstlendiği hizmet kapsamında hırsızlıkları önleyeceğine dair bir taahhüdünün bulunmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin sigorta sözleşmesi hükmünde olmadığını, davacının aylık olarak ödemekle yükümlü olduğu abonelik bedeliyle talep ettiği tazminat tutarının açık şekilde nispetsiz ve orantısız olduğunu,
d.Sözleşmenin 5.3 maddesinde açıkça "… Bu sözleşme, hırsızlık, yangın gibi olaylara karşı sigorta hükmünde değildir. Elektronik güvenlik sistemlerince korunmuş mekan ve bölgede, ... Alarm Merkezi’nin sağladığı izleme hizmetine rağmen meydana gelebilecek hırsızlık, soygun, elektronik güvenlik sisteminden kaynaklanmayan arıza ve problemlerden ve benzeri olaylardan ... sorumlu tutulamaz." hükmünün yer aldığını, buna göre tacir olan davacının sözleşmeyi imzalayarak hırsızlık, yangın ve sair risklerin meydana gelmesi halinde uğrayacağı zarardan dolayı müvekkilinin sorumlu olmayacağını kabul ettiğini ve müvekkilini ibra ederek dava ve sair yasal yollara başvurma hakkından da feragat ettiğini, davacının müterafik kusuru bulunduğunun kesinleşen mahkeme kararı ile sabit hale geldiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının müterafik kusurunun, müvekkiline atfedilmeye çalışılan kusurla iddia edilen zarar arasındaki illiyet bağını kestiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre ve özellikle Yargıtay İçtihatı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 08.05.20 26... /8 Esas sayılı kararı gereği hukuk yargılamasında dava dilekçesinde yer almayan bir talebin kısmen ıslah yoluyla davaya dahil edilemeyeceği, dava dilekçesinde talep olunmayan munzam zarar talebinin ıslah ile talep edilemeyeceği ancak ayrı bir davanın konusu olabileceğinin anlaşılmasına göre ilk derece mahkemesince verilen karar usul ve kanuna uygun olup, taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harçların temyiz eden taraflardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.