Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/2885 E. 2026/684 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2885
- Karar No
- 2026/684
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1788 E., 2025/932 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/853 E., 2023/780 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı katılma yoluyla davacı vekilince duruşmasız, davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 24.02.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davalı vekili Avukat ... ile davacı vekili Avukat ... ... gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili yüklenici ile davalı alt yüklenici arasında düzenlenen 04.08.2021 tarihli eser sözleşmesi gereğince müvekkilinin tüm edimlerini ifa ettiğini ve ürün bedellerini alt yükleniciye ödediğini, davalının ise ürünlerin tamamını 15.11.2021 tarihine kadar teslim etmeyi kabul ve beyan etmesine rağmen gecikmeli olarak 14.01.2022 tarihinde teslim ettiğini, müvekkilinin ürünlerin teslimi esnasında talep ve dava haklarının saklı olduğunu beyan ederek ihtirazi kayıt koyduğunu, davalının sözleşmenin 6. maddesi ve TBK’nın 179/2. maddesi gereğince müvekkiline cezai şart bedeli ödemekle yükümlü olduğunu ileri sürerek, 114.000 USD cezai şart bedelinin 14.01.2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin ürettiği jeneratörlerin tesliminde fiziki koşulların uygun olması gerektiğini, taraflar arasında kurulan sözlü temaslar ile davacının talep ettiği tarihlerde teslimin yapıldığını, jeneratörlerin kullanılacağı şantiye belirlenen teslim tarihi itibarı ile natamam olup sözleşmeye konu jeneratörlere de henüz ihtiyaç doğmadığını, davacının teslimden sonra 21.03.2022 tarihine kadar devreye alma talebinde bulunmayıp ürünleri depoda beklettiğini, kullanıma açılmayan jeneratörler için geç teslimden dolayı cezai şart talep edilmesinin açıkça kötüniyet barındırdığını ve müvekkilinin mahvına sebep olma pahasına zenginleşme kastı taşıdığını, bölünebilir edimler söz konusu olduğundan tüm edimlerde temerrüde düşülmüş gibi hesaplama yapılmasının kabul edilemeyeceğini, davacının geç teslimlerden kaynaklanan hiçbir zararının bulunmadığını, talep edilen cezai şartın üründeki kâr marjı dikkate alındığında müvekkilinin mahvına sebep olabilecek nitelikte olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında düzenlenen sözleşmede altı adet jeneratörden bir tanesinin 20.09.2021 tarihinde, kalan beş adedinin ise 15.11.2021 tarihinde tesliminin kararlaştırıldığı, davacının makinelerin teslimine ilişkin irsaliyelerde gecikmeli teslimden dolayı talep ve dava haklarını saklı tutarak sözleşmeye konu ifayı kabul ettiği, davalının ileri sürdüğü davacıya ait şantiyenin natamam olduğu iddiasının sözleşmede kararlaştırılan vadede ifayı talep etme ve bu tarihte ifa edilmediği takdirde cezai şartı isteme hakkını ortadan kaldıracak bir neden olmadığı, jeneratörlerden bir tanesinin 60 gün gecikmeli olarak, dört tanesinin 36 gün gecikmeli olarak teslim edildiği, tesliminde gecikilen makinelerin sözleşmedeki bedele uyarlanması sonucunda her bir makinenin geç teslimi için bulunacak cezai şart miktarına göre hesaplama yapılması gerektiği, cezai şartın davalının ticari mahvına neden olmayacağı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 63.333,33 USD alacağın 3095 sayılı Yasanın 4A maddesi uyarınca dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalının sözleşmede ürünlerin bir adedini 20.09.2021 tarihinde, beş adedini de 15.11.2021 tarihinde teslim etmeyi, diğer bir anlatımla ürünlerin tamamını 15.11.2021 tarihine kadar teslim etmeyi kabul ve beyan etmesine rağmen ürünleri sözleşmede belirtilen sürede teslim etmediğini, jeneratörlerin aynı sözleşme ile sipariş verildiğini ve birlikte kullanılması gerektiğini, sözleşmenin 6. maddesi gereğince gecikme cezasının sözleşme bedelinin %1'i üzerinden hesaplanması gerektiğini beyan etmektedir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacının taleplerinin kooperatifin kuruluş amacına aykırı olduğunu, tanıkların dinlenmediğini, ilk jeneratörün teslim edilmesine rağmen yerine konulamadığını, davacı çalışanının teslim tarihini ötelediğini ve talebi doğrultusunda sevk işleminin tamamlandığını, beş adet jeneratör için müvekkilinden kaynaklanan ve davacının bilgisi dışında bir gecikme olmadığını, son jeneratörün tesliminde gecikilmesinin sebebinin ise pandemi sürecinde lojistik ve sevkiyatta yaşanan küresel kriz olduğunu, hükmedilen gecikme cezası miktarında indirim yapılmamasının da yerinde olmadığını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Taraflar arasında düzenlenen 04.08.2021 tarihli sözleşme ile altı adet jenaratör gurubunun tedariki teslim ve devreye alınması işi kararlaştırılmıştır. Davacı yüklenici, davalı alt yüklenicidir.
Sözleşmenin 4. maddesinde jeneratörlerin bir adedinin 20.09.2021 tarihinde, beş adedinin ise 15.11.2021 tarihinde teslim edileceği kararlaştırılmış, ilk jeneratör 15.11.2021 tarihinde, 4 adet jeneratör 21.12.2021 tarihinde, son bir adet jeneratör ise 14.01.2022 tarihinde teslim edilmiştir. Davacı yüklenici her türlü talep ve dava haklarını saklı tutarak jeneratörleri teslim almıştır. Sözleşmenin 6. maddesine göre ise yüklenici sözleşmede belirlenen sürede taahhütlerini yerine getirmediği takdirde, başkaca bir ihtar veya ihbara gerek olmaksızın geciken her gün için sözleşme bedelinin %1 oranında cezai şart bedeli işverenin uğradığı sair zararları ödemeyi kabul ve taahhüt etmiştir. Sözü edilen sözleşme maddeleri birlikte değerlendirildiğinde davalının edimini kısmen veya tamamen yerine getirmemesi halinde sözleşme hükmünün uygulanması ve en son jeneratörün teslim edildiği 14.01.2022 tarihine kadar yaşanan gecikme bakımından sözleşmenin 6. maddesinde öngörülen geciken her gün için sözleşme bedelinin %1 oranında cezai şartın uygulanarak hesaplama yapılması gerekir.
Öte yandan Türk Borçlar Hukuku kural olarak sözleşme serbestisi ilkesini benimsemiştir. Dava konusu sözleşme tarihinde yürürlükte bulunun Türk Borçlar Kanununun 26. ve 27. maddeleri hükümlerine göre taraflar kanunun emredici hükümlerine, ahlâka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı olmamak şartıyla aralarında her konuda serbestçe sözleşme yapabilirler.
Türk Ticaret Kanunu’nun 22. maddesine göre ise, tacir sıfatını haiz bir borçlu, Türk Borçlar Kanunu'nun 121’inci maddesinin ikinci fıkrasıyla 182 nci maddesinin üçüncü fıkrasında ve 525 inci maddesinde yazılı hallerde, aşırı ücret veya ceza kararlaştırılmış olduğu iddiasıyla ücret veya sözleşme cezasının indirilmesini mahkemeden isteyemez.
Buna göre Türk Ticaret Hukukunda cezai şart, miktarı yönünden sadece Borçlar Kanunundaki “ahlâka aykırılık” kavramı ile sınırlanmış bulunmaktadır. TTK’nın 22. maddesi uyarınca tacirin, borçlu olduğu cezai şartın tenkisini istemesi mümkün değildir. Ancak, taraflarca sözleşme ile kararlaştırılan cezai şart miktarı, borçlu durumda olan tacirin, iktisaden mahvına neden olacak ve onun eskisi gibi ticarî faaliyetini devam ettirmesine imkân tanımayacak derecede ağır ve yüksek ise, ahlâk ve adaba aykırı kabul edilerek, cezai şartın kısmen veya tamamen iptaline karar verilmesi mümkündür. Borçlunun, iktisadî ve ticarî faaliyet ve varlığının tehlikeye girmesine veya yıkılmasına sebebiyet verecek her cezai şart, ahlâk ve adaba aykırıdır.
Bu durumda, her ne kadar tacirler TTK'nın 22. maddesi uyarınca ceza koşulunun indirilmesini isteyemez ise de, az yukarıda ifade edilen yeknesaklık kazanan uygulamalar gereğince hükmedilecek cezanın tacirin ekonomik olarak mahvına sebep olacak olması durumunda ahlâka aykırı kabul edilerek tenkis edilmesi gerekmektedir. Bu konuda mahkemece davalının ticari defter ve belgeleri konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla incelettirilerek alınacak bu rapor doğrultusunda davaya konu olayda, hükmolunacak cezanın davalının mahvına sebep olup olmayacağının bu kapsamda değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; en son jeneratörün teslim edildiği 14.01.2022 tarihine kadar yaşanan gecikme bakımından sözleşmenin 6. maddesinde öngörülen cezai şart uygulanarak hesaplama yapmak, hükmolunacak cezanın davalının ekonomik olarak mahvına sebep olup olmadığını belirlemek, mahvına sebep olacak olması halinde makul oranda indirim yapmak suretiyle cezaya hükmederek oluşacak sonuç dairesinde karar vermekten ibaret olup, bu hususlar gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması uygun görülmüştür.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle,
1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin ve davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davacıya verilmesine,
Takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davalıya verilmesine,
Peşin alınan harçların istek halinde taraflara iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.