Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2024/5554 E. 2026/3940 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/5554
- Karar No
- 2026/3940
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/2261 E., 2024/1845 K. SUÇLAR : Başkasını bir malı teslimi veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılmak suretiyle yağma, hakaret HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, düşme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk derece Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 23.05.2023 tarihli ve 2022/224 Esas, 2023/167 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında yağma ve hakaret suçlarından, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-b maddesi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
B. İstinaf Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 15.05.2024 tarihli ve 2023/2261 Esas, 2024/1845 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusu neticesinde, beraat hükümlerinin kaldırılarak, sanık hakkında yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 148/1, 168, 62... . maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine; sanık hakkında hakaret suçundan, mağdurun şikâyetten vazgeçmesi nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 73/4 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri uyarınca kamu davasının düşmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık Müdafinin Temyiz İstemi Kararın usule ve hukuka aykırı olduğuna, mağdur beyanlarının çelişkili olduğuna, sanık hakkındaki beyanlarının aralarındaki husumet nedeniyle, atf-ı cürüm niteliğinde olduğuna, sanığın tüm aşamalarda istikrarlı şekilde benzer savunmada bulunduğuna, tanıklar ve iletişim tespiti (HTS) kayıtlarının sanığın beyanlarını doğruladığına, sanık hakkında aleyhe tek delilin mağdurun soyut ve çelişkili anlatımları olduğuna, sanığın atılı suçu işlemediğinin sabit, en azından tereddütlü olduğuna, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin uygulanması gerektiğine, re'sen göz önünde bulundurulacak sebeplerle birlikte, kararın bozulması ve sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir."
Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde, mağdur ve sanığın eski eş oldukları, aralarında husumet bulunduğu, mağdurun beyanında, sanığın kendisini darp etmek suretiyle parasını aldığını iddia ettiği, mağdurun basit tıbbi müdahale ile giderilir şekilde yaralandığının tespit edildiği, sanığın suçlamayı kabul etmediği olayda, Bölge Adliye Mahkemesince sanık hakkında; ilk derece mahkemesince verilen beraat hükümleri kaldırılarak, yağma suçundan mahkûmiyet, hakaret suçundan şikâyetten vazgeçme nedeniyle düşme hükmünün kurulduğunun anlaşılması karşısında, ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, tarafların arasında bulunan husumet, mağdurun çelişkili beyanları, sanığın tüm beyanlarında ısrarla suçlamayı kabul etmemesi, HTS kayıtlarının mağdurun beyanları ile uyumlu olmaması dikkate alındığında, mağdurun iddialarına ilişkin olarak, iddialarını destekleyen tarafsız tanık beyanı bulunmadığı gibi, sanığın yağma ve hakaret suçlarından mahkûmiyetini gerektirecek her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından, sanığın eyleminin kasten yaralama suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek, yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanunun 302/2. maddesi gereği tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,06.05.2026 tarihinde karar verildi.