Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2024/4590 E. 2026/2469 K. – Birden Fazla

Konu: Birden Fazla Kişi Tarafından Silahla Yağma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2024/4590
Karar No
2026/2469
Karar Tarihi
Konu
Birden Fazla Kişi Tarafından Silahla Yağma

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/3739 E. 2024/1668 K. SUÇ : Birden fazla kişi tarafından silahla yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Yapılan ön inceleme neticesinde; suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Antalya Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.10.2023 tarihli, 2023/87 Esas ve 2023/183 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a-c, 31/3, 62/1 maddeleri uyarınca 5 yıl 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, karar verilmiştir.

B. İstinaf Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 23.05.2024 tarihli ve 2023/3739 Esas, 2024/1668 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında İlk Derece Mahkemesince nitelikli yağma suçundan kurulan hükme yönelik suça sürüklenen çocuk müdafiinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine, karar verilmiştir.

II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Suça Sürüklenen Çocuk Müdafinin Temyiz İstemi Müvekkilinin yağma suçuna iştirak etmediği, telefonu aldığının kabulü halinde ise basit hırsızlık suçundan sorumlu tutulması gerektiği, yağma suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı, müvekkilinin eylemi ile bıçak çeken kişinin eyleminin birbiriyle ilişkili olmadığı, telefon hırsızlığı olayıyla bıçak çekip sweet isteme olaylarının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, faili meçhul şüpheli şahıs hakkındaki dosya ile birleştirilerek karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin suça sürüklenen çocuk tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği, dosya kapsamında eksik incelemenin bulunmadığı anlaşıldığından, suça sürüklenen çocuk müdafinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde düzeltme nedeni dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. 03.10.2024 tarihinde 32681 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 14 üncü maddesinde düzenlendiği şekliyle 04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince görevlendirilen vekile bu tarife uyarınca vekalet ücreti ödenip ödenmeyeceğine yönelik istemle ilgili olarak Avukatlık Kanunu’nun ‘‘Avukatlık ücret tarifesinin hazırlanması’’ başlıklı 168 inci maddesi, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un ‘‘müdafii ve vekil ücreti’’ başlıklı 13 üncü maddesi ve ilgili mevzuat birlikte değerlendirildiğinde şu sonuca varılmaktadır. Avukatlık Kanunu’nun 168 inci maddesinin verdiği yetkiye göre Avukatlık Ücret Tarifesi serbest avukatlık sırasında yargı yerlerindeki işlemlerle diğer işlemlerden alınacak asgari ücreti belirleyen tavsiye niteliğindeki idari bir işlemdir. Ceza ve güvenlik tedbirleri ile ceza usul kuralları anayasa ile teminat altına alınmış hak ve özgürlüklere müdahale teşkil ettiğinden ancak kanunlarla düzenlenebilirler. İdare bu hak ve özgürlüklere müdahale teşkil edecek hususlarda kanuna dayanmayan hiçbir düzenlemede bulunamaz. Baro tarafından görevlendirilmek suretiyle müdafilik ve vekillik ceza usul mevzuatımızda yer alan bir müessese olup Avukatlık Kanunu’nun 168 inci maddesinin düzenleme ya da müdahale yetkisi verdiği serbest avukatlığa ilişkin bir müessese değildir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 150/1,3, 4 ve 333 üncü maddeleri ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 13 üncü ve 14 üncü maddelerinin verdiği yetkiye göre Adalet Bakanlığının düzenleme yapabilmesine yönetmelik çıkarabilmesine müsaade edilmiştir. Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince, soruşturma ve kovuşturma makamlarının istemi üzerine Baro tarafından görevlendirilen müdafi ve vekile, görevin ifasından doğan masraflar hariç avukatlık ücret tarifesinden ayrık olarak Türkiye Barolar Birliğinin görüşü alınarak Maliye ve Adalet bakanlığı tarafından birlikte tespit edilip Adalet bakanlığı bütçesinden ödenecektir. Sonuç olarak; baroca görevlendirilen müdafii ve vekillerin ücretlerini belirleme hak ve yetkisi Avukatlık Kanunu’nun 168. maddesinin idareye verdiği yetkiye dayanılarak düzenlenecek bir husus olmayıp 2023-2024 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesindeki baroca atanan müdafii ve vekillerin ücretlerine müdahale teşkil eden düzenlemenin yasal dayanağı bulunmamaktadır. Ayrıca yargılama giderleri kapsamında bulunan son tarifeye göre belirlenen bu vekalet ücreti sanığın beraati halinde hazineye, sanığın mahkûmiyeti veya hükmün açıklamasının geri bırakılması kararı verilmesi halinde ise katılan lehine sanığa yasal dayanağı olmayan bir vekalet ücretinin yükletilmesine neden olacaktır. Bu hususun kanuni zemini bulunmadığından idarenin işlemi ile de yani Adalet Bakanlığı genelgesi ile de düzeltilmesi mümkün değildir. Açıklanan nedenlerle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince, soruşturma ve kovuşturma aşamasında görevlendirilen katılan vekiline 21.09.2023 tarihinde 32316 sayılı sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 14 üncü maddesinde düzenlendiği şekliyle vekalet ücreti takdir edilmesi mümkün olmadığı gözetilmeden yazılı şekilde katılan lehine vekalet ücretine hükmedilmesi, hukuka aykırı görülmüş ise de bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.

III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesince sanığın mahkumiyetine yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair hükmünün, 5271 sayılı Kanun 'un 302/2-4. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediği ve aynı Kanun'un 303/1. Maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, Antalya Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.10.2023 tarihli, 2023/87 Esas ve 2023/183 Karar sayılı kararının vekalet ücretine yönelik (4) nolu paragrafındaki "Yürürlüğe giren AAÜT hükümleri doğrultusunda katılan mağdur için CMK'dan görevlendirilen vekil ücreti 29.800 TL'den kovuşturma için ödenmiş veya ödenecek ücretin mahsubu ile kalan kısmın Hazineden alınarak Katılan mağdur ...'e verilmesine," yönelik kısım hükümden çıkarılarak, diğer paragraflar buna göre teselsül ettirilerek ve hükmün diğer kısımları aynen korunmak suretiyle, Tebliğname'ye aykırı olarak oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Antalya Çocuk Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7.Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 30.03.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2024/4590, K. 2026/2469, T. 30.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2024-4590-e-2026-2469-k-9d91498bcb44