Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2025/7363 E. 2026/4186 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2025/7363
Karar No
2026/4186
Karar Tarihi

KANUN YARARINA BOZMA

Tehdit ve hakaret suçlarından sanık ...'nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 125/1, 125/4 ve 106/1-1. maddeleri uyarınca 3 ay 15 gün ve 6 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına ilişkin İstanbul Anadolu 64. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.03.2023 tarihli ve 2022/938 Esas, 2023/260 Karar sayılı kararına karşı, Adalet Bakanlığı'nın 15.12.2025 gün ve 94660652-105-34-3472-2025-KYB sayılı yazısı ile kanun yararına bozma ihbarında bulunulduğundan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 25.12.2025 gün ve 2025/150370 sayılı ihbarnamesiyle Dairemize gönderildiği,

MEZKUR İHBARNAMEDE;

Dosya kapsamına göre, inceleme konusu dosya ile inceleme dışı İstanbul Anadolu 37. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.11.2023 tarihli ve 2022/1019 esas, 2023/758 sayılı kararını kapsayan dosyanın birlikte değerlendirilerek zincirleme suç hükümleri uygulanması gerektiğinden bahisle kanun yararına bozma başvurusunda bulunulmuş ise de, inceleme konusu dosyada iddianamenin 15.09.2022 tarihinde düzenlendiği, inceleme dışı dosyada iddianamenin 14.05.2022 tarihinde düzenlendiği kaldı ki inceleme konusu İstanbul Anadolu 64. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.03.2023 tarihli kararının verildiği aşamada İstanbul Anadolu 37. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.11.2023 tarihli kararının halen derdest olduğu, mahsup edilebilecek kesinleşmiş bir kararın da bulunmadığı cihetle, inceleme dışı dosyanın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği, anılan karar hakkında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308/A maddesi kapsamında, Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan ret kararına itiraz başvurusunun merciince değerlendirilmesi gerektiği düşünülerek yapılan incelemede,

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 193/2. maddesinde yer alan “sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir.” ve anılan Kanun'un 195/1. maddesinde yer alan " Suç, yalnız veya birlikte adlî para cezasını veya müsadereyi gerektirmekte ise; sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Bu gibi hâllerde sanığa gönderilecek davetiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılır." şeklindeki düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, anılan suça ilişkin olarak savunma alınmadan mahkûmiyet hükmü kurulamayacağı halde, mahkemesince genel hükümler uyarınca yapılan yargılamada sanığın savunmasının alınmadığı ve bu şekilde savunma hakkının kısıtlandığı gözetilmeden, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde isabet görülmediğinden anılan kararın bozulması gerektiğinin ihbar olunduğu anlaşılmıştır.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

1.“Basit Yargılama Usûlünde İtiraz” başlıklı 252. maddesinin birinci ve karar tarihinde yürürlükte bulunan ikinci fıkrası ; “(1) 251. madde uyarınca verilen hükümlere karşı itiraz edilebilir. Süresi içinde itiraz edilmeyen hükümler kesinleşir. (2) İtiraz üzerine hükmü veren mahkemece duruşma açılır ve genel hükümlere göre yargılamaya devam olunur. Taraflar gelmese bile duruşma yapılır ve yokluklarında 223. madde uyarınca hüküm verilebilir. Taraflara gönderilecek davetiyede bu husus yazılır. Duruşmadan önce itirazdan vazgeçilmesi hâlinde duruşma yapılmaz ve itiraz edilmemiş sayılır.” şeklinde düzenlenmiştir.

2. 5271 sayılı Kanun'un 191. maddesinde duruşmaya başlanmasına ilişkin kurallar ile sanığın sorgusunun nasıl icra edileceğine ilişkin hükümlere yer verilmiş, 5271 sayılı Kanun'un 193/1. maddesinde, kanunun ayrık tuttuğu hâller saklı kalmak üzere, hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılamayacağı belirtilmekle kanunun ayrık tuttuğu hâllerden birine 5271 sayılı Kanun'un 252/2. maddesinde yer verilmiştir.

5271 sayılı Kanun'un 252. maddesi gereği, basit yargılama usûlüne göre verilen karara yönelik itiraz üzerine hükmü veren Mahkemece duruşma açılarak genel hükümlere göre yargılamaya devam edilmesi hâlinde, sanık gelmese de duruşma yapılabilecektir, ancak maddenin uygulanabilmesi için iki koşulun bir arada bulunması gerekmektedir. Bunlardan ilki, basit yargılama usûlünden itiraz üzerine genel yargılamaya devam edilmesi, ikinci koşul ise, sanığa gönderilecek davetiyeye gelmese de duruşmanın yapılacağı ihtarının yazılmış olmasıdır.

3. Bu açıklamalar ışığında inceleme konusu dava dosyasının değerlendirilmesinde; hükümlü hakkında tehdit ve hakaret suçlarından açılan kamu davasının basit yargılama usûlüne göre yürütüldüğü, hükümlü hakkında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik hükümlü tarafından süresinde itiraz edilmesi üzerine genel hükümlere göre duruşma açıldığı, bu bağlamda Mahkemece cezaevinde olan hükümlünün duruşmada hazır edilmesi için müzekkere yazıldığı, duruşma günü cezaevinde olmayan hükümlüye gelmese bile duruşmanın yapılacağı ve hüküm verileceği hususuna dair tebligat çıkarılmadığı anlaşılmıştır. Bu itibarla hükümlünün yokluğunda savunması alınmadan mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ihbar yazısı incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmüş olduğundan KABULÜ ile İstanbul Anadolu 64. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.03.2023 tarihli ve 2022/938 Esas, 2023/260 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (b) bendi uyarınca sonraki işlemlerin yerel mahkemece yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,13.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2025/7363, K. 2026/4186, T. 13.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2025-7363-e-2026-4186-k-1d51a84557cf