Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/222 E. 2025/4177 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/222
Karar No
2025/4177
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1324 E., 2024/866 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/817 E., 2021/73 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraflar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü :

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 2015 yılında MOBESE sistemlerinin modernizasyonu ve merkezileştirilmesi amacıyla...tarafından açılan ihale üzerine ana yüklenici ... ile ... arasında 27.04.2016 tarihinde sözleşme imzalandığını, işin yazılımı konusunda ...’ın alt yüklenici olduğu, müvekkili ile ... arasında...ile ... arasında imzalanacak ihale sözleşmesinden önce ön anlaşma niteliğinde 12.02.2016 tarihinde mutabakat muhtırası imzalandığını, müvekkilinin gerekli çalışmalara başlayıp uzman personel istihdamı ve altyapı çalışmaları ve yatırımına giriştiğini, müvekkiliyle ... arasında ana sözleşmenin Ağustos 2016 yılında imzalandığını, sözleşmenin 13.2.1 maddesi uyarınca sözleşmenin yürürlüğe girmesinden itibaren 15 gün sonunda sözleşme bedelinin %25'i oranında ödenmesi gereken avansın müvekkiline ödenmediğini, davalı tarafla yapılan görüşmeler sonucunda avans ödemesinin 22.09.2016 tarihinde yapılacağı belirtilmesine rağmen bu tarihte ödemenin genel müdürlükçe onaylanmadığını, bunun gerekçesinin ise kaynak kodlarının kendilerine teslim edilmemesi olduğunu beyan ettiklerini, kaynak kodlarının sözleşmeye göre bu safhada teslim edilecek bir veri dökümanı olmadığını, avans ödemesi için davalıya 30.09.2016 tarihinde ihtarname keşide ettiklerini, davalının ise bu ihtarnameyi aldıktan sonra 03.10.2016 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi feshettiğini bildirdiğini, müvekkilinin ise ihtarnameye cevaben feshin haksız olduğunu, avans ödemesi yapılması halinde sözleşmeyi sürdürmek istediğini bildirdiğini ileri sürerek, sözleşme kapsamında verilen teminat mektuplarının iadesi ile haksız fesih nedeniyle uğradıkları müspet ve menfi zararlar olduğunu, şimdilik 325.000,00 TL’nin tahsilini talep etmiş, ıslah yoluyla tazminat talebini 473.948,05 TL'ye arttırmıştır.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin uygun gördüğü her durumda sözleşmeyi feshetme hakkının sözleşmede açıkça düzenlendiğini, davacının sözleşmeye aykırı davranışları olduğunu, sistemin son kullanıcısı olan ... Müdürlüğünün talimatı ile davacının tedarik edeceği yazılım üzerinde siber güvenlik analizi ve zararlı kod analizi yapılmasının kararlaştırıldığını, yazılım kaynak kodlarının firmadan istendiği teslim edilmemesi ve incelemeye engel olunmasının yüksek şüphe durumunu güçlendirdiğini, müvekkilinin sözleşmede açıkça belirtildiği üzere istediği zaman denetim yapma hakkı olduğunu, müvekkilinin denetim taleplerine ısrarla engel olarak ve kaynak kodlarını denetlemek üzere teslim etmeyerek kendisine duyulan güveni ortadan kaldırdığını, davacının hakaret ve tehdit içerikli e-mail gönderdiğini, avans teminat mektubunun iade edildiğini, kesin teminat mektubu içinse iade koşullarının müvekkili şirket donanımları iade edilmediğinden oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında imzalanan mutabakat muhtırasının sözleşme yapılarak sona erdirildiği muhtıraya göre sona erme hallerinden birinin gerçekleşmesi halinde tarafların birbirinden herhangi bir tazminat ve benzeri talepte bulunamayacağı, şu halde sözleşme öncesi döneme ilişkin davacının talep hakkı bulunmadığı, sözleşmenin davalı tarafından feshine ilişkin keşide edilen 03 .10.2016 tarihli bildirimde feshe dayanak olan olay ve olguların haklı nedene dayanmadığı, davacının feshe bağlı tazminat talepleri ile ilgili olarak ise sözleşmenin “Uygun Gördüğü Hallerde Fesih” başlıklı 15.2.2 maddesinde ...'ın gerekli gördüğü hallerde 20 gün öncesinden yazılı tebligat yapmak şartı ile iş bu sözleşmeyi kısmen veya tamamen feshetme hakkına sahip olduğunun düzenlendiği, böyle bir fesih durumunda fesih tarihine kadar kabulü yapılmış olan ürünlerin bedelleri ile yarı tamamlanmış ürünlerin tarafların karşılıklı mutabakatı ile belirlenen bedellerinin yükleniciye ödeneceğinin kararlaştırıldığı, sözleşmeye göre davacı taşeronun feshe bağlı zararlarını talep hakkının sadece kabulü yapılmış ve yarı tamamlanmış ürünlerle sınırlı olduğu, bu nedenle davacı tarafın feshe bağlı kar mahrumiyeti talebinin yerinde olmadığı, öte yandan alınan bilirkişi raporları çerçevesinde davacının fesih tarihi itibariyle davalıya teslim ettiği kabulü yapılmış veya yarı tamamlanmış ürün olmadığı, sözleşmenin 15. maddesi kapsamında davacının talep edebileceği bir zararı olduğunun da kanıtlanamadığı, teminat mektuplarının iadesi yönünden ise davalı fesihte haksız olduğundan teminat mektuplarının iadesinin gerektiği, teminat mektupları davadan sonra iade edildiğinden buna ilişkin davanın konusuz kaldığı, dava tarihindeki haklılık durumuna göre yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesi gerekeceği, teminat mektuplarının iadesine ilişkin özellikle bu talebe hasredilmiş bir yargılama gideri bulunmadığı, avans teminat mektubunun ön inceleme duruşmasından önce iade edildiğinden A.A.Ü.T. 6.md.gereği ½ oranında vekalet ücretine hükmedileceği, kesin teminat mektubunun ise tensip tutanağı dikkate alındığında harcı ödenmiş kısmının 26.850,00 TL olup bu miktar üzerinden vekalet ücretine hükmedileceği gerekçesiyle avans ve teminat mektupların iadesi istemi yönünden konusuz kalan bu talepler hakkında karar verilmesine yer olmadığına, A.A.Ü.T. 6.maddesi uyarınca takdiren 46.082,95 TL vekalet ücretini davalıdan tahsiline, feshe bağlı tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile katılma yoluyla davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde;

a.Feshin haklı nedene dayanmadığının mahkemece kabul edildiğini, bilirkişi raporlarına göre davalının sözleşmede yer alan şekil şartlarına uymadan feshi gerçekleştirdiğini, fesihten önce kaynak kodlarını talep etmediğinden müvekkili temerrüde düşürmediğini feshin haksız olduğunu,

b.Sözleşmede yer alan sorumsuzluk kaydına dayanarak sözleşmeyi feshinin TMK’nın 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı ve hakkın kötüye kullanımı olduğunu,

c.Sorumsuzluk kaydının tek taraflı olduğunu, davalının hakim durumunu kullanarak sözleşmeye koyduğu bu hükme güvenerek sözleşmeyi feshinin kötü niyetli olduğunu,

d. Mahkemece kusur değerlendirilmesi yapılmadan sorumsuzluk anlaşmasının geçerli olarak kabul edilmesinin TBK'nın 115. maddesine aykırı olduğunu, TBK’nın 115/3 maddesi dikkate alındığında hafif kusurlu olsa dahi sorumsuzluk kaydının geçerli olmadığını,

f. Sorumsuzluk kaydının genel işlem koşulu olup geçerli olmadığını, müvekkilinin davalıya göre zayıf konumda bulunduğunu beyan etmektedir.

2. Davalı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde; a. Sözleşmenin feshi ile avans teminat mektubunun iade edildiğini, kesin teminat mektubunun iadesi koşullarının gerçekleşmesi ile de kesin teminat mektubunun iade edildiğini, şirketten alacağı bulunduğu için sözleşme kapsamında teminat mektubunu tuttuğunu, teminat mektupları yönünden aleyhe vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, eser sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle tazminat ile teminat mektuplarının iadesi istemine ilişkindir.

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz eden taraflara yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/222, K. 2025/4177, T. 04.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2025-222-e-2025-4177-k-b2785cc892ef