Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/225 E. 2025/4292 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/225
Karar No
2025/4292
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/680 E., 2024/972 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 33. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/217 E., 2021/71 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü :

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında "Sosyal Güvenlik Kurumuna Arsa Bedeli Karşılığı İnşaat Yaptırılmasına İlişkin" 13.01.2012 tarihli sözleşmenin imzalandığını, sözleşme uyarınca, davacının sahibi olduğu ihtiyaç fazlası taşınmazların davalıya devredilmesinin, taşınmazlara değer biçilmesinin, taşınmazların biçilen değerin altında olmamak koşuluyla davalı tarafından üçüncü kişilere satılarak gelir elde edilmesinin, ... tarafından kendisine bildirilen yerlerde mülkiyeti ...'ya ait olmak üzere Sosyal Güvenlik İl Müdürlükleri, Sosyal Güvenlik Merkezleri, Depo ve Arşiv Binaları ve ihtiyaç duyulan diğer binaların davalı tarafından "Anahtar Teslimi Götürü Bedel" usulü ile ihale edilerek yapılmasının, yapım bedelinin taşınmazların satışından davalının elde ettiği gelirden temin edilmesinin, davalı tarafça yaptırılan işler için "Anahtar Teslimi Götürü" ihale bedelinin, her tür giderler ve fiyat farkları eklenmiş tutarına %10 eklenerek bulunacak miktarın davalının kârı olmasının ve taşınmazların gelirleri ile davalı tarafça ihale ile yaptırılan işler için davalının ödediği giderlerin hesabının taraflarca mahsuplaşma yolu ile görülmesinin kararlaştırıldığını, sözleşme ile ... adına kayıtlı olan atıl taşınmazların satılmasının ve elde edilecek gelirle kamu hizmet binalarının faaliyete geçirilmesinin amaçlandığını, protokol kapsamında, diğer taşınmazlarla birlikte mülkiyeti davacıya ait olan ve hizmet birimlerinin faaliyet gösterdiği ... ilçesinde bulunan 29 60... parsel ve 29 62... parsel sayılı taşınmazların davalıya devredildiğini, davalı tarafından da ihale yolu ile üçüncü kişilere satıldığını, ancak davalının müvekkilinden onay ve izin almadan hazırladığı satış şartnamelerine taşınmazın alıcısına tapu devir tarihinden 36 ay sonra teslim edileceğine dair şart koyduğunu, bu taşınmazların, davalıya ... Caddesi ... Kompleksi tamamlanıncaya kadar ... tarafından kullanılmak şartıyla devredildiğini, davalı tarafça müvekkilinin görüş ve onayı alınmaksızın hazırlanan Gayrimenkul Satış Şartnamesinin 15. maddesinde ihale alıcısına gayrimenkulün tapu devir tarihinden 36 ay sonra teslim edileceğinin ve bu sürede teslim edilmediği taktirde kira ödeneceğinin taahhüt edildiğini, tek yanlı ve keyfi olarak koyduğu teslim süresine ilişkin taahhüt nedeniyle, davalının mevcut hizmet binalarının inşa edilecek kompleksin kullanılmaya başlanacağı tarihe kadar boşaltılmamasına ilişkin anlaşmayı ihlal ettiğini ve kusurlu olduğunu, taşınmazları satın alan alıcıların, belirtilen 36 aylık teslim süresi şartına dayalı olarak müvekkili kuruma karşı İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/465 Esas sayılı tazminat davasını açtıklarını, mahkemece müvekkili kurumun taşınmaz alıcısı olan o davanın davacılarına tazminat ödemesine karar verildiğini, müvekkili tarafından toplam 13.334,169 TL ödeme yapılmak zorunda kalındığını, bu taşınmazların; ... Caddesinde yapılması planlanan ... kompleksi tamamlanana kadar ... tarafından kullanılması şartıyla davalıya devredilmesi hususunun davacı ...'nın Yönetim Kurulunca görüşüldüğü ve bu şart doğrultusunda taşınmazların davalıya devir edilmesine karar verildiğini, bu hususun davalıya bildirildiğini, şartnamelerin 15. maddesine devir tarihlerinden itibaren 36 ay sonra fiilen teslim edileceği hususunda hüküm koymuş olmasının davalının taşınmazların kendisine şartlı olarak devredildiğinden haberdar olduğunu gösterdiğini öne sürerek 13.334,169 TL kurum zararının İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/465 Esas sayılı dava dosyasının davacılarına yapılan ödeme tarihlerinden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; tapu devirlerinin davacının iddia ettiği şekilde yahut herhangi başka bir şart ve kayıt içermediğini, müvekkili şirketin davacı ...'nın iştiraki olduğunu, müvekkili şirketin yönetim kurulunun 5 kişiden oluştuğunu, Yönetim Kurulu’nda davacı ...’yı temsilen 3 üye bulunduğunu, ayrıca Yönetim Kurulu Başkanının da, ... temsilcileri arasından seçildiğini, bu durumun müvekkilinin iş ve işlemlerinde ... temsilcilerinin çoğunluk oyuna sahip olduklarını ve böylelikle davacı ...’nın yapılan tüm iş ve işlemlerden bilgi sahibi olduğunu gösterdiğini, ... tarafından müvekkiline devredilen ve dava dilekçesinde mevzu edilen taşınmazlar için, taraflar arasındaki Çerçeve Protokolde ve kurumun müvekkiline göndermiş olduğu yazılarında, kurumun gayrimenkulleri belirsiz süreli ve bedelsiz kullanacağına dair herhangi bir hüküm/düzenleme/ifade yer almadığını, gayrimenkullere ait muhammen bedellerin davacı tarafından belirlendiğini, müvekkilinin gayrimenkullerin satış bedellerine ilişkin hiçbir şekilde gelir ve kârının bulunmadığını, ... Yönetim Kurulu’nun 24.06.2013 tarihli kararının müvekkiline gönderilmediğini, ... tarafından gönderilen, 03.07.2013 tarih ve 23.07.2013 tarihli yazılar ekinde de mevzu kararın bulunmadığını, davacının kendi birimleri arasındaki “bir iç yazışmayı” hatta “belirsiz bir öngörüyü”, şart adı altında ileri sürmesinin hukuki bir geçerliliğinin bulunmadığını, bahsedilen Yönetim Kurulu kararında ve ... tarafından müvekkiline gönderilen gayrimenkullerin devrini öngören yazılarda, ...’nın ilgili gayrimenkulleri “bedelsiz” olarak kullanacağı yönünde de hiçbir ifade ya da bildirim yer almadığını, müvekkilinin her faaliyet yılında Türk Ticaret Kanunu doğrultusunda yapılan Olağan Genel Kurul Toplantılarında da büyük ortaklardan olan davacı ...'nın yapılan iş ve işlemleri incelediğini ve ibra ettiğini, kaldı ki söz konusu taşınmazların, ihale tarihinde tapuda ... adına kayıtlı olduğunu, davacının yapımı planlanan hizmet binalarına taşınıncaya kadar oturma yönündeki iddia ve talebini, resmi tapu devri sırasında da hiçbir şekilde ileri sürmediğini, dilekçede söz edilen hususların, kurumun içilişkisi içerisinde bir biriminin görüşünden ibaret olduğunu, dava dilekçesinde belirtilen, davacıya karşı açılmış olan davalara ilişkin olarak ise, müvekkilinin bu taşınmazlara hiçbir zaman el atmadığını, müvekkili yönünden ecrimisil şartlarının oluşmadığını, protokole konu satışlar nedeniyle davacının zarara uğramadığını, müvekkilinin hiçbir kusurunun bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "bilirkişi raporunda, dosyada yapılan tetkik ve tespitler sonucunda, gerek davacı tarafın dayandığı ... yönetim kurulunun 24.06.2013 tarih ve 2013/228 sayılı kararında, ... İstanbul İl Müdürlüğünün dava konusu edilen, İstanbul Fatih 29 60... parsel, İstanbul Fatih 29 62... parsellerin satışının ... Caddesindeki kompleks bittikten sonra yapılması önerisinin kabul ya da reddedildiğine ilişkin hiçbir açıklama yapılmaksızın tüm taşınmazlarla birlikte bu taşınmazların da davalıya satışı kararı verilmesi ve gerekse taraflar arasında imzalanan protokol ve yazışmalarda, davacı kurumun, davalıya İstanbul Fatih 29 60... parsel ve İstanbul Fatih 29 62... parsellerin,... Caddesindeki ... Kompleksi bitene kadar kullanımına devam edileceği şeklinde satış yapması için bir talimat bulunmaması nedeni ile İstanbul 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/606 Esas sayılı kararına göre ödemek zorunda kaldığı ecrimisil bedelini davalıdan talep edemeyeceği, kaldı ki her iki parselin satışı ile ilgili ihale komisyon başkanının davacı ... Kurumunun Milli Emlak Genel Müdürü olduğu, şartnameden habersiz olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu bildirilmiştir.Bilirkişi raporlarının denetime olanak verecek şekilde düzenlendiği ve usul ve yasaya uygun olduğu kanaati oluştuğundan hükme esas alınmıştır. Dosya kapsamında taraflar arasında imzalanan protokol, davacı kurumun 24.06.2013 tarihli yönetim kurulu kararı, taşınmazların satış şartnameleri ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde davacı kurumun, davalıya İstanbul Fatih 29 60... parsel ve İstanbul Fatih 29 62... parsellerin, ... Caddesindeki ... Kompleksi bitene kadar kullanımına devam edileceği şeklinde satış yapması için bir hüküm bulunmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a.Dava konusu taşınmazların, ... Caddesi ... Kompleksi tamamlanıncaya kadar ... tarafından kullanılacağını bilen davalının, teslim için 36 ay süre kabul ederek davacının zararına neden olduğunu, bu teslim süresi ve kira ödeme taahhüdünün, taşınmaz alıcılarının davacı kurumdan talep ve tahsil ettiği tazminata neden olduğunu,

b.Davacı ile davalı arasında imzalanan sözleşmenin, TBK'nın 502. maddesi kapsamında düzenlenen vekalet sözleşmesi olduğunu, davalının, bir vekil olarak davacının haklı menfaatlerini gözetip özenle hareket etmesi gerektiğini, davalı vekilin dava konusu taşınmazların satışına ilişkin satış şartnamelerine binaların 36 ay sonra boşaltılacağına ve bu tarihten sonrası için alıcılara kira ödeneceğine dair koşulu, davacıya danışmadan ve vekalet veren davacıdan bu yönde talimat ya da olur almadan tek yanlı ve keyfi olarak koymakla yasal özen yükümlülüğünü ihlal ettiğini ve davacının zararına neden olduğunu,

c. Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının usul ve esasa aykırı olduğunu,

d.Dava konusu ihtilafla ilgili olarak davacı tarafından tesis edilen işlemde mevzuat hükümlerine aykırılık teşkil eden bir husus bulunmadığını beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Sonuç Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, usul ve kanuna uygun olup, hükme esas alınan bilirkişi raporunun olaya uygun ve içerik itibariyle yeterli ve inandırıcı olduğu ve yine taraflar arasındaki sözleşmede, davacının 29 60... Parsel ve 29 62... parsel sayılı taşınmazlardaki binaları ... Caddesindeki ... Kompleksi bitene kadar kullanmaya devam edeceğine ilişkin bir hükme yer verilmediği anlaşıldığından, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,

Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.12.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/225, K. 2025/4292, T. 10.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2025-225-e-2025-4292-k-31c78c2ea689