Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2025/5 E. 2026/3969 K. – Nitelikli Yağma

Konu: Nitelikli Yağma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2025/5
Karar No
2026/3969
Karar Tarihi
Konu
Nitelikli Yağma

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/3582 E., 2023/987 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : Yerel mahkeme kararı kaldırılarak kurulan mahkûmiyet kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Alanya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.09.2022 tarihli ve 2022/57 Esas, 2022/243 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86/2, 86/3-a maddeleri uyarınca 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

B. İstinaf Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 22.03.2023 tarihli ve 2022/3582 Esas, 2023/987 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kasten yaralama suçundan mahkûmiyete ilişkin hükmün 5271 sayılı Kanun'un 280/2-2 cümle gereğince kaldırılmasına, sanığın sübut bulan nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 149/1-a-d, 168/3, 62 maddeleri uyarınca 4 yıl 4 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanığın yağma kastı ile hareket etmediğine, yağma suçunun oluşmadığına,eksik inceleme ve araştırmaya dayalı hükmün bozulması ve sanığın beraatine karar verilmesi için, resen dikkate alınacak sebeplerle birlikte, kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatlarında sanığa ceza verilmesi için şüpheye yer vermeyecek şekilde eylemi gerçekleştirdiğinin ispatı gerekecektir.

Bu ispat için öncelikle suçun işlenip işlenmediği sonra bir olayın kanuni unsurlarının belirlendiği şekilde işlenip işlenmediği ve son olarak da sabit olan bu suçun sanık tarafından işlenip işlenmediğinin tartışılması ve kesin olarak ispatı gerekir. Tüm aşamalarda da şüpheden sanık yararlanır kuralının uygulanması gerekir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2017/6-1147 Esas, 2018/519 Karar sayılı ilâmlarında "... Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate ya da herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir..." şeklinde içtihatta bulunarak bu husus işaret etmişlerdir.

Yine Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/6-110 Esas, 465 Karar, 2016/6-1157 Esas, 2017/239 Karar sayılı ilâmlarında da aynı hususlar teyit edilmektedir.

Yani olayın oluşuna ilişkin şüpheli durum varsa burda da şüpheden sanık yararlanır kuralının uygulanması gerekecektir.

Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde, sanığın mağdurun babası olduğu, olay tarihinde sanığın aile fertlerinin ortak kullanımında olan aracın anahtarını mağdurdan istediği, anahtarı vermek istemeyen mağdur ile sanık arasında tartışma çıktığı ve sanığın mağdura kürekle ve bıçakla saldırdığı, mağdur babanın oğlunun sarhoş olması sebebi ile tartıştıklarına, aracını çocukları ile beraber ortak kullandıklarına dair beyanları gözetildiğinde, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanık tarafından uygulanan cebirin aracın anahtarının alımına yönelik olmadığı, aracın aile fertlerinin ortak kullanımında olması sebebi ile sanığın faydalanma kastının bulunmadığının değerlendirildiği, adli rapor ve beyanlar ile sabit olan kürekle ve bıçakla mağdura saldırma şeklinde gerçekleşen sanık tarafından yapılan cebir eyleminin aracın anahtarının alımına yönelik olmadığının anlaşılması karşısında, sanığın eyleminin silahla alt soya yönelik kasten yaralama suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek, yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanunun 302/2. maddesi gereği Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca, Yargıtay ilâmının Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,06.05.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2025/5, K. 2026/3969, T. 06.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2025-5-e-2026-3969-k-e58e32d20ed6