Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/2667 E. 2026/1725 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2667
- Karar No
- 2026/1725
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/884 E., 2025/911 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/653 E., 2025/148 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyize konu edilen kararda dava değerinin duruşma sınırının altında olduğu anlaşılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369'uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca duruşma isteğinin reddine, temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile borçlu arasında davacı şirket tarafından üretilen ürülerin satışından kaynaklı ticari iş ilişkisi bulunduğunu, davalının sipariş ettiği ürünlerin davacı şirket tarafından üretilerek davalıya teslim edildiğini, üretilen ve teslim edilen ürünlerin bedellerinin ödenmediğini, .... Noterliği'nin 12.05.2022 tarihli ihtamamesi ile davalı şirketten 340.614,00 $ bakiye borca ilişkin ödeme yapılmasının talep edildiğini, davalı borçlu şirkete süre verildiğini, ödeme yapmayan davalı borçlu şirketin temerrüde düşürüldüğünü, davacı şirket tarafından Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/171 Değişik İş, 2022/170 Karar sayılı dosyası üzerinden ihtiyati haciz kararı alındığını, karara istinaden Kocaeli İcra Dairesinin 2022/62670 Esas sayılı dosyası üzerinden takip başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek, başlatılan takibin devamına ve itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının sözleşmede yerine getirmesi gereken yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmediğini, sipariş mektubu gereği davalının ödeme yükümlülüğü doğmadığını, davacı şirketin sözleşmeden ... edimlerini yerine getirmediği için davalının ödemezlik def'i gereği davacıya hiçbir borcunun bulunmadığını, davacı tarafın siparişte belirtilen şartlarda edimlerini yerine getirmediğini, davacı tarafından düzenlenen faturaların iade edildiğini, bu nedenle taraflar arasındaki cari hesap kayıtlarının birbirleriyle örtüşmediğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile icra takibinin yetkisiz icra dairesinde yürütülmüş olması nedeniyle takibin usulsüz olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "...Taraflar arasındaki ihtilâf, eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklandığından, bu türden uyuşmazlıklardan kaynaklanan icra takiplerinin kural olarak İİK'nın 50. maddesi uyarınca HMK hükümleri kıyas yoluyla uygulanacağından davalının yerleşim yeri, sözleşmenin ifa edileceği yer veya yetki sözleşmesi ile belirlenen yer icra dairelerinden birinde açılması gerekir. Bu türden sözleşmelerde para alacakları yönünden yetkili mahkemeyi alacaklının yerleşim yeri mahkemesi olarak belirleyen ve Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesinin uygulama imkânı yoktur. Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesi hükümlerinin sadece karz akdinden ... borçlarla sınırlı olduğunun kabulü gerekir. Aksi halde, bütün para borcu ilişkilerinden ... ihtilâflarda yetkili mahkemenin bu maddeye göre tayini gerekeceğinden, para borçlarıyla ilgili tüm ihtilâfların davacının yerleşim yerinde takip ve davaya konu olması sonucunu doğurur ki bu da; Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda yer alan yetkiyle ilgili kuralları adeta istisna haline getirmiş olur. Oysa, Türk Borçlar Kanunu'nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmeleri, niteliği itibariyle iki tarafa borç yükleyen sözleşmeler olup, karşılıklı edimleri içerir. Bu nedenle, eser sözleşmelerinden kaynaklanan bir alacakta yetkili mahkemenin tayininde Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesi hükümlerinin uygulanması mümkün değildir. Somut uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, ifa yeri (Afşin) ve davalı adresi (Ankara)’dır. HMK. madde 17'ye uygun yetki sözleşmesi de bulunmamaktadır. Bu nedenle takip yetkisiz icra dairesinde yapılmıştır. Dairemizin 22.12.2022 tarihli, 2022/1647 Esas, 2022/1636 Karar sayılı kararı ise ihtiyati haciz incelemesine ilişkin olarak verilmiş olup, sözkonusu kararın eldeki davayı bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Dolayısıyla, yetkisiz icra dairesinde yapılan takibe dayanılarak açılan itirazın iptâli davası dinlenemeyeceğinden mahkemece davanın özel dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair verilen kararda isabetsizlik bulunmamaktadır" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a.Dava konusunun para alacağı olup yetkili icra dairesinde takip başlatıldığını,
b.Sözleşmeye dayalı borçlarda, borcun ifâ yeri sözleşmede kararlaştırılmamış ve para borcu söz konusu ise bu borcun, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifâ edileceğini, davacı şirketin para alacağı bulunduğunu, taraflar arasında akdedilen sipariş formunda taraflarca yetkili yerin belirlenmediğini,
c.TBK'nın 89. maddesi kapsamında ifa yeri belirlenirken sözleşme türünün belirtilmediğini, dolayısıyla sözleşme türü ne olursa olsun neticede bir para borcu bulunduğunu, davacı şirket tarafından bu paranın tahsilinin talep ediliğini, alacaklı davacı şirketin ödeme zamanındaki yerleşim yerinin yetkili kabul edilmesi gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali,takibin devamı ve icra inkar tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
İİK’nın 50/1. maddesine göre, para ve teminat borçlarına ilişkin icra takiplerinde yetkili icra dairesi, HMK’nın yetkiye dair hükümleri kıyas yoluyla uygulanmak suretiyle belirlenir.
HMK’nın 6. maddesine göre, genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Aynı Kanun’un “Sözleşmelerden ... davalarda yetki” başlıklı 10. maddesinde ise, sözleşmeden ... davaların, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceği hüküm altına alınmıştır.
İcra takibinin yapıldığı ve eldeki davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan TBK’nın 89. maddesinde ise borcun ifa edileceği yer düzenlenmiştir. Buna göre;
“Borcun ifâ yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa, aşağıdaki hükümler uygulanır;
1.Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde,
2.Parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde,
3.Bunların dışındaki bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde, ifa edilir.
Alacaklının yerleşim yerinde ifası gereken bir borcun doğumundan sonra alacaklının yerleşim yerini değiştirmesi sebebiyle ifa önemli ölçüde güçleşmişse borç, alacaklının önceki yerleşim yerinde ifâ edilebilir”.
Kısaca özetlemek gerekirse, HMK’daki yetki kuralları ilamsız icra takiplerinde kıyasen uygulanır. İtirazın iptali davalarında icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazlar da öncelikle incelenmelidir. HMK’nın 6. maddesine göre ilamsız icrada genel yetkili icra dairesi borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesi iken, sözleşmeden ... para borçlarının takibi için başlatılan takipte sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesi de yetkili kılınmıştır. Takibin konusu sözleşmeden kaynaklı para borcu olduğunda sözleşmede aksine bir şart konulmamış ise, para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödeneceğinden, ifa yeri de alacaklının yerleşim yeri olacaktır. Böyle bir durumda alacaklı kendi yerleşim yerinde bulunan icra dairesinde de takip yapabilecektir. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; eldeki dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan faturalara dayalı alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkin olup, icra dairesinin yetkisi İİK’nın 50. maddesine göre HMK hükümleri çerçevesinde hadise şeklinde incelenip değerlendirilmelidir. Diğer bir ifadeyle, mahkemece davalı tarafın yetki itirazı hadise şeklinde incelenip, davanın bir miktar para alacağına ilişkin olduğu gözetilerek TBK’nın 89/1. maddesi ve HMK’nın 10. maddesi hükümleri uyarınca davacı alacaklının muamele merkezinin bulunduğu Kocaeli İcra Dairelerinin de yetkili olduğunun kabulü ile işin esasına girilmesi (borçlunun alacağın esasına yönelik itirazlarının incelenmesi) gerekirken; mahkemece yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir icra takip bulunmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.