Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/1099 E. 2026/687 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1099
- Karar No
- 2026/687
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/49 E., 2025/102 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ereğli(Konya) 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/183 E., 2023/394 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde,müvekkilleri ile davalı arasında 11.09.2014 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ve 04.10.2015 tarihli ek sözleşme akdedildiğini, ek sözleşme ile 6 adedi müvekkilleri ve 6 adedi yüklenici tarafından belirlenecek toplam 12 dairenin müvekkiline verileceğinin kararlaştırıldığını, müvekkillerine verilecek dairelerden 1 tanesi dışında kalanların devir ve teslim edilmediğini, davalının iyi konumdaki daireleri satarak müvekkiline seçme hakkı bırakmadığını, sonrasında sözlü olarak anlaşılan dava konusu 11 adet dairenin tapusunun devri için davalıya 13.12.2018 tarihli ihtarname gönderildiğini, ancak davalının bu tarihten sonra da müvekkilini sürekli oyalayarak taşınmazları devretmediğini, ihtarname ile talep edilen taşınmazların bir kısmını üçüncü kişilere sattığını, kalanlar üzerinde de değerini aşan ipotekler bulunduğunu, belirtilen nedenlerle fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla 11 adet taşınmaz yönünden ipotek ve hacizlerden ari olanların müvekkili adına tapuya kayıt ve tesciline, mümkün olmaması halinde değeri en yüksek 6 adet ve en düşük 5 adet dairenin bedellerinin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, sözleşmede hangi dairelerin davacıya ait olacağına dair paylaşım yapılmadığını, ek sözleşmenin resmi şekilde yapılmadığını, müvekkiline ek ağır yükümlülükler getirdiğini ve buna göre 12 adet bağımsız bölüm yönünden anlaşmaya varıldığının kabul edilemeyeceğini, teslim süresi henüz dolmadığından temerrüt şartlarının gerçekleşmediğini, taraflar arasında anlaşma olmadığından ve yetkili olmayan kişi tarafından ihtarname gönderildiğinden davacının 13.12.2018 tarihli ihtarnamesinin hukuken sonuç doğurmayacağını, müvekkilinin 02.11.2018 tarihli ihtarı ve 31.12.2018 tarihli tapuya başvurusu ile davacılara taşınmazlarını devretmek istemesine rağmen davacıların teslim almaktan kaçındığını, davanın açılmasına müvekkilinin sebebiyet vermediğini ve kusur yüklenemeyeceğini beyanla davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile resmi şekilde düzenlenmiş sözleşmeye göre davacı arsa sahiplerinin arsaları üzerinde yapılacak 36 adet bağımsız bölümden 10 adet bağımsız bölümün davacılara teslim edileceğinin kararlaştırılacağı, sonrasında yapılan proje değişikliğiyle bağımsız bölüm sayısının 42'ye yükseldiği, taraflar arasında adi şekilde düzenlenmiş ek sözleşmenin şekle aykırılık sebebiyle geçersiz olduğu, sözleşmedeki paylaşım oranınına göre yapılan hesaplamada davacılara toplam 11,66 adet bağımsız bölümün teslimi gerekirken sadece 1 tanesinin davacıların talimatıyla üçüncü kişi adına tescil edildiği, dava tarihi itibariyle yüklenici adına kayıtlı olan 2 adet bağımsız bölümün sözleşme kapsamında davacılara devri gerekirken devrinin yapılmadığı, bu nedenle bu bağımsız bölümlerin davacılar adına tesciline karar verilmesi gerektiği, kalan 8,66 adet bağımsız bölüm yönünden fer'i talep gibi tazminata hükmedilmesi gerektiği, devri gereken bağımsız bölümler yüklenici ve arsa sahipleri sahipleri tarafından seçileceğinden yüklenicinin değeri en düşük bağımsız bölümleri, arsa sahiplerinin ise değeri en yüksek bağımsız bölümleri seçeceği, buna göre fer'i talep yönünden toplam 1.911.050,00 TL tazminat talep edebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, sözleşmeye konu işin tamamlanmış olması nedeniyle ek sözleşmenin geçersizliği ileri sürülemeyeceğinden tarafların hukuki durumunun ek sözleşme uyarınca belirlenmesi gerektiği, ancak mahkemece davacıların davalı yükleniciden toplam alacağı daire sayısının 11,66 olduğu kabulüne davacıların bir istinaf itirazı bulunmadığından mahkemece belirlenen 11,66 daire sayısına itibar edilmesi gerektiği, mahkemece yüklenici üzerine kayıtlı bağımsız bölümlerin tapusunun iptali ile davacılar adına tesciline ve davacı arsa sahipleri tarafından yükleniciden bağımsız bölüm satın alan üçüncü kişilerin kötüniyetli olarak yükleniciden arsa sahiplerine düşen daireleri aldığı iddia edilmediğine göre arsa sahiplerine isabet eden sair bağımsız bölümler yönünden yüklenicinin tazminat sorumluluğuna hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, ancak dava tarihinden önce davacı arsa sahipleri tarafından davalı yükleniciye karşı TBK'nın 117. maddesine uygun bir temerrüt ihtarı bulunmadığından hüküm altına alınan alacağa dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçeleriyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde, davanın tümden reddi gerektiğini, tapu iptal ve tescil şartlarının oluşmadığını, taraflar arasındaki resmi sözleşmede 10 bağımsız bölüm verileceğinin kararlaştırılmasına rağmen 11,66 adet bağımsız bölüm verilmesi gerektiği kabulünün hatalı olduğunu, sözleşmede davacılara verilecek bağımsız bölümlerin belirlenmediğini, müvekkilince noter ihtarı çekilerek tapuya başvurulmasına rağmen daireleri teslim almaya yanaşmayanın davacılar olduğunu, müvekkilinin davaya sebebiyet vermediğini, davacılar adına yetkisiz kişi tarafından ihtarda bulunulduğunu, temerrüt şartlarının oluşmadığını, teslim süresinin dolmadığını, tazminat talebi yönünden alacağın tamamının 3+1 daire bedeli üzerinden hesaplanmasının hatalı olduğunu, en düşük daire bedelleri gözetilmeden fazla alacağa hükmedildiğini, bilirkişi raporlarının hatalı olduğunu, yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden de kararın hatalı olduğunu, yargılamaya müvekkili tarafından sebebiyet verilmediğinden aleyhine yargılama giderine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, faiz ve başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, talepten fazlasına hükmedildiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptal ve tescil olmadığı taktirde tazminat istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.02.2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.