Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2026/3830 E. 2026/6790 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/3830
- Karar No
- 2026/6790
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/594 E., 2024/712 K. HÜKÜMLÜ : ... SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi ve 62/1. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 251/3. maddesi uyarınca 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, itiraz edilmeksizin 27.01.2025 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 04.12.2025 tarihli ve 2025/10443 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.12.2025 tarihli ve KYB - 2025/147440 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.12.2025 tarihli ve KYB - 2025/147440 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre; 1. Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 03.02.2014 tarihli ve 2013/23474 esas, 2014/2417 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere; 5271 sayılı Kanun'un 231/8. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi halinde, denetim süresi içinde dava zamanaşımının duracağı ve zamanaşımının denetim süresi içinde işlenen suçtan dolayı verilen mahkûmiyet kararının kesinleşmesi koşuluyla suçun işlendiği tarihte yeniden işlemeye başlayacağı,
Yine Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 03.12.2020 tarihli ve 2020/4267 esas, 2020/8564 karar sayılı ilâmında yer alan, "...Sanık hakkında verilen tedavi ve denetimli serbestlik kararının kesinleştiği 08.02.2010 tarihi ile ihlal sonrası dosyanın tensibinin yapıldığı 28.12.2012 tarihleri arasındaki zamanaşımının durma süreleri dikkate alındığında..." şeklindeki açıklamalar nazara alındığında,
Sanığın incelemeye konu 11.01.2009 tarihinde işlemiş olduğu kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde kabul etmek ve bulundurmak suçu için kanunda öngörülen cezanın türü ve yukarı sınırına göre, dava zamanaşımı süresinin 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e maddesi gereğince 8 yıl, anılan Kanun'un 67/4. maddesi uyarınca olağanüstü dava zamanaşımı süresinin ise 12 yıl olduğu, dava zamanaşımını kesen en son işlemin sanığın mahkumiyetine dair İstanbul Kapatılan 65. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.11.2015 tarihli kararı olduğu, sanık hakkında verilen ilk tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararın kesinleştiği 09.09.2009 tarihi ile ihlal bildirimi sonrası tensip işleminin yapıldığı 04.05.2010 tarihi arasında, ikinci tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararın kesinleştiği 26.04.2011 tarihi ile ihlal bildirimi sonrası tensip işleminin yapıldığı 30.06.2011 tarihi arasında ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 21.05.2012 tarihi ile denetim süresi içindeki ihbara konu suçun işlendiği 30.08.2012 tarihi arasında dava zamanaşımı süresinin duracağı, somut olayda dava zamanaşımını kesen veya durduran başkaca sebep bulunmadığı nazara alındığında, duran süreler (09.09.2009-04.05.2010, 26.04.2011-30.06.20 11... .05.2012-30.08.2012 tarihleri arasındaki sırasıyla 7 ay 27 gün, 2 ay 5 gün ve 3 ay 11 güne karşılık gelen süreler) olağanüstü dava zamanaşımı süresinin sonlanacağı 11.01.2021 tarihine eklendiğinde karar tarihi itibariyle dava zamanaşımı süresinin dolduğu gözetilmeden, kamu davasının düşmesi yerine yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde,
Kabule göre de;
2. Konuya ilişkin olarak 5271 sayılı Kanun'un 252/1. maddesinde, "251. madde uyarınca verilen hükümlere karşı itiraz edilebilir. Süresi içinde itiraz edilmeyen hükümler kesinleşir." şeklinde, aynı Kanun'un 7499 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önceki 252/2. maddesinde, "İtiraz üzerine hükmü veren mahkemece duruşma açılır ve genel hükümlere göre yargılamaya devam olunur. Taraflar gelmese bile duruşma yapılır ve yokluklarında 223. madde uyarınca hüküm verilebilir. Taraflara gönderilecek davetiyede bu husus yazılır. Duruşmadan önce itirazdan vazgeçilmesi hâlinde duruşma yapılmaz ve itiraz edilmemiş sayılır." şeklinde ve aynı Kanun'un 252/3. maddesinde, "Mahkeme, ikinci fıkra uyarınca hüküm verirken, 251. madde kapsamında basit yargılama usulüne göre verilen hükümle bağlı değildir. Ancak, itirazın sanık dışındaki kişiler tarafından yapıldığı hâllerde 251. maddenin üçüncü fıkrası uyarınca indirim uygulanır." şeklinde yerini bulan düzenlemeler birlikte nazara alındığında,
Somut olayda, sanık hakkında bozma ilâmı üzerine basit yargılama usulü uygulanmak suretiyle yargılama yapılarak 04.10.2022 tarihli kararın verilmiş olmasına ve anılan bu karara karşı sanık tarafından itiraz edilmiş olmasına rağmen, mahkemece genel yargılama usulünün uygulanması yerine yeniden basit yargılama usulü uygulanmasına karar verilmesinde ve bunun sonucu olarak sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 252/3-son maddesinde yerini bulan amir hüküm dikkate alınmaksızın anılan Kanun'un 251/3-son maddesi uygulanarak eksik ceza tayin edilmesinde, İsabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 11.01.2009 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturcu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığının 02.03.2009 tarihli ve 2009/4331 Soruşturma, 2009/2996 Esas, 2009/871 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, B. Sanık savunmasının 16.07.2009 tarihinde alındığı ve Beyoğlu 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 16.07.2009 tarihli ve 2009/523 Esas, 2009/1118 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK’nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/2. maddesi gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın 09.09.2009 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği, C. Üsküdar Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 15.03.2010 tarihli yazısı ile müdürlüğe başvurmadığının bildirilmesi üzerine, 04.05.2010 tarihinde tensip zaptı düzenlenerek Beyoğlu 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 15.03.2011 tarihli ve 2010/1428 Esas, 2011/297 Karar sayılı kararı ile, yeniden tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın 26.04.2011 tarihinde kesinleştiği,
D. Denetimli serbestlik tedbirine uymadığının bildirilmesi üzerine, 30.06.2011 tarihinde tensip zaptı düzenlenerek İstanbul 9. Sulh Ceza Mahkemesinin 05.04.2012 tarihli ve 2011/897 Esas, 2012/759 Karar sayılı kararı ile, TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi ve 62. maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın 21.05.2012 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği,
E. Sanığın denetim süresi içerisinde 30.08.2012 tarihinde işlediği kasten yaralama suçundan mahkûm edildiğinin ihbar edilmesi üzerine, İstanbul 65. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.11.2015 tarihli ve 2015/366 Esas, 2015/624 Karar sayılı kararı ile, hükmün açıklanmasına ve sanığın TCK' nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi ve 62/1. maddesi gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın temyiz kanun yoluna başvurduğu,
F. Dairemizin 24.06.2021 tarihli ve 2019/8786 Esas, 2021/8083 Karar sayılı kararı ile hükmün bozulmasına karar verilmesinden sonra, İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.10.2022 tarihli ve 2021/438 Esas, 2022/561 Karar sayılı kararı ile, sanığın TCK'nın 191/1. ve 62. maddeleri ile CMK'nın 251/3. maddesi uyarınca 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın karara itiraz ettiği,
G. İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 27.12.2024 tarihli ve 2022/594 Esas, 2024/712 Karar sayılı kararı ile, sanığın TCK'nın 191/1. ve 62. maddeleri ile CMK'nın 251/3. maddesi uyarınca 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 27.01.2025 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır.
H. Dosya kapsamına göre;
5237 sayılı TCK'nın 191/1. maddesi kapsamında işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunun TCK’nın 66/1-e maddesi gereğince 8 yıllık asli, TCK’nın 67/4. maddesi gereğince de 12 yıl kesintili zaman aşımı süresine tabi olduğu dikkate alındığında;
Sanığın atılı suçu 11.01.2009 tarihinde işlediği, zamanaşımı süresinin, sanık hakkında Beyoğlu 2. Sulh Ceza Mahkemesince verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tâbi tutulmasına dair kararın kesinleştiği 09.09.2009 tarihi ile mahkemece sanığın tedbire uymaması üzerine yeniden yargılamaya başladığı 04.05.2010 tarihi arasında durduğu, yargılamanın başladığı tarihte yeniden işlemeye başladığı, yine, Beyoğlu 2. Sulh Ceza Mahkemesince verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin devamına dair kararın kesinleştiği 26.04.2011 tarihi ile mahkemece sanığın tedbire uymaması üzerine yeniden yargılamaya başladığı 30.06.2011 tarihi arasında durduğu, aynı şekilde sanık hakkında verilen 05.04.2012 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 21.05.2012 tarihi ile denetim süresi içerisinde işlediği suç tarihi olan 30.08.2012 tarihi arasında dava zamanaşımı süresinin durduğu, denetim süresinde işlenen suçun tarihi olan 30.08.2012 tarihinden itibaren zamanaşımının yeniden işlemeye başladığı, zamanaşımını kesen ve durduran sürelerin hesaplanması sonucunda, suç tarihi olan 11.01.2009 tarihi ile hükmün açıklanarak mahkûmiyet kararının verildiği 27.12.2024 tarihleri arasında 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşıldığından, davanın düşmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi, Kabule göre de;
5271 sayılı Kanun'un 252/1. maddesinde, "251. madde uyarınca verilen hükümlere karşı itiraz edilebilir. Süresi içinde itiraz edilmeyen hükümler kesinleşir." şeklinde, aynı Kanun'un 7499 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önceki 252/2. maddesinde, "İtiraz üzerine hükmü veren mahkemece duruşma açılır ve genel hükümlere göre yargılamaya devam olunur. Taraflar gelmese bile duruşma yapılır ve yokluklarında 223. madde uyarınca hüküm verilebilir. Taraflara gönderilecek davetiyede bu husus yazılır. Duruşmadan önce itirazdan vazgeçilmesi hâlinde duruşma yapılmaz ve itiraz edilmemiş sayılır." şeklinde ve aynı Kanun'un 252/3. maddesinde, "Mahkeme, ikinci fıkra uyarınca hüküm verirken, 251 . madde kapsamında basit yargılama usulüne göre verilen hükümle bağlı değildir. Ancak, itirazın sanık dışındaki kişiler tarafından yapıldığı hâllerde 251. maddenin üçüncü fıkrası uyarınca indirim uygulanır." şeklinde yerini bulan düzenlemeler birlikte nazara alındığında,
Somut olayda, sanık hakkında bozma ilâmı üzerine basit yargılama usulü uygulanmak suretiyle yargılama yapılarak 04.10.2022 tarihli kararın verilmiş olmasına ve anılan bu karara karşı sanık tarafından itiraz edilmiş olmasına rağmen, mahkemece genel yargılama usulünün uygulanması yerine yeniden basit yargılama usulü uygulanmasına karar verilmesinde ve bunun sonucu olarak sanık hakkında 5271 sayılı CMK'nın 252/3 maddesinde yer alan amir hüküm dikkate alınmaksızın anılan Kanun'un 251/3 maddesi uygulanarak eksik ceza tayin edilmesi,
Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (d) bendi; "Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay Ceza Dairesi doğrudan hükmeder." şeklinde düzenlenmiş olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmekle, 5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.12.2024 tarihli ve 2022/594 Esas, 2024/712 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, C. 5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (d) bendi uyarınca bozma nedeninin cezanın kaldırılmasını gerektirdiği belirlendiğinden;
Hüküm fıkrasının; "sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE" şeklinde DEĞİŞTİRİLMESİNE, hukuka aykırılığın bu şekilde giderilmesine, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.05.2026 tarihinde karar verildi.