Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2024/2462 E. 2026/4608 K. – Nitelikli Yağma

Konu: Nitelikli Yağma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2024/2462
Karar No
2026/4608
Karar Tarihi
Konu
Nitelikli Yağma

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/3536 E., 2023/3466 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk derece ... ... 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.06.2023 tarihli ve 2022/528 Esas, 2023/410 Karar sayılı kararı ile sanıkların nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-c,168/3-2, 62... . maddeleri uyarınca ayrı ayrı 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına, aynı Kanun'un 58. maddesi uyarınca sanık ...'un hapis cezasının ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.

B. İstinaf ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 30.11.2023 tarihli ve 2023/3536 Esas, 2023/3466 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, eksik inceleme ile karar verildiğine, adil yargılanma ile suçta ve cezada şahsilik ilkelerinin ihlal edildiğine, müştekinin çelişkili ve şüphe içeren kolluk ifadesine itibar edilerek ceza verildiğine, sanığın lehine olan maddi delillerin dikkate alınmadığına, sanığın olaya iştiraki bulunmamasına rağmen yalnızca olay yerinde bulunması sebebiyle cezalandırıldığına, olay yerinin işlek bir yer olmasına rağmen kamera ve tanık araştırması yapılmadığına, sanıkların olay yerinden kaçmadığına, lehe hükümler uygulanmadan karar verildiğine, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

2. Sanık ...'ın Temyiz İstemi Katılanın aşamalarda çelişkili beyanlarda bulunduğuna, beş kişi tarafından darpedildiğini iddia eden katılana ilişkin adli tıp raporunda yaralanmanın yalnızca çiziklerden oluştuğunun ve basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olduğunun belirtildiğine, katılanın iddialarının hayatın olağan akışına aykırı olduğuna ve maddi delillerle örtüşmediğine, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin ihlal edildiğine, katılanın çelişkili beyanlarına itibar edilerek mahkûmiyet kararı verilmesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiğine, cezaların şahsiliği ilkesinin ihlal edildiğine, katılanın beyanlarında telefonunun alan kişinin diğer sanık ... olduğunu belirttiğine, beraat kararı verilmesi aksi halde lehe hükümlerin uygulanmasının gerektiğine ilişkindir.

3. Sanık ... Müdafinin Temyiz İstemi Kararın hakkaniyete, usul ve yasaya aykırı olduğuna, mahkemenin gerekçesinin hatalı olduğuna, katılanın çelişkili ve aşamalarda değişen beyanlarına itibar edilerek mahkûmiyet kararı verildiğine, adli hekim raporunun katılanın iddialarını doğrulamadığına, katılanın iddialarının hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, sanığa gerçeğe aykırı olarak suç isnadında bulunulduğuna, suçun unsurlarının oluşmadığına, mahkûmiyete yeterli her türlü şüpheden uzak somut delil bulunamadığına, suçu kabul etmemekle birlikte etkin pişmanlık hükümleri hatalı uygulanarak fazla ceza tayin edildiğine, değer azlığı hükümlerinin uygulanmasının gerektiğine, 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin uygulanmasının hatalı olduğuna, eksik inceleme ile karar verildiğine, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

4. Sanık ... ve Müdafinin Temyiz İstemi Mahkûmiyete yeterli her türlü şüpheden uzak somut delil bulunamadığına, eksik inceleme ile karar verildiğine, kendisine gerçeğe aykırı olarak suç isnat edildiğine, kamera görüntüleri incelenmeden karar verildiğine, kendisini savunma imkanı verilmediğine, sanıklardan yalnızca ...'ı tanıdığına, diğer sanıkları ve mağduru tanımadığına, olayı tanık olarak dahi görmediğine, kararın adil olmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe 5271 sayılı Kanun'un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, ... ... 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.02.2022 tarihli ve 2020/317 Esas, 2022/68 Karar sayılı kararıyla sanıklar ... ve ... hakkında verilen beraat hükümleri ile sanıklar ... ve ... hakkında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 27.04.2022 tarihli ve 2022/1188 Esas, 2022/1346 Karar sayılı kararıyla beraat eden sanıklar yönünden eyleminin sabit olması sebebiyle mahkumiyet kararı verilmesinin gerektiği, mahkum olan sanıklar hakkında ise eksik inceleme ile karar verilmesi gerekçeleri ile hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e-f maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Bölge Adliye Mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde sanığın temyiz hakkını ortadan kaldırılmasına yol açabildiği, Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler de bulunarak Bölge Adliye Mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. Maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir. (Ömer Oral [GK], B. No: 2023/33667, 9/1/2025, § …).

Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir: 1.İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması, 2.Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. .......... Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir. Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak Bölge Adliye Mahkemesinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:2025/197).

1. Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 27.04.2022 tarihli ve 2022/1188 Esas, 2022/1346 Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen ... ... 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.06.2023 tarihli ve 2022/528 Esas, 2023/410 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükmün bozulmasına karar verilmesi,

2. Sanıklar hakkındaki dava ile aynı eylem sebebiyle yargılanan ve dairemizin 2025/6860 Esas sayılı kararı ile temyiz incelemesi sonucu aynı gerekçe ile bozulmasına karar verilen dosya dışı sanık ... hakkındaki dava arasında fiili ve hukuki irtibat bulunması sebebiyle birlikte görülmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.

III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanıklar ..., ..., ... müdafileri, sanıklar ... ve ...'ın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 01.06.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2024/2462, K. 2026/4608, T. 01.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2024-2462-e-2026-4608-k-058a25d64d88